Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.956
Gösterim
Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758441068
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ask The Dust
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım. Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsızedilemeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama "Angel's Flight"ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim, Camilla'nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım. Chares Bukowski
Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum. Ama gece gece içimde açıp yeniden okuma hevesi. Fante ile tanışmam Bukowski sayesinde oldu. (Mehmed Uzun u Yaşar Kemal sayesinde tanıdığım gibi) Bukowski Fante den " Tanrım " diye bahseder ve başucu yazarıdır. Tabi durum böyle olunca okunmalı Fante diyorsunuz. Okuduğum ilk kitabı. Arturo Bandini büyük bir yazar olmak isteyen egoist ve sefalet içinde çırpınan bir adamdır. Saplantılı ve platonik bir şekilde sevdiği garson kız Camilla da başka birine aşıktır. Okuduğumda kıskanmadım değil hani :) böyle güzel sevebilir, sevilebilir mi insan? İronilerle dolu bazen hüzünlendiren bazen gülümseten ve çoğu zaman sorgulatan bir kitap. Aralarda Bukowski okur gibi hissettim ki zaten kitabın önsözünü yazan Bukowski, Fante den etkilendiğini söylüyor. Bazen de Bandini nin zavallığı ve sefaleti, Knut Hamsun un Açlık kitabını anımsatıyor. Yeraltı edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak anılan Fante, üslup olarak onlardan daha seviyeli. Sürekli küfürler etmiyor. Çok severek okuduğum ve önerebileceğim bir yazar.
Arkadaşlarımın şiddetli tavsiyeleri ile okumaya başladığım ilk Fante kitabı. Eserinde kullandığı dil gerçekten çok akıcı ve sizi içine çekiyor. Sanki en sıkıcı şeyden bile bahsetse sizi sıkmayacakmış gibi duruyor. Tabii Bukowski'nin bu kadar sevdiği bir yazar olması da sizi kendine çekiyor ve biraz etkiliyor.
Yazar olma çabası içinde yoksul bir adam olan Arturo Bandini'nin, bir kıza aşık olması, onunla yaşadıkları ve zamanla yazarlık yolundaki durumunu anlatan bir eser.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.293 Oy)19.056 beğeni43.361 okunma3.023 alıntı182.853 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.541 Oy)8.826 beğeni28.691 okunma836 alıntı139.580 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.414 Oy)3.915 beğeni12.964 okunma1.193 alıntı52.943 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.275 Oy)9.241 beğeni25.608 okunma1.824 alıntı118.644 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.711 Oy)13.408 beğeni34.518 okunma3.410 alıntı145.987 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.007 Oy)6.352 beğeni16.798 okunma2.896 alıntı86.029 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.448 Oy)8.026 beğeni22.772 okunma826 alıntı89.718 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.349 Oy)3.440 beğeni10.499 okunma5.229 alıntı95.425 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.651 Oy)5.757 beğeni19.656 okunma836 alıntı101.138 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.468 Oy)7.869 beğeni21.373 okunma3.997 alıntı129.284 gösterim
John fante'den okuduğum ilk kitap oldu. Hep okumak isteyip de okuyamadigim bir kitapti. Yazar olma hayalleri kurup parasizlikla mücadele eden Arthur Bandini’nin hikayesi ben çok beğenerek okudum. Arthur Bandini bu isim hep aklımda kalacak. Yeraltı edebiyatı tarzı yazılmış okunmaya deger bir kitap.
Arturo Bandini, histeri nöbetleriyle, yazar olma aşkı ve hayaliyle, geçim sıkıntısıyla, Tanrıyla olan savaşıyla, insan ilişkilerindeki mücadelesiyle, Camilla' ya olan tutkusuyla, manevi olarak hissettiği ailesi baskısıyla, kibriyle, egosu ve savurganlığıyla yine karşımızda. Arturo' nun yediği portakalların kokusu, Hellfrick manyağının pişirdiği biftek kokuları kitaptan yüzüne doğru gelir insanın.

Arkadaşların daha önce söylediği gibi, Arturo Bandini karakteri 4 kitapta geçen karakterdir. Fakat 4 kitap birbirinden bağımsız ve sırasız okunabilir. Bahara Kadar Bekle Bandini' de; Arturo' nun erkek kardeşleri ve annesi vardır, babası evi terk etmiştir, Arturo okul çağındadır. Los Angeles Yolu' nda; sadece kız kardeşi ve annesi vardır, babası ölmüştür, Arturo yazar olma hevesi olan bir delikanlıdır. Toza Sor' da; hiçbir kardeşten bahsedilmemiştir, anne ve babası hayattadır ve Arturo artık hikayeleri yayınlanan bir yazardır. Bunker Tepesi Düşleri' ni henüz okumadım. Bu tip farklılıklar olsa da sırasız okunduğunda bir eksiklik/ kopukluk hissedileceğini sanmıyorum, çünkü Arturo Bandini her zaman Arturo Bandini' dir.

Los Angeles Yolu kitabından sonra okuduğum için Arturo' nun öfkesinin ve karakterinin biraz yumuşadığını fark ettim. Los Angeles Yolu' ndaki Arturo daha sertti.

Arturo' yla Hellfrick manyağı arasındaki süt meselesine geldiğimde gülme krizlerine engel olamadığım için kitabı bitirmem bir gün sarktı.

Camilla' ya da acayip içerledim. Camilla +18 bir atasözümüzü anımsatıyor bana. Neyse onu yazmayayım. Ama namussuz Arturo öyle bir anlatıyor ki Camilla' nın her hareketini, ben de aşık olacaktım az daha :)

-- spoiler ---

Her hareketi, boynunun hafifçe dönüşü, önlüğünün altında kabaran iri göğüsleri, yatağın üstündeki zarif elleri, bütün bunlar fena halde rahatsız ediyordu beni. Tatlı ve acı veren bir ağırlık beni uyuşukluğa itiyordu. Ve sesinin tınısı; zaptedilmiş, müstehzi, kanıma ve kemiklerime işleyen sesi.

-- spoiler ---

Genelde Bukowski sayesinde tanışılmış Fante' yle. Fante sayesinde tanışanlardan olayım Bukowski ' yle.

Daha hırçın, daha sert, itlik, serserilik peşinde olan Bandini için Los Angeles Yolu' nu da okumanızı tavsiye ederim.
Bukowski'nin tanrısıdır Fante...Yazar olmak isteyen Bandini ve aşkı Camilla...Birbirinden beslenen iki zıt insanın birbirini tamamlama hikayesi..
''Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsız edilmeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama Angel's Flight'ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını düşlemeyi severdim. Hemen her gün oradan geçerdim.'' diyerek Fante'ye olan hayranlığını dile getirmiş Bukowski.Bende hayran kaldım Fante'ye,şanssız, bahtsız, cesaretli adam...Tüm sefaletine rağmen yazar olma hayalleri kuruyor Bandini ve o sırada Camilla ile tanışıyor ona tutkulu bir şekilde aşık oluyor... Fakat Camilla'da ondan nefret eden,bir başka adama aşık ve bu adam verem hastası, son günlerini yaşıyor....Onun da hayali yazar olmak... Camilla bu veremli adam için Bandini'den yardım istiyor, onun yazdıklarını düzeltmesini,ona yardım etmesini talep ediyor ve Bandini tüm egoistliğine ve kabalığına rağmen bu teklifi kabul ediyor... Çünkü aşkı egosuna galip geliyor. İlk başlarda Bandini'nin kaba tavırları canımı sıktı fakat;aşk girince bir adamın kalbine nasıl da yumuşayıp, merhametli hale gelebileceğini gördüm ve Bandini'yi takdir ettim. Camilla'ya ise ara sıra kızdım doğrusu... Yeraltı edebiyatı tarzında yayılmasına rağmen tek bir küfür içermemesi de gözümden kaçmadı.Tavsiye ederim...
Arturo Bandini. Ne balık ne de bir kuş.

tanrıya inancını yitirmeye başlayan ancak ateist olduğu için tanrıdan özür dileyecek kadar içine işlemiş, öğretilmiş bir tanrı figürüne sahip -yine bana göre suçlayacak/sığınacak bir kavrama duyduğu ihtiyaç sebebiyle tam olarak bırakamaz tanrıyı- ve zina yaptığı için tüm şehrin cezalandırıldığını düşünecek kadar dev bir ego ya da derin bir masumiyet.
Portakaldan başka yiyecek bir şeyi olmayan, açlıktan süt çalmayı düşünen ama bunu kendine yediremeyen (çalmayacaktı canım, sadece yazacağı bir roman için bir deneyim yaşayacaktı!), kadınlara karşı aşırı utangaç yanını dört bir tarafını sarmış olan komik yazar egosu ile gizlemeye çalıştıkça daha da batan Arturo Bandini’yi sevmemek olur mu hiç? :)
mutluluk arayışı ya da aramayışı ise hayret verici, ilgi çekici; fakat belki hakkındaki en güzel şey ise bu kadar farklı olmasına rağmen içimizdeki parçalardan meydana gelmesi.
Arturo’yu anlamak için tek bir kitap (toza sor) yetmez. Onu anlamak için diğer tüm kitapları okumak gerekir. Eline para geçtiğinde çılgınca ve boşvermişçe alışveriş yapmasına bayılıyorum. Özellikle Sammy’e yazdığı bir mektup var ki aklıma geldikçe okurum. “küçük orospu bu gece buradaydı; biliyorsun sammy, şu harikulade vücutlu, beyinsiz meksikalı.” Diye başlar. :)
Yaklaşık tüm kitapları okumam 1.5 ayımı aldı ve kitaplar bitince düştüğüm boşluğu sanırım anlatamam.
Okuduğum ilk john fante kitabı, john fante’yi Bukowski sayesinde tanıdım aslında. 1000k da iletilerini görünce dayanamayıp ulaştım ona. Bukowskiyle de bir çok benzer noktaları var Fant ‘nin de dili çok akıcı ve anlaşılır Bukowski gibi öykülerini satarak geçinmeye çalışması satamadığı zamanlarda aç ve sefil oluşu. Hatunlarla aralarındaki ilişkisizlik .

Kitabı okuduktan sonra aklıma gelen bir şey var. Kitap kahramanın Camilla ya ya aşkı Camilla nın başkasına olan karşılıksız aşkı acaba Camilla’ya nın aşkı karşılıklı olsaydı kahramanımız yine bu kadar güzel sevebilir miydi Camilla’yı yine bu kadar fedakarlık yapar mıydı onun için.Severek okuduğum güzel bir kitap oldu.
Kitabı okumaya çok merak ederek başladım, kitabın kısalığı bendeki merakı daha da artırdı. Cümleleri, betimlemeleri çok samimiydi, kitapta geçenleri sanki bana karşımda çocukluk arkadaşım anlatıyormuş gibi hissettim. Camilla! beni hem etkiledi hem kızdırdı ama kendine göre o da hakkıydı. Bandini ise ümidini hiç kaybetmedi kitabın sonuna kadar iyi bir yazar olmak için uğraştı sıkıntılı günlerinde bile yoksulluğuna isyan etmedi yazdı ve yine yazdı bir taraftan da Camilla için elinden gelen herşeyi yaptı. Kitabın sonunda ise Camilla için yapılacak hiç birşey kalmamıştı onu bilen sadece sonu gelmez tozdan kum tepeleriydi...
Eğer Bukowski olmasaydı büyük olasılıkla Fante unutulup gidecekti. ve bizde Arturo Bandini'yi hiç tanımayacaktık. Çok büyük bir eksikliği bilmeden ölüp gidecektik. Toza Sor herşeyi ile okumaya değer. Hem sadeliği hemde anlatma üslubu ile bizi kendine bağlıyor. Noktasından virgülüne kadar okunmayı hak eden bir kitap.
Fante'nin yazar olmak isteyen Arturo Bandini'nin maceralarını kaleme aldığı bu kitabını okuduğunuzda sanki Bukowski ile birlikte kaleme aldıklarını düşünürsünüz. Bukowski, Fante için o benim tanrımdır demiş ve kitaplarını onun tarzında yazdığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Ondan etkilenmesi kitaplarının yapısının hemen hemen aynı olmasıyla açıklanıyor. Kitapta geçen Arturo Bandini'yi, Henry Chaniski karakteriyle karşılaştırdığımızda birçok ortak yönlerinin olduğunu da söyleyebiliriz. Bu kitap aslında benim için mutlaka okunması gereken kitaplardan değil ama okunduğunda da bir şey kaybedilmeyen türden bir kitap. Yazar yeraltı edebiyatını akıcı ve sağlam bir dille kitapta işliyor. Kısaca özetlemek gerekirse kitabın kahramanı Bandini, yazar olmak için ailesinden uzaklaşır ve bir otel odasına yerleşir. Ondan sonra küçük dergilerde hikayeleri yayınlanır ve Camillia adında bir kıza olan aşkını konu alır. Kitapta sevmediğim taraf Bandini'nin sağlam bir karakterinin olmaması yani yeri geldiğinde inançsız yeri geldiğinde de inançlı olması ve sevdiği kızla olan diyalogları da bana çok saçma geldi. Tabi yeraltı yazarı olduğu zaman bunlar pek önemli değil ama Bukowskinin tanrım dediği adamdan çok daha iyi yazdığını düşünüyorum. Belki okuyacak olan arkadaşlar büyük bir beklenti içinde olmadan başlasalar kitap onlara daha güzel gelecektir. Fante'in okuduğum ilk ve son kitabı olacak sanırım.. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Hafiften ağlamaklıyım. Ah be Bandini! Sen toza sor demişsin neler yaşadığımı, peki biz kime soralım okurken ki o ciğerimizin yanmasını. Ama helal olsun sana. Ancak bu kadar güzel sevilebilir.
Onun yüreği altından bir pınar, onun yüreği çölde başıboş bir rüzgar. O eski model Ford'u Camilla sever diye aldın değil mi? Zaten o köpeği alışından belliydi ona ne kadar değer verdiğin. Ama ne buldun karşılığında Bandini? Söyle bana. Avuçların kum dolu şimdi. Değdi mi? Diye sorsam. Evet dersin hemen. Pes etmek bilmeyen bir aşıksın.

Öyle uzun uzun inceleme yazmak istemiyorum. Mükemmel, mükemmel. Mükemmel. ÇOK NAİF HEMDE ÇOK.
Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzsche'yi okudun mu? Ne kitap!
"Bazen bir fikir zararsızca odada uçuşuverirdi. Minik, beyaz bir kuş gibi. Kötü değildi niyeti. Tek isteği bana yardımcı olmaktı zavallı kuşun. Ama onu daktilonun tuşları ile örseler, canına okurdum ve ellerimde ölürdü."
''Ölüler hayata döner mi? Kitaplar hayır diyor, gece evet diye haykırıyor. ''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9758441068
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ask The Dust
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç kavgalar ederdik. Bazen ona, "Bana orospu çocuğu deme! Bandini'yim ben, Arturo Bandini" diye bağırırdım. Fante benim Tanrı'mdı ve Tanrı'ların rahatsızedilemeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama "Angel's Flight"ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim, Camilla'nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım. Chares Bukowski

Kitabı okuyanlar 685 okur

  • İrem Karaca
  • Burak Kanık
  • Huriye Koç Çolak
  • ayse ozkan
  • Koray Aker
  • Feyza Danış
  • MaGeLLaN
  • Ayça İrem Cangür
  • M.Raşit Vardar
  • Gamze Kütük

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%23.3
25-34 Yaş
%42.5
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%5.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.4
Erkek
%54.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.3 (100)
9
%26.1 (74)
8
%23 (65)
7
%9.9 (28)
6
%3.2 (9)
5
%1.4 (4)
4
%0.7 (2)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları