Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3)John Fante

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.260
Gösterim
Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758441068
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ask The Dust
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım. Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsızedilemeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama "Angel's Flight"ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim, Camilla'nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım. Chares Bukowski
Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum. Ama gece gece içimde açıp yeniden okuma hevesi. Fante ile tanışmam Bukowski sayesinde oldu. (Mehmed Uzun u Yaşar Kemal sayesinde tanıdığım gibi) Bukowski Fante den " Tanrım " diye bahseder ve başucu yazarıdır. Tabi durum böyle olunca okunmalı Fante diyorsunuz. Okuduğum ilk kitabı. Arturo Bandini büyük bir yazar olmak isteyen egoist ve sefalet içinde çırpınan bir adamdır. Saplantılı ve platonik bir şekilde sevdiği garson kız Camilla da başka birine aşıktır. Okuduğumda kıskanmadım değil hani :) böyle güzel sevebilir, sevilebilir mi insan? İronilerle dolu bazen hüzünlendiren bazen gülümseten ve çoğu zaman sorgulatan bir kitap. Aralarda Bukowski okur gibi hissettim ki zaten kitabın önsözünü yazan Bukowski, Fante den etkilendiğini söylüyor. Bazen de Bandini nin zavallığı ve sefaleti, Knut Hamsun un Açlık kitabını anımsatıyor. Yeraltı edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak anılan Fante, üslup olarak onlardan daha seviyeli. Sürekli küfürler etmiyor. Çok severek okuduğum ve önerebileceğim bir yazar.
arturo'nun savurganlığına bayılıyorum ben bu kitapta. iki gün önce parasızlıktan sadece portakal yiyebilen adamımız eline üç beş dolar geçince o paraı çarçur ederek öyle güzel vakit geçiriyor ki kitabı her okuyuşumda saçma sapan bir öykünme başgösteriyor bende. sanki onbeşi olunca maaşı biralarını dahi tam olarak içmedeiğim izbe bir barda bahşis olarak bırakacakmışım da o mutluluğu yaşayabilecekmişim gibi. oysa arturo'nun motivasyonu mutluluk değil kelimenin tam da anlamıyla paranın "kıymetini" hiç bilmemesi ve bunda bir sorun görmemesi. işte bu hiç birimizin yakalayamayacağı muhteşem bir his olsa gerek.

--- spoiler ---

kitabı birden fazla okuyup, filmini seyretmiş olsam da (ki filmi pek beğenmedim) iki küçük nokta var tam olarak aydınlatamadığım; birincisi sammy ile carmilla arasında olan bitenler, sammy'de birden başlayan carmilla nefreti arkasında yatan olay, ikincisi de deprem mevzusunun hikayeye ne gibi bir katkıda bulunduğu, fante'nin buna neden yer verdiği...

--- spoiler ---

mis gibi kitaptır. toz değil portakal kokar.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.814 Oy)8.105 beğeni25.907 okunma618 alıntı126.163 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.044 Oy)17.421 beğeni39.343 okunma2.090 alıntı164.691 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.953 Oy)3.477 beğeni11.657 okunma1.038 alıntı47.471 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.432 Oy)8.380 beğeni22.738 okunma1.428 alıntı105.069 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.976 Oy)12.428 beğeni31.632 okunma2.742 alıntı132.028 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.501 Oy)5.779 beğeni15.172 okunma2.195 alıntı78.214 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.004 Oy)3.064 beğeni9.381 okunma4.006 alıntı84.856 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.794 Oy)7.329 beğeni20.504 okunma678 alıntı79.136 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.034 Oy)7.299 beğeni19.761 okunma3.152 alıntı116.041 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.232 Oy)5.345 beğeni18.070 okunma687 alıntı91.889 gösterim
Toza Sor, John Fante'nin Arturo Bandini'yi anlattığı dizisinin 3. basamağı. Bu serüvende ilkin Bahara Kadar Bekle Bandini, ardından Los Angeles Yolu, Toza Sor ve son adımda da Bunker Tepesi Düşleri'nin okunması önerilse de sıralama çok da önemli değildir. O yüzden ilk kitap elimde olmasına rağmen Fante'nin sihirli kalemiyle tanışma kitabım Toza Sor olsun istedim. Okumaya başladıktan sonra bir anda John Fante en sevdiğim yazarlardan ve Toza Sor okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oluverdi. Bir de Arturo Bandini edebiyat dünyasının en unutulmaz ve başarıyla kaleme alınmış karakterlerinden birisi bence. Neden hak ettiği üne kavuşmamış diye düşünmeden edemedim. Muhteşem bir kitap, müthiş bir karakter. Fante basit bir dille sarsıcı etkiye sahip bir kitap yazmış. Oyuna başvurmadan şiirsellikle bezemiş cümleleri. Kelimeleri ustalıkla bir araya getirip muhteşem duygu betimlemeleri yaratmış. Arturo Bandini'nin sarsıcı aşkını, nefretini, acısını, mutluluklarını, hüznünü, çaresizliğini, ruhsal değişimlerini, hayata bakışını, felsefesini kalbimin en derinlerinde hissettim. Ve tüm bu duyguları doruklarda yaşarken yazarın harikulade anlatımıyla keyiflendim. Bazı paragrafları tekrar tekrar okudum, o kadar güzeller ki. Tabii Avi Pardo da her çeviride olduğu gibi yine harika. Yeraltı severler zaten bayılır ama sevmeyenlere de hitap edebilecek bir eser. Bukovski'nin "Fante benim Tanrım" demesine şaşmamak gerek.
Arkadaşlarımın şiddetli tavsiyeleri ile okumaya başladığım ilk Fante kitabı. Eserinde kullandığı dil gerçekten çok akıcı ve sizi içine çekiyor. Sanki en sıkıcı şeyden bile bahsetse sizi sıkmayacakmış gibi duruyor. Tabii Bukowski'nin bu kadar sevdiği bir yazar olması da sizi kendine çekiyor ve biraz etkiliyor.
Yazar olma çabası içinde yoksul bir adam olan Arturo Bandini'nin, bir kıza aşık olması, onunla yaşadıkları ve zamanla yazarlık yolundaki durumunu anlatan bir eser.
John fante'den okuduğum ilk kitap oldu. Hep okumak isteyip de okuyamadigim bir kitapti. Yazar olma hayalleri kurup parasizlikla mücadele eden Arthur Bandini’nin hikayesi ben çok beğenerek okudum. Arthur Bandini bu isim hep aklımda kalacak. Yeraltı edebiyatı tarzı yazılmış okunmaya deger bir kitap.
Bukowski'nin tanrısıdır Fante...Yazar olmak isteyen Bandini ve aşkı Camilla...Birbirinden beslenen iki zıt insanın birbirini tamamlama hikayesi..
Dün gece bu kitabi bitirip kapatınca uzun süre yıldızlara bakıp Camilla’yı düşündüm. Neden Camilla!! neden..... ve yanagimdan süzüldü yaşlar. Karşılıksız bir aşk ve bahtsız bir adam. Arturo Bandini dünyanin en büyük yazarı olacağına bütün kalbiyle inan serseri , hayalperest bir yazar. Ve onun saplantı haline getirdiği aşkı Camilla. Camilla için çok fedakarlık yapar son kuruşlarını bile harcar. Üstelik beklentisiz ama Camilla hep çekip gider . Yalın ve çok derin bir kitap. Üstelik duygusal ve naif bir kitap. Kitabi bitirince kitabın kapağını oksama isteği...:)) Sammy , Arturo’ ya Meksikalı’ya sert davran onlar sert erkeklerden
hoslanır dese bile Arturo hep Camilla’ya iyi davranir. Bir erkek ancak bu kadar güzel sevebilir... Yeraltı edebiyatına ait bir kitap olmasına rağmen içinde hiç küfür barındırmaz. Ve Bukowski Fante’yi Tanrısı kabul ettiği halde Fante ne çok fazla icki içer ne de Bukowski kadar seks tutkunudur. Ve artık bu kitap benim başucu kitabimdir her kapağını açtığımda gözlerimin nemlenmesine sebep olan kitabim. .. Mutlaka okuyun Arturo Bandini’yi....
''Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsız edilmeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama Angel's Flight'ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını düşlemeyi severdim. Hemen her gün oradan geçerdim.'' diyerek Fante'ye olan hayranlığını dile getirmiş Bukowski.Bende hayran kaldım Fante'ye,şanssız, bahtsız, cesaretli adam...Tüm sefaletine rağmen yazar olma hayalleri kuruyor Bandini ve o sırada Camilla ile tanışıyor ona tutkulu bir şekilde aşık oluyor... Fakat Camilla'da ondan nefret eden,bir başka adama aşık ve bu adam verem hastası, son günlerini yaşıyor....Onun da hayali yazar olmak... Camilla bu veremli adam için Bandini'den yardım istiyor, onun yazdıklarını düzeltmesini,ona yardım etmesini talep ediyor ve Bandini tüm egoistliğine ve kabalığına rağmen bu teklifi kabul ediyor... Çünkü aşkı egosuna galip geliyor. İlk başlarda Bandini'nin kaba tavırları canımı sıktı fakat;aşk girince bir adamın kalbine nasıl da yumuşayıp, merhametli hale gelebileceğini gördüm ve Bandini'yi takdir ettim. Camilla'ya ise ara sıra kızdım doğrusu... Yeraltı edebiyatı tarzında yayılmasına rağmen tek bir küfür içermemesi de gözümden kaçmadı.Tavsiye ederim...
Arturo Bandini. Ne balık ne de bir kuş.

tanrıya inancını yitirmeye başlayan ancak ateist olduğu için tanrıdan özür dileyecek kadar içine işlemiş, öğretilmiş bir tanrı figürüne sahip -yine bana göre suçlayacak/sığınacak bir kavrama duyduğu ihtiyaç sebebiyle tam olarak bırakamaz tanrıyı- ve zina yaptığı için tüm şehrin cezalandırıldığını düşünecek kadar dev bir ego ya da derin bir masumiyet.
Portakaldan başka yiyecek bir şeyi olmayan, açlıktan süt çalmayı düşünen ama bunu kendine yediremeyen (çalmayacaktı canım, sadece yazacağı bir roman için bir deneyim yaşayacaktı!), kadınlara karşı aşırı utangaç yanını dört bir tarafını sarmış olan komik yazar egosu ile gizlemeye çalıştıkça daha da batan Arturo Bandini’yi sevmemek olur mu hiç? :)
mutluluk arayışı ya da aramayışı ise hayret verici, ilgi çekici; fakat belki hakkındaki en güzel şey ise bu kadar farklı olmasına rağmen içimizdeki parçalardan meydana gelmesi.
Arturo’yu anlamak için tek bir kitap (toza sor) yetmez. Onu anlamak için diğer tüm kitapları okumak gerekir. Eline para geçtiğinde çılgınca ve boşvermişçe alışveriş yapmasına bayılıyorum. Özellikle Sammy’e yazdığı bir mektup var ki aklıma geldikçe okurum. “küçük orospu bu gece buradaydı; biliyorsun sammy, şu harikulade vücutlu, beyinsiz meksikalı.” Diye başlar. :)
Yaklaşık tüm kitapları okumam 1.5 ayımı aldı ve kitaplar bitince düştüğüm boşluğu sanırım anlatamam.
Okuduğum ilk john fante kitabı, john fante’yi Bukowski sayesinde tanıdım aslında. 1000k da iletilerini görünce dayanamayıp ulaştım ona. Bukowskiyle de bir çok benzer noktaları var Fant ‘nin de dili çok akıcı ve anlaşılır Bukowski gibi öykülerini satarak geçinmeye çalışması satamadığı zamanlarda aç ve sefil oluşu. Hatunlarla aralarındaki ilişkisizlik .

Kitabı okuduktan sonra aklıma gelen bir şey var. Kitap kahramanın Camilla ya ya aşkı Camilla nın başkasına olan karşılıksız aşkı acaba Camilla’ya nın aşkı karşılıklı olsaydı kahramanımız yine bu kadar güzel sevebilir miydi Camilla’yı yine bu kadar fedakarlık yapar mıydı onun için.Severek okuduğum güzel bir kitap oldu.
"Dünya bir tozdan geliyordu ve yine toz olacaktı." Bu yüzden toza sormak lazım Arturo Bandini'nin yazgısını. Onun her anında yanında olan, dili olsa konuşup ağlayacak o toza.
Yalnız ve ateist bir adam Bandini. Bir gün büyük bir yazar olabileceği hayaliyle hayata bir köşesinden tutunmaya çalışıyor. Bazen acı çekiyor, yoruluyor, bıkıyor. Ama umut hep var. Her şey bu hayalin uğruna. Ve çekilen çile kutsal. Peki sonra ne oluyor ?

Herkesin sevemeyeceği, anlayamayacağı, hissedemeyeceği, Bukowski'nin tanrılaştıracak kadar benimsediği, çok başka bir üslup kullanabilecek kabiliyette bir adam Fante. Çok kıymet verdiğim bir insanın Bukowski sevgisi üzerine kendisinden biraz çekindiğim için bir bilinmeze atladım ve Fante'den başladım. Sonraki ilk durağım Bukowski olacak hiç şüphesiz. Zira anladım ki bu adam bana istediğim derinliği, sarkastik fikirleri, anlamında kaybolacağım cümleleri verebilir. Yine söylüyorum herkesin hazmedeceği şekilde değil gerçekten belli bir kesimin kabul edeceği yazarlar bunlar. Kesimden kastım önyargısızlık, topluma bağnazlık derecesinde bağlı olmamaktan bahsediyorum yanlış anlaşılma olmasın. Bu yüzdendir ki alın okuyun, mutlaka deneyin demeyeceğim. Ama şu kadar net ki benim efsanelerim arasında yerini aldı bile. En az Charles kadar kıymet verdim ona. Aramakla bulamadığım "o" eserlerden biri oldu. Henüz hiçbir kitapta görmediğim bambaşka üslubu ve yarattığı hislerle işte budur dedim.

Kitaptaki parasızlık bana Knut Hamsun'un açlık romanını anımsattı. Orada karakterimiz yazar olma hayaliyle ve yazdıklarıyla geçiniyordu. Sonra Dostoyevski'yi düşündüm, çektiklerini. Ve hiçbir zaman verdiği emeğin karşılığını, hak ettiği değeri göremeyeşini. Bir kez daha üzüldüm ona. Ve Camilla.. Ah Camilla.. Umarsızlığı ve inadıyla benim gözümde bir başka Kürk Mantolu Madonna o. Her bir detayıyla toza sor benim en kıymetlilerimden oldu, tekrar tekrar okuyacaklarımdan..
Kitabı okumaya çok merak ederek başladım, kitabın kısalığı bendeki merakı daha da artırdı. Cümleleri, betimlemeleri çok samimiydi, kitapta geçenleri sanki bana karşımda çocukluk arkadaşım anlatıyormuş gibi hissettim. Camilla! beni hem etkiledi hem kızdırdı ama kendine göre o da hakkıydı. Bandini ise ümidini hiç kaybetmedi kitabın sonuna kadar iyi bir yazar olmak için uğraştı sıkıntılı günlerinde bile yoksulluğuna isyan etmedi yazdı ve yine yazdı bir taraftan da Camilla için elinden gelen herşeyi yaptı. Kitabın sonunda ise Camilla için yapılacak hiç birşey kalmamıştı onu bilen sadece sonu gelmez tozdan kum tepeleriydi...
Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzsche'yi okudun mu? Ne kitap!
"Bazen bir fikir zararsızca odada uçuşuverirdi. Minik, beyaz bir kuş gibi. Kötü değildi niyeti. Tek isteği bana yardımcı olmaktı zavallı kuşun. Ama onu daktilonun tuşları ile örseler, canına okurdum ve ellerimde ölürdü."
''Ölüler hayata döner mi? Kitaplar hayır diyor, gece evet diye haykırıyor. ''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758441068
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ask The Dust
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım. Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsızedilemeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama "Angel's Flight"ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim, Camilla'nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım. Chares Bukowski

Kitabı okuyanlar 610 okur

  • Nuh Erdem Can
  • Leva
  • Kişisel Manifesto
  • Duygu Erkoç
  • Ozan Baran DİLEK
  • Şevin SEMİZ
  • Gamze kurt
  • Uğur
  • Latif Yat
  • Nedra Nani

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%23.3
25-34 Yaş
%42.5
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%5.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.4
Erkek
%54.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34 (86)
9
%27.3 (69)
8
%22.9 (58)
7
%10.3 (26)
6
%2.8 (7)
5
%1.6 (4)
4
%0.8 (2)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları