Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.036
Gösterim
Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758441068
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ask The Dust
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım. Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsızedilemeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama "Angel's Flight"ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim, Camilla'nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım. Chares Bukowski
160 syf.
Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum. Ama gece gece içimde açıp yeniden okuma hevesi. Fante ile tanışmam Bukowski sayesinde oldu. (Mehmed Uzun u Yaşar Kemal sayesinde tanıdığım gibi) Bukowski Fante den " Tanrım " diye bahseder ve başucu yazarıdır. Tabi durum böyle olunca okunmalı Fante diyorsunuz. Okuduğum ilk kitabı. Arturo Bandini büyük bir yazar olmak isteyen egoist ve sefalet içinde çırpınan bir adamdır. Saplantılı ve platonik bir şekilde sevdiği garson kız Camilla da başka birine aşıktır. Okuduğumda kıskanmadım değil hani :) böyle güzel sevebilir, sevilebilir mi insan? İronilerle dolu bazen hüzünlendiren bazen gülümseten ve çoğu zaman sorgulatan bir kitap. Aralarda Bukowski okur gibi hissettim ki zaten kitabın önsözünü yazan Bukowski, Fante den etkilendiğini söylüyor. Bazen de Bandini nin zavallığı ve sefaleti, Knut Hamsun un Açlık kitabını anımsatıyor. Yeraltı edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak anılan Fante, üslup olarak onlardan daha seviyeli. Sürekli küfürler etmiyor. Çok severek okuduğum ve önerebileceğim bir yazar.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ağır spoiler içerir...
Hitler’in canı cehenneme!Bandini romanını yazsın yeter...
Polonya zor durumdaymış ona ne?
Bandini romandan para kazansın yeter...
Savaşların, ölümlerin canı cehenneme!
Bandini ünlü olsun yeter...
Romanından başka her şey , herkes, tüm gündem abesle iştigal...
Bandini Nobel alsın yeter...

Ucuz bir taklit...
Ne yazar ne âşık...
Ne balık ne de kuş...
Beş para etmeyen...
Hiçbir işe yaramayan bir yazar müsveddesi Arturo...
Her sözü palavra...
Bütün o nüanslar, muhteşem diyaloglar, parlak şiirsellik hep palavra...
Öfkeyle örselediği sözcükler ve anası peri, babası keşiş bir yalancıdan başkası olmayan Arturo...
Düşük bütçe ile aşk yaşamak ister.
Masrafsız bir sevgili peşinde koşar.
......................
Evet Tanrı’yla başı beladadır hep çünkü Nietzsche’ yi okumuş ve onu öldürmüştür.
Günahkâr Arturo...
Affedilebilir değil ölümcül günahlar işleyip suçunu hem matematiksel hem felsefî hem de psikolojik olarak hesaplayabilen ve bunları inkar etmeyen sefil günahkâr...
Tövbe et Bandini...
Çok geç olmadan tövbe et...
Duaları ağzında toza dönüşen günahkâr...
Dumanlı kentin puslu çocuğu :)) Arturo...
.......................
İster katil ol!
İster barmen!
İster yazar!
Ne olduğunun önemi yok!
Neyin sarhoşusun?
Viskinin mi?
Elemin mi?
Hepimizin ortak kaderi, hepimizin sonu aynı : Ölüm...
O yüzden :
Dua et...
Ayinlere git...
Adaklar ada...
Mum yak...
Ve bir mucize için dua et...
.........................
“Sen bir hiçsin!
Bense bir zamanlar biri olmuş olabilirim. “
Ah hayat!
Buruk ve tatlı trajedi !
Hayata, Tanrı’ya, kaderine isyankâr bu arabesk ruhlu Bandini hayattan ve Tanrı’dan intikamını daktilonun başında kiliseye söverek alır. Bu kara yürekli ve kendini ölümsüz sanan şövalye evrile evrile romanın sonunda herkesin fâni olduğunu kabullenmek zorunda kalır.
..................
“Roman sandığın şey bir gübre yığını olabilir, yakmak gerek.
Onları yazanları da mürekkep ve kalemden ve de daktilodan uzak tutmak şarttır.” diyen
Bandini kendini överken diğer yazmaya çalışanları da aşığalamaktan geri kalmaz!
.................
“Önce ateş et !
Kimi öldürdüğüne sonra bakarsın!”
Eğer hayatın ilkesi bu ise erkeklerin erkek olması için silahını kuşanıp siper alması gerek...
Ama bu denli onursuz erkeği kim ne yapsın?
Yazar olmak, adam olmak, erkek olmak, inançlı olmak, değerli olmak arasında sıkışan bir adamın hikâyesi....
160 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Arkadaşlarımın şiddetli tavsiyeleri ile okumaya başladığım ilk Fante kitabı. Eserinde kullandığı dil gerçekten çok akıcı ve sizi içine çekiyor. Sanki en sıkıcı şeyden bile bahsetse sizi sıkmayacakmış gibi duruyor. Tabii Bukowski'nin bu kadar sevdiği bir yazar olması da sizi kendine çekiyor ve biraz etkiliyor.
Yazar olma çabası içinde yoksul bir adam olan Arturo Bandini'nin, bir kıza aşık olması, onunla yaşadıkları ve zamanla yazarlık yolundaki durumunu anlatan bir eser.
160 syf.
Arturo Bandini, histeri nöbetleriyle, yazar olma aşkı ve hayaliyle, geçim sıkıntısıyla, Tanrıyla olan savaşıyla, insan ilişkilerindeki mücadelesiyle, Camilla' ya olan tutkusuyla, manevi olarak hissettiği ailesi baskısıyla, kibriyle, egosu ve savurganlığıyla yine karşımızda. Arturo' nun yediği portakalların kokusu, Hellfrick manyağının pişirdiği biftek kokuları kitaptan yüzüne doğru gelir insanın.

Arkadaşların daha önce söylediği gibi, Arturo Bandini karakteri 4 kitapta geçen karakterdir. Fakat 4 kitap birbirinden bağımsız ve sırasız okunabilir. Bahara Kadar Bekle Bandini' de; Arturo' nun erkek kardeşleri ve annesi vardır, babası evi terk etmiştir, Arturo okul çağındadır. Los Angeles Yolu' nda; sadece kız kardeşi ve annesi vardır, babası ölmüştür, Arturo yazar olma hevesi olan bir delikanlıdır. Toza Sor' da; hiçbir kardeşten bahsedilmemiştir, anne ve babası hayattadır ve Arturo artık hikayeleri yayınlanan bir yazardır. Bunker Tepesi Düşleri' ni henüz okumadım. Bu tip farklılıklar olsa da sırasız okunduğunda bir eksiklik/ kopukluk hissedileceğini sanmıyorum, çünkü Arturo Bandini her zaman Arturo Bandini' dir.

Los Angeles Yolu kitabından sonra okuduğum için Arturo' nun öfkesinin ve karakterinin biraz yumuşadığını fark ettim. Los Angeles Yolu' ndaki Arturo daha sertti.

Arturo' yla Hellfrick manyağı arasındaki süt meselesine geldiğimde gülme krizlerine engel olamadığım için kitabı bitirmem bir gün sarktı.

Camilla' ya da acayip içerledim. Camilla +18 bir atasözümüzü anımsatıyor bana. Neyse onu yazmayayım. Ama namussuz Arturo öyle bir anlatıyor ki Camilla' nın her hareketini, ben de aşık olacaktım az daha :)

-- spoiler ---

Her hareketi, boynunun hafifçe dönüşü, önlüğünün altında kabaran iri göğüsleri, yatağın üstündeki zarif elleri, bütün bunlar fena halde rahatsız ediyordu beni. Tatlı ve acı veren bir ağırlık beni uyuşukluğa itiyordu. Ve sesinin tınısı; zaptedilmiş, müstehzi, kanıma ve kemiklerime işleyen sesi.

-- spoiler ---

Genelde Bukowski sayesinde tanışılmış Fante' yle. Fante sayesinde tanışanlardan olayım Bukowski ' yle.

Daha hırçın, daha sert, itlik, serserilik peşinde olan Bandini için Los Angeles Yolu' nu da okumanızı tavsiye ederim.
160 syf.
·1 günde·8/10
John fante'den okuduğum ilk kitap oldu. Hep okumak isteyip de okuyamadigim bir kitapti. Yazar olma hayalleri kurup parasizlikla mücadele eden Arthur Bandini’nin hikayesi ben çok beğenerek okudum. Arthur Bandini bu isim hep aklımda kalacak. Yeraltı edebiyatı tarzı yazılmış okunmaya deger bir kitap.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Bukowski'nin tanrısıdır Fante...Yazar olmak isteyen Bandini ve aşkı Camilla...Birbirinden beslenen iki zıt insanın birbirini tamamlama hikayesi..
160 syf.
·2 günde·10/10
''Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsız edilmeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama Angel's Flight'ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını düşlemeyi severdim. Hemen her gün oradan geçerdim.'' diyerek Fante'ye olan hayranlığını dile getirmiş Bukowski.Bende hayran kaldım Fante'ye,şanssız, bahtsız, cesaretli adam...Tüm sefaletine rağmen yazar olma hayalleri kuruyor Bandini ve o sırada Camilla ile tanışıyor ona tutkulu bir şekilde aşık oluyor... Fakat Camilla'da ondan nefret eden,bir başka adama aşık ve bu adam verem hastası, son günlerini yaşıyor....Onun da hayali yazar olmak... Camilla bu veremli adam için Bandini'den yardım istiyor, onun yazdıklarını düzeltmesini,ona yardım etmesini talep ediyor ve Bandini tüm egoistliğine ve kabalığına rağmen bu teklifi kabul ediyor... Çünkü aşkı egosuna galip geliyor. İlk başlarda Bandini'nin kaba tavırları canımı sıktı fakat;aşk girince bir adamın kalbine nasıl da yumuşayıp, merhametli hale gelebileceğini gördüm ve Bandini'yi takdir ettim. Camilla'ya ise ara sıra kızdım doğrusu... Yeraltı edebiyatı tarzında yayılmasına rağmen tek bir küfür içermemesi de gözümden kaçmadı.Tavsiye ederim...
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Arturo Bandini. Ne balık ne de bir kuş.

tanrıya inancını yitirmeye başlayan ancak ateist olduğu için tanrıdan özür dileyecek kadar içine işlemiş, öğretilmiş bir tanrı figürüne sahip -yine bana göre suçlayacak/sığınacak bir kavrama duyduğu ihtiyaç sebebiyle tam olarak bırakamaz tanrıyı- ve zina yaptığı için tüm şehrin cezalandırıldığını düşünecek kadar dev bir ego ya da derin bir masumiyet.
Portakaldan başka yiyecek bir şeyi olmayan, açlıktan süt çalmayı düşünen ama bunu kendine yediremeyen (çalmayacaktı canım, sadece yazacağı bir roman için bir deneyim yaşayacaktı!), kadınlara karşı aşırı utangaç yanını dört bir tarafını sarmış olan komik yazar egosu ile gizlemeye çalıştıkça daha da batan Arturo Bandini’yi sevmemek olur mu hiç? :)
mutluluk arayışı ya da aramayışı ise hayret verici, ilgi çekici; fakat belki hakkındaki en güzel şey ise bu kadar farklı olmasına rağmen içimizdeki parçalardan meydana gelmesi.
Arturo’yu anlamak için tek bir kitap (toza sor) yetmez. Onu anlamak için diğer tüm kitapları okumak gerekir. Eline para geçtiğinde çılgınca ve boşvermişçe alışveriş yapmasına bayılıyorum. Özellikle Sammy’e yazdığı bir mektup var ki aklıma geldikçe okurum. “küçük orospu bu gece buradaydı; biliyorsun sammy, şu harikulade vücutlu, beyinsiz meksikalı.” Diye başlar. :)
Yaklaşık tüm kitapları okumam 1.5 ayımı aldı ve kitaplar bitince düştüğüm boşluğu sanırım anlatamam.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum ilk john fante kitabı, john fante’yi Bukowski sayesinde tanıdım aslında. 1000k da iletilerini görünce dayanamayıp ulaştım ona. Bukowskiyle de bir çok benzer noktaları var Fant ‘nin de dili çok akıcı ve anlaşılır Bukowski gibi öykülerini satarak geçinmeye çalışması satamadığı zamanlarda aç ve sefil oluşu. Hatunlarla aralarındaki ilişkisizlik .

Kitabı okuduktan sonra aklıma gelen bir şey var. Kitap kahramanın Camilla ya ya aşkı Camilla nın başkasına olan karşılıksız aşkı acaba Camilla’ya nın aşkı karşılıklı olsaydı kahramanımız yine bu kadar güzel sevebilir miydi Camilla’yı yine bu kadar fedakarlık yapar mıydı onun için.Severek okuduğum güzel bir kitap oldu.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Bir virüs gibi!!! Kesinlikle bulaşıcı mükemmel bir hastalık. Asla iyileşmek istemeyeceğiniz bir hastalık. Arturo Bandini’yim ben... Hayatıma ‘ Tanrım ateist olduğum için beni bağışla ama Nietzsche yi okudun mu? Ne kitap!’ Sözleri ile giren çıkmasını istemediğim bir yazar Fante. Akıcı dili ile resmen edebiyata farklı ve yenileyici bir soluk getirmiş. Bukowski’nin tanrısı. Okuyunca anlıyorum ne demek istediğini. Nietzsche’yi bu kadar sevmesi de artı bir puan benim için kesinlikle okuyun. Arturo Bandini’ye sevgilerle....
160 syf.
·Puan vermedi
Kitabı okumaya çok merak ederek başladım, kitabın kısalığı bendeki merakı daha da artırdı. Cümleleri, betimlemeleri çok samimiydi, kitapta geçenleri sanki bana karşımda çocukluk arkadaşım anlatıyormuş gibi hissettim. Camilla! beni hem etkiledi hem kızdırdı ama kendine göre o da hakkıydı. Bandini ise ümidini hiç kaybetmedi kitabın sonuna kadar iyi bir yazar olmak için uğraştı sıkıntılı günlerinde bile yoksulluğuna isyan etmedi yazdı ve yine yazdı bir taraftan da Camilla için elinden gelen herşeyi yaptı. Kitabın sonunda ise Camilla için yapılacak hiç birşey kalmamıştı onu bilen sadece sonu gelmez tozdan kum tepeleriydi...
160 syf.
·Beğendi·10/10
Eğer Bukowski olmasaydı büyük olasılıkla Fante unutulup gidecekti. ve bizde Arturo Bandini'yi hiç tanımayacaktık. Çok büyük bir eksikliği bilmeden ölüp gidecektik. Toza Sor herşeyi ile okumaya değer. Hem sadeliği hemde anlatma üslubu ile bizi kendine bağlıyor. Noktasından virgülüne kadar okunmayı hak eden bir kitap.
"Bazen bir fikir zararsızca odada uçuşuverirdi. Minik, beyaz bir kuş gibi. Kötü değildi niyeti. Tek isteği bana yardımcı olmaktı zavallı kuşun. Ama onu daktilonun tuşları ile örseler, canına okurdum ve ellerimde ölürdü."
''Ölüler hayata döner mi? Kitaplar hayır diyor, gece evet diye haykırıyor. ''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758441068
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ask The Dust
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım. Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsızedilemeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama "Angel's Flight"ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim, Camilla'nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım. Chares Bukowski

Kitabı okuyanlar 809 okur

  • Sedat Gözen
  • G.p
  • Gökay çömlekçioğlu
  • Bilgehan Çökük
  • Oğuzhan Tekin
  • Ümran Ilter
  • Razvan
  • Tahir Karakoç
  • gece
  • Onurkan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%23.3
25-34 Yaş
%42.5
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%5.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.4
Erkek
%54.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.4 (110)
9
%28.8 (92)
8
%22.2 (71)
7
%9.4 (30)
6
%3.1 (10)
5
%1.3 (4)
4
%0.6 (2)
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları