Bu kitabı inceleyebilmek için gerçekten “normal” bir ruh halinde bulunmak kitaba saygısızlık olur. Melankolik ve durgun bir anda okunmalı. Soluksuz okudum, tabi bunda çevirmen Avi Padro’nun etkisi yadsınamaz. Her şey öykü/ roman yazarı Arturo Bandini’nin harika bir aşk hikayesi tasarlayabilmesi aranıp dururken geldiği bir barda başlıyor. Orada Hayatının aşkı garson kız Carmilla Lopez ile tanışıyor. Egoist ve kendini gerçekleştirmek isteyen bu adamın aşık olmasıyla yumuşayışını ve kabuğunu kırışını okuyoruz. Hikayenin ortalarında dahil olan karakterler ise aslında kilit noktası ve bize aşka sevilmeye dair çok gerçekçi, çarpıcı detaylar sunuyor. Yarım kalmışlık hissi, hayatın içinden dertleri, yalnızlıkların sevgisizliklerin insanları sürükledikleri hayatları da görüyoruz. Bolca “karma felsefesi” içeriyor. Mutsuz sonlara alışkın bünyeleri derinden etkileyecek adeta bir erkeğin başucu kitabı niteliğinde. Bukowski’nin “bu adam benim tanrım” dediği yazarın bu romanını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.