Toza Sor (Arthur Bandini Destanı #3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
17892
Gösterim
Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441068
Orijinal adı:
Ask The Dust
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Bukowski'nin "Benim Tanrımdı" dediği yazarın başyapıtı...

Charles Bukowski gençlik yıllarında kütüphanede tesadüfen kitaplarını keşfettiği Fante'yi hiç unutmamış. Tanınmış bir yazar olunca, Fante'yi keşfinden 39 yıl sonra, 80'li yıllarda, kitaplarını basan yayınevine önermiş. Fante hayattayken kitaplarının yeniden basıldığını görmüş.

Charles Bukowski, "Fante benim Tanrı'mdı" diyor Toza Sor'un önsözünde. John Fante gerçekten de iyi bir yazar. Kendi yaşamından yola çıkarak yazıyor eserlerini. Toza Sor'da yazarlık yaşamının, gençliğinin ilk yıllarını anlattığı dörtlemesinin en tanınmış romanı. Çölde bir toz bulutuna kapılıp giden muhteşem bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Toza Sor'u okuduğunuzda gerçekçi anlatımı sizleri de etkileyecek ve Bukowski'ye hak vereceksiniz.
160 syf.
Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum. Ama gece gece içimde açıp yeniden okuma hevesi. Fante ile tanışmam Bukowski sayesinde oldu. (Mehmed Uzun u Yaşar Kemal sayesinde tanıdığım gibi) Bukowski Fante den " Tanrım " diye bahseder ve başucu yazarıdır. Tabi durum böyle olunca okunmalı Fante diyorsunuz. Okuduğum ilk kitabı. Arturo Bandini büyük bir yazar olmak isteyen egoist ve sefalet içinde çırpınan bir adamdır. Saplantılı ve platonik bir şekilde sevdiği garson kız Camilla da başka birine aşıktır. Okuduğumda kıskanmadım değil hani :) böyle güzel sevebilir, sevilebilir mi insan? İronilerle dolu bazen hüzünlendiren bazen gülümseten ve çoğu zaman sorgulatan bir kitap. Aralarda Bukowski okur gibi hissettim ki zaten kitabın önsözünü yazan Bukowski, Fante den etkilendiğini söylüyor. Bazen de Bandini nin zavallığı ve sefaleti, Knut Hamsun un Açlık kitabını anımsatıyor. Yeraltı edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak anılan Fante, üslup olarak onlardan daha seviyeli. Sürekli küfürler etmiyor. Çok severek okuduğum ve önerebileceğim bir yazar.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ağır spoiler içerir...
Hitler’in canı cehenneme!Bandini romanını yazsın yeter...
Polonya zor durumdaymış ona ne?
Bandini romandan para kazansın yeter...
Savaşların, ölümlerin canı cehenneme!
Bandini ünlü olsun yeter...
Romanından başka her şey , herkes, tüm gündem abesle iştigal...
Bandini Nobel alsın yeter...

Ucuz bir taklit...
Ne yazar ne âşık...
Ne balık ne de kuş...
Beş para etmeyen...
Hiçbir işe yaramayan bir yazar müsveddesi Arturo...
Her sözü palavra...
Bütün o nüanslar, muhteşem diyaloglar, parlak şiirsellik hep palavra...
Öfkeyle örselediği sözcükler ve anası peri, babası keşiş bir yalancıdan başkası olmayan Arturo...
Düşük bütçe ile aşk yaşamak ister.
Masrafsız bir sevgili peşinde koşar.
......................
Evet Tanrı’yla başı beladadır hep çünkü Nietzsche’ yi okumuş ve onu öldürmüştür.
Günahkâr Arturo...
Affedilebilir değil ölümcül günahlar işleyip suçunu hem matematiksel hem felsefî hem de psikolojik olarak hesaplayabilen ve bunları inkar etmeyen sefil günahkâr...
Tövbe et Bandini...
Çok geç olmadan tövbe et...
Duaları ağzında toza dönüşen günahkâr...
Dumanlı kentin puslu çocuğu :)) Arturo...
.......................
İster katil ol!
İster barmen!
İster yazar!
Ne olduğunun önemi yok!
Neyin sarhoşusun?
Viskinin mi?
Elemin mi?
Hepimizin ortak kaderi, hepimizin sonu aynı : Ölüm...
O yüzden :
Dua et...
Ayinlere git...
Adaklar ada...
Mum yak...
Ve bir mucize için dua et...
.........................
“Sen bir hiçsin!
Bense bir zamanlar biri olmuş olabilirim. “
Ah hayat!
Buruk ve tatlı trajedi !
Hayata, Tanrı’ya, kaderine isyankâr bu arabesk ruhlu Bandini hayattan ve Tanrı’dan intikamını daktilonun başında kiliseye söverek alır. Bu kara yürekli ve kendini ölümsüz sanan şövalye evrile evrile romanın sonunda herkesin fâni olduğunu kabullenmek zorunda kalır.
..................
“Roman sandığın şey bir gübre yığını olabilir, yakmak gerek.
Onları yazanları da mürekkep ve kalemden ve de daktilodan uzak tutmak şarttır.” diyen
Bandini kendini överken diğer yazmaya çalışanları da aşığalamaktan geri kalmaz!
.................
“Önce ateş et !
Kimi öldürdüğüne sonra bakarsın!”
Eğer hayatın ilkesi bu ise erkeklerin erkek olması için silahını kuşanıp siper alması gerek...
Ama bu denli onursuz erkeği kim ne yapsın?
Yazar olmak, adam olmak, erkek olmak, inançlı olmak, değerli olmak arasında sıkışan bir adamın hikâyesi....
160 syf.
·Beğendi
Canın cehenneme Camilla!
Seni unutabilirim...

Dedi ve çarpıldı...:))

Ağzımızdan çıkan sözlerle yüreğimizden gelen seslerin her zaman aynı dili konuşmadığının bir örneğidir Arturo Bandini'nin Camilla'sına duyduğu sevgi...

John Fante bize bu kitapta, gururlu, kırılgan, tatlı sert bir yazar olan Arturo Bandini'nin açlık ve sefaletten geçerek yavaş yavaş yükselişinin ve kalbi başka birine ait olan Meksikalı bir garsona aşık olmasının öyküsünü anlatır...

Aç kaldığı günlerde midesine giren tek şey portakal olmasına rağmen iyi bir yazar olmak uğruna verdiği mücadelede Arturo Bandini, bana göre bir Martin Eden kadar sefalet çekmediyse de Camilla'sına duyduğu karşılıksız aşk ve yaptığı fedakarlıklar sayesinde benden bu kitabıyla geçer not almayı başardı.

Kitabın ilk sayfalarında Camilla'ya davranış biçiminden dolayı ne biçim sevgi bu Bandini diye düşündüğüm anlar olduysa da kitabın sonlarına doğru gösterdiği inceliklerle beni kendine hayran bıraktı.

Bandini ile her ne kadar serinin üçüncü kitabı olan Toza Sor ile tanışmış olsam da, (ki serinin üçüncü kitabı olduğunu da kitabı bitirdikten sonra öğrendim.) okurken hiç zorlandığım veya anlayamadığım bir yer olmadığını söyleyebilirim.

Keyifli okumalar. :)
160 syf.
·Beğendi·9/10
Enfes bir kitap. Öyle gerçekçi ki sanki her şey gözünüzün önünde olup bitiyor. Her satırda alttan alta kendini hissettiren bir ironi var ve bu ironi, zekice kurgulanmış karşıtlıklarla koşut gidiyor. İçgüdüsel olanın peşinden gitme arzusu; fakat toplumsal mecburiyetlerin ve ekonomik zorlukların ağırlığı iç içe. Arturo Bandini, edebiyat tarihinin en unutulmaz karakterlerinden biri!
160 syf.
Arturo Bandini, histeri nöbetleriyle, yazar olma aşkı ve hayaliyle, geçim sıkıntısıyla, Tanrıyla olan savaşıyla, insan ilişkilerindeki mücadelesiyle, Camilla' ya olan tutkusuyla, manevi olarak hissettiği ailesi baskısıyla, kibriyle, egosu ve savurganlığıyla yine karşımızda. Arturo' nun yediği portakalların kokusu, Hellfrick manyağının pişirdiği biftek kokuları kitaptan yüzüne doğru gelir insanın.

Arkadaşların daha önce söylediği gibi, Arturo Bandini karakteri 4 kitapta geçen karakterdir. Fakat 4 kitap birbirinden bağımsız ve sırasız okunabilir. Bahara Kadar Bekle Bandini' de; Arturo' nun erkek kardeşleri ve annesi vardır, babası evi terk etmiştir, Arturo okul çağındadır. Los Angeles Yolu' nda; sadece kız kardeşi ve annesi vardır, babası ölmüştür, Arturo yazar olma hevesi olan bir delikanlıdır. Toza Sor' da; hiçbir kardeşten bahsedilmemiştir, anne ve babası hayattadır ve Arturo artık hikayeleri yayınlanan bir yazardır. Bunker Tepesi Düşleri' ni henüz okumadım. Bu tip farklılıklar olsa da sırasız okunduğunda bir eksiklik/ kopukluk hissedileceğini sanmıyorum, çünkü Arturo Bandini her zaman Arturo Bandini' dir.

Los Angeles Yolu kitabından sonra okuduğum için Arturo' nun öfkesinin ve karakterinin biraz yumuşadığını fark ettim. Los Angeles Yolu' ndaki Arturo daha sertti.

Arturo' yla Hellfrick manyağı arasındaki süt meselesine geldiğimde gülme krizlerine engel olamadığım için kitabı bitirmem bir gün sarktı.

Camilla' ya da acayip içerledim. Camilla +18 bir atasözümüzü anımsatıyor bana. Neyse onu yazmayayım. Ama namussuz Arturo öyle bir anlatıyor ki Camilla' nın her hareketini, ben de aşık olacaktım az daha :)

-- spoiler ---

Her hareketi, boynunun hafifçe dönüşü, önlüğünün altında kabaran iri göğüsleri, yatağın üstündeki zarif elleri, bütün bunlar fena halde rahatsız ediyordu beni. Tatlı ve acı veren bir ağırlık beni uyuşukluğa itiyordu. Ve sesinin tınısı; zaptedilmiş, müstehzi, kanıma ve kemiklerime işleyen sesi.

-- spoiler ---

Genelde Bukowski sayesinde tanışılmış Fante' yle. Fante sayesinde tanışanlardan olayım Bukowski ' yle.

Daha hırçın, daha sert, itlik, serserilik peşinde olan Bandini için Los Angeles Yolu' nu da okumanızı tavsiye ederim.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Arkadaşlarımın şiddetli tavsiyeleri ile okumaya başladığım ilk Fante kitabı. Eserinde kullandığı dil gerçekten çok akıcı ve sizi içine çekiyor. Sanki en sıkıcı şeyden bile bahsetse sizi sıkmayacakmış gibi duruyor. Tabii Bukowski'nin bu kadar sevdiği bir yazar olması da sizi kendine çekiyor ve biraz etkiliyor.
Yazar olma çabası içinde yoksul bir adam olan Arturo Bandini'nin, bir kıza aşık olması, onunla yaşadıkları ve zamanla yazarlık yolundaki durumunu anlatan bir eser.
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"TOZA SOR"
Öncelikle birlikte bitiremesek de bana eşliği için Samet Hızır'a sevgilerimle :))
Ahhh, Arturo Bandini'cim kitap boyunca kişiliğinin derin sularında yüzdüğümü hissettim biliyor musun? Yaşadığım bu duygunun asıl sebebi pdr okuduğum ve artık insanlara çok daha farklı bir gözle baktığım (derinlemesine görmek bir insanı; gözlerine değil mesela da bakışlarında saklanan anlama odaklanmak gibi bir şey) için mi yoksa Fante seni çok güzel anlattığı, duygularını birebir yansıttığı ve kitapta okuduğum her cümlede seni gözümde jest ve mimiklerinin en ince ayrıntısına kadar canlandırabilmemi sağladığı için mi oldu tüm bunlar bilmiyorum Bandini... Bulunduğun kentte kaldığın o otel odasında yalnız değildin asla, ben de vardım yanında. Eden'ın çabasını gördüm sende, çektiğin para sıkıntısını, büyük yazardın sen yazmak için çok çabalıyordun ya hani ama yazık ki yoktu etrafında seni anlayan hani öykün dergide yayımlandığında imzalayıp nüshalarını otelde herkesin oturduğu o yere koymuştun da fark etmemişti kimse. Üzerine oturmuşlardı Bandini. Toz alan çocuk bile ellememişti ya hani nasıl üzmüştü seni tüm bunlar. Sonra öykünü önemseyen biri çıkmıştı da gözlerin dolmuştu nerdeyse sevinçten bırakmak istememiştin onu. Maya prensesin Camilla peki? Hiç anlamamıştım aranızdaki ilişkiyi başta. Birbirinize acı vermekten zevk alıyor gibiydiniz. Seviyor muydunuz yoksa nefret mi ediyordunuz birbirinizden anlamıyordum. Yağlı bir Meksikalı olduğunu söylemiş alay etmiştin mesela onunla ne kadar çok kızmıştım sana bir insanı bulunduğu milletten ötürü yargılıyorsun diye ahh Bandini. Ama sonra sen de utanmıştın yaptığından. Utanmak güzeldir iyi yaptın Bandini. O daa senin sevginle alay etmişti bir ara ona da çok kızmıştım aslında. Tanrım bir ateist olduğum için beni bağışla derken dua ediyordun kabul etmediğin o Tanrı'ya kafan karışıktı galiba bu konuda... Dini de sorguluyordun. Yoksulluğunu da, yalnızlığını da. İnsanları Bandini dünyadaki insanları sorguladın o insanların senden nefret ettiğini de söyledin. "Sinema salonlarından çıkıp gerçeğe alışmak için gözlerini kırpıştıran, sanatlarına esnediğin, gazetelerine kustuğun" insanlardı hepsi. Dedin yaa "Dünyada beni seven tek bir şey olsaydı, tek bir şey," minik faren bile terk etmişti seni. İyi dayanıyordun aslında. Umut doluyum dediğinde etkiledin beni, bunu senden duymak o kadar hoştu ki. Hackmuth öykülerini kabul eden adam, resmini okşadığın, mektuplarını tekrar tekrar okuduğun iyi ki vardı senin için iyi ki. Zavallı Vera vardı bi de yaralı, ona iyi gelmeye çalıştığında teselli ettiğinde kutladım içimden seni ama sonra Bandini neden onu sevdiğin kadının yerine koyup kullandın ki çok kötü bir şey bu. Depremi yaşadığında korkularını paylaştık ben ve sen birlikte. Ağlayanlar, cesetler, kan ve ölüm... Gökdelenlerin önünden, dar ve uzun sokaklardan geçmenin korkunç bir şey olduğunu (ya deprem olursa) söyleyerek uyardın ahşaplar mı güvenilir miydi ha Bandini öyle söylediğini hatırlıyorum sanki? Hepimiz ölecektik bunu sen de biliyordun, kaçış yoktu korkumuz vardı sadece bilinmezliğe. Tövbe etmiştin ve dua (TOZdu ağzında). Ne demiştin "Dünya TOZdan geliyor ve sonunda yine TOZ olacaktı." Sevdiğin kadın bir başkasını seviyordu ve sen o kişiye karşı iyi kalma cesaretini gösterebilmiştin. Bazı zamanlarda yaptıkların kızdırmıştı, seni hiç onaylamadığım anlar olmuştu ama sonlara doğru yaptıklarınla yine kazanmıştın kalbimi Bandini. Hikayenin bitişi de bitirdi beni TOZA SORsun sevgili okurlarımız bir gün o çöle giderlerse hani şu sevdiğini... (spoiler olmasın diye yazamadım burayı)
Seninle birlikte gözüm de doldu canım da yandı (annesinden koparılan o zavallı buzağı için mesela) seninle birlikte gülümsedim (öykün yayımlandığında)
Sana kızdım da (nefret ediyorsun diye Sammy'e yazdığın o mektupta ya da zavallı anneciğinin parasını kötü şeyler için harcadığında) seni kutladım (aşkın için yaptığın fedakarlıklarda) bana bunları yaşatan sevgili Bandini hoşçakal her şeye rağmen seni tanımak güzeldi.
Bu kitap sevgili okurlar yaşamı sorgulattı bana, varoluşumu, insanları, ölümü, mutluluğumuzu paylaşacak bir kişinin bile olmayışının ne kadar acı bir şey olduğunu öğretti. Hayatımızın merkezine koyduğumuz amaç olarak belirlediğimiz bir şeye ulaştığımızda bir gün onun bile anlamsız gelebileceği gerçeğiyle yüzleştirdi beni. Ne bileyim bir garip hissettirdi bu kitap bana ağlamak istiyorum mesela şu an ama ne üzüntüden ne mutluluktan bana kattığı o bilinmez duygudan. Öyle işte gerisini toza sorun. Toz peki ne ki derseniz? Bandini'nin dediği gibi bir dua, dünyayı oluşturan o şeydi belki, belki de biz yok olsak da nice insanların doğuşunu, yaşayışını ve ölümünü görmüş olan çöldeki küçük bir kum tanesi... Bilmiyorum.
Kalın sevgiyle ve tebessümle <3
160 syf.
·1 günde·8/10
John fante'den okuduğum ilk kitap oldu. Hep okumak isteyip de okuyamadigim bir kitapti. Yazar olma hayalleri kurup parasizlikla mücadele eden Arthur Bandini’nin hikayesi ben çok beğenerek okudum. Arthur Bandini bu isim hep aklımda kalacak. Yeraltı edebiyatı tarzı yazılmış okunmaya deger bir kitap.
160 syf.
·3 günde
" Ne yazar, ne âşık, ne balık, ne de kuş..."
Tanrı'ya inancını yitirdiği için Tanrı'dan özür dileyen Arturo Bandini... Vera' nın peşinden gidecek kadar cesur, yaşananlardan sonra kendi gölgesinden bile korkup kaçacak, tövbe isteyecek kadar günahkar Arturo Bandini... Minik Köpek Güldü'nün büyük yazarı, paralar saçan ama açlıktan süt çalan Arturo Bandini... Camilla'ya ondan nefret ettiğini söyleyecek kadar nefret dolu ama 'kıyamete kadar, Tanrı canını alana dek' Camilla'yı bekleyecek olan Arturo Bandini... Küçük öyküler yazan, çok büyük yazar olma düşleri kuran, kendi huzursuzluğunun çıkmazına saplanmış kalmış, portakallarla açlığını bastıran Arturo Bandini...

️Kitap 160 sayfaydı ve ben son 100 sayfasını bir solukta okudum. Charles Bukowski'nin "Cümleler sayfada yuvalanıyordı, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı." tespitine kitabı okuduktan sonra ben de katıldım. Arturo Bandini'nin kendine acıyan hem de kendini acımasızca yargılayan iç sesi hayranlık uyandırıcıydı. Uzun zamandır böyle etkileyici, farklı bir anlatıma sahip, iç içe geçmiş duyguları barındıran bir kitap okumamıştım.

️ Ayrıca kitabı okuduktan sonra kitabın uyarlaması olan başrollerini Colin Farrell ve Salma Hayek 'in paylaştığı 2006 yapımı Ask the Dust (Aşka Sor) filmini izlemenizi de öneririm. Toza Sor John Fante
160 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bir söylenti duymuştum kitap kötüymüş okuma diye. Sonra dedim ki mış lı cümlelere itimat etmiyorum hem her kitap her insanda farklı duygular uyandırır. İyi ki itimat edip okumamazlık yapmamışım.
Fante gerçekten çok derin duygular uyandıran bir yazarmış. Kendini öykü yazmaya adamış bir adamın başarıya ulaşma yolunda yaşadıkları anlatılmış kitapta. Saplantılı bir platonik aşk, tutku, acı, nefret, öfke, aşağılanmışlık duygusu ve bu duygu yüzünden herkesi aşağılama isteği kitapta yoğun olarak hissettiğim duygular oldu. Bir noktada kadınlara değersiz varlıklar gibi davranılması beni rahatsız etti.
Geneline bakıldığı zaman bence kesinlikle okunması gereken eserlerden birisi.
153 syf.
Seni sevdim. Hem de çok. Dostoyevskiden sonra ilk kez bir yazarı bu kadar yakın hiss etdim kendime. Doymadım yaa. Birisiyle tanıştım ve o beni kollarımdan tutub kendi dünyasına sürükledi ve ben çok memnunum.
Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzsche’yi okudun mu? Ne kitap! Ulu tanrım, sana karşı dürüst olacağım. Bir teklifte bulunacağım sana.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toza Sor
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #3
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441068
Orijinal adı:
Ask The Dust
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Bukowski'nin "Benim Tanrımdı" dediği yazarın başyapıtı...

Charles Bukowski gençlik yıllarında kütüphanede tesadüfen kitaplarını keşfettiği Fante'yi hiç unutmamış. Tanınmış bir yazar olunca, Fante'yi keşfinden 39 yıl sonra, 80'li yıllarda, kitaplarını basan yayınevine önermiş. Fante hayattayken kitaplarının yeniden basıldığını görmüş.

Charles Bukowski, "Fante benim Tanrı'mdı" diyor Toza Sor'un önsözünde. John Fante gerçekten de iyi bir yazar. Kendi yaşamından yola çıkarak yazıyor eserlerini. Toza Sor'da yazarlık yaşamının, gençliğinin ilk yıllarını anlattığı dörtlemesinin en tanınmış romanı. Çölde bir toz bulutuna kapılıp giden muhteşem bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Toza Sor'u okuduğunuzda gerçekçi anlatımı sizleri de etkileyecek ve Bukowski'ye hak vereceksiniz.

Kitabı okuyanlar 2.063 okur

  • Yağmur Yaman
  • Rabia işlek
  • Nur
  • Ecem
  • ece vansky
  • Levent Baykal
  • HoneyLand
  • Zülal
  • Can Kılınç
  • irem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%23.3
25-34 Yaş
%42.5
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%5.5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.4
Erkek
%54.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.4 (229)
9
%25.9 (189)
8
%24 (175)
7
%12.2 (89)
6
%4.2 (31)
5
%1.2 (9)
4
%0.5 (4)
3
%0.1 (1)
2
%0.4 (3)
1
%0

Kitabın sıralamaları