Bahara Kadar Bekle, Bandini (Arthur Bandini Destanı #1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.966
Gösterim
Adı:
Bahara Kadar Bekle, Bandini
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #1
Baskı tarihi:
Kasım 2003
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441983
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Wait Until Spring, Bandini
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Nereye şimdi, Bandini? Kısa bir süre önce, kırk beş dakika önce, Tanrı şahidi, bir daha asla dönmemek üzere hızla inmişti o yolu. Kırk beş dakika-bir saat bile değil, ama çok kötü şeyler olmuştu ve sonsuza dek unutmayı umduğu o yolu geri yürüyordu şimdi. Maria, ne yaptın? Svevo Bandini, yüzünü kanlı bir mendille gizlemiş; kar taneleriyle konuşarak Dul Hildegarde'nin evine giden yokuşu tırmanırken Kış'ın öfkesi de onu gizliyor. Kar tanelerine anlat öyleyse, Bandini; soğuktan donmuş ellerini sallayarak anlat onlara. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu Bandini-olgun bir adam, kırk iki yaşında, ağlıyordu çünkü Noel Gecesi'ydi ve günahına dönüyordu, çünkü çocuklarıyla birlikte olamayacaktı. Ne yaptın, Maria?
176 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Vız gelirsin kış!
Sıfıra düşsün ısı!
Donsun her yer...
Kara gömülsün kasaba...
.........
Kış....
Kasım ayı...Yakında kar yağacak...
Ve sizler, şu an sosyal medyada bu incelemeyi okuyorsanız şayet :)) internet faturanızı ödeyecek paranız, bir akıllı cep telefonunuz ya da bilgisayarınız var...
Hayata elektrikle bağlısınız ... :))
Şu an elektrik bağlantınız kesilse hepiniz anında kopacaksınız bu sahte dünyadan! :))
Ama karnınız tok, muhtemelen çay ve kahveniz elinizde ve kombiniz 40 ile 45 arasına ayarlı...
“Coğrafya kaderdir.” İbn- i Haldun’un zamanları aşan bu cümlesi romanın atmosferinin belirleyiciliğini vurguluyor...
Romanda mevsim kış...
Ayaz...
Buz...
Baba duvar ustası olduğu için harçlar donduğundan kışın para kazanacak bir işi yoktur ve dolayısıyla :
Para yok...
Yakıt az, ısı yok...
Tereyağ ve ekmekten başka yiyecek yok...
Sıcak su yok...
Sabun yok...
Yoksunluk ve yoksulluk en cömert varlık...
.......
Svevo Bandini :
Evli. 3 çocuk babası, 42 yaşında bir İtalya şovenizm tipik örneği.
Maria Bandini:
Amerikan kadınlarına hayran, gururlu ve dindar, hayatının merkezine tespih ve dualarını dizmiş, Hz. Meryem için yaşayan anne...
Arturo Bandini : 14 yaşında , 3 çocuktan en büyüğü ve romanın esas karakteri aslında.
Cennetle cehennem arasında Arafta kalmaya razı; günahlarını ölümcül günah mı, affedilir günah mı olduğunu ölçüp biçmekten,vicdanının terazisinin ayarı hep bozuk. Katolik Kilisesi’nin 10 emrini ezberinden çıkarmaz hiç ve 3. emri en çok ihlal ettiğine inanıp cehennem korkusuyla kavrulur .
Günahlarının hesabını tutmaktan düğüm düğümdür.
En iyi bildiği şey ise Rose’ye olan aşkını sıcak tutmak.
Günahlara mühürlü 14 yıl . :))
Hiç cinayet işlemese de Tanrı’nın gözünde bir caniden farkı olmadığını keşfettiği andan itibaren “ cehennem” den kaçmanın yolunu bulur kendince : Hızlı koşmak . :))
Günah çıkarmaya hep zamanında yetişecek kadar hızlı koşucu olduğunu fark eder.
Tövbekâr Kulübesi’nde diz çöküp tahta paravandan ayrılan bölümde Peder’le konuştuğu her an’ın kendini cennete ne kadar yaklaştırdığını düşünerek sevinir.
Ona göre günahların bağışlanması “ıslık çalmak kadar kolay.” dır.
Annesinin içinde pek çok Tanrı olduğuna inanır. Tespih taneleri kadar kalabalık Tanrı... Anneye uzaktır hep .
Velakin yüreği Akdeniz kanı ile kaynayan fakir ama gururlu, inançlı ama inatçı ama her şeye rağmen umutlu İtalyan babası idolüdür. :))
( Svevo’nun 100 bin dolar karşılığında onurunu satıp satmayacağı konusundaki sorgulayışı ve onurunu seçmesi takdire şayan.)

Akıcı dil, sürükleyici kurgu ile kolay okunan bir kitap.
176 syf.
Sanki kışın ortasındayım, yüreğim buz tutmuş.. Ayakkabılarımın yırtığını karton parçalarıyla kapatmışım, zengin döşemelerde ayaklarım kayarak ilerliyorum.. Şakaklarıma düşen kristal kar taneleri erirken kirpiklerime doğru, gökyüzüne bakarak "yakında bahar gelecek" diyebilecek kadar da umut doluyum sanki...

Bandini..
Seninle bu kadar geç tanışmış olmanın hüznünü taşıyorum yüreğimde. Bir hayal, bir kurgu ürünü olamazsın sen. Bir ruhun var. Yaşayan, nefes alan onca insandan daha gerçeksin.. Yanlışlar içinde, doğrularla dolu bir hayat.. Şahit olduğumuz onca yürek burkan hayattan, daha sancılı, kışın soğuğunu insanın iliklerine kadar hissettirecek bir yaşam.. Mübalağa değil tüm bu söylediklerim, bazı sayfalarda istemsiz üzerime hırka giyme ihtiyacı hissettiğim anlar oldu, çoraplarım bile üşüttü ayaklarımı. Etime işledi kelimelerde ki buz soğuğu.

Böylesine tarifi güç bir yaşamı, hangi duygularla yazdın Fante? Sen nasıl bir insansın ? Bazı yazarlar vardır, kelimeleriyle adam öldürür. Defalarca öldüm sayende, defalarca dirilip umut doldum.. Yeri geldi utandım, yerin dibine geçtim, yeri geldi bir Arturo edasıyla böbürlendim. Güç.. Tarifi gerçekten güç.

Kitabı okurken, kelimeler vücudunuza saplanıyor gibi hissedeceksiniz.. Kelimeler öyle incelikle seçilmiş ki, sanki bir el uzanmış göğsümü parçalıyor diyeceksiniz.. Üzüleceksiniz sevgili okurlar. Okuduğunuz bir cümle ile zar zor yutkunup, kitabın kapağını kapatıp kendinize geldikten sonra okumaya devam edeceğiniz anlar olacak...

Benim Fanteyi tarif etmeye lisanım yetmez. Okuyun, ancak öyle hissedebilirsiniz tüm bu anlatmaya çalıştıklarımı.
Şimdi kış mevsimi Bandini'nin hüznü ile geçecek..
Kışa girmeden siz de okuyun, hep birlikte bekleyelim baharı...

Selâmetle.
176 syf.
"Kitaplardan anlamazdı, hayır. Zorluklarla dolu hayatında kitaplara zaman kalmamıştı hiçbir zaman. Ama hayatın dilini ondan çok daha derin okumuştu, sürekli elinin altında bulundurduğu bütün o kitaplara rağmen. Hayata dair konuşacak o kadar çok şeyi vardı ki, taşmak üzereydi."

Kesinlikle çok iyi bir kitap...
Hem dili hem hikaye örgüsü inanılmaz güzel ve akıcıydı...
Yazarı tanıdım peşini de serisini de bırakmam artık:)
Bu serinin kitapları ise sırasıyla şöyle:
1- Bahara Kadar Bekle Bandini
2-Los Angeles Yolu
3-Toza Sor
4-Bunker Tepesi Düşleri
5-Hayat Dolu
176 syf.
·6 günde·9/10
John Fante, bu kitabında kendi gençliğini ve aile hayatını anlatmış. Hikayede on dört yaşındaki bir çocuğun gözlerinden bakıyorsunuz bütün olanlara, talihsizliklere ve gerçekten oldukça hüzünlü bir hikaye okuyorsunuz.
Charles Bukowski'nin öve öve bitiremediği yazar bu John Fante. Kendine özgü bir tarzı var. Bunu daha önce de söylemiştim. Aklindan geçenleri doğrudan kağıda kaleme yansıtıyor, lügat matematiğine başvurmadan. Bu, onun hikayelerini samimi kılıyor.
176 syf.
·6 günde·8/10
Ah Svevo Bandini, öyle sevmedim ki seni! sadece ve sadece Arturo'ya fazlasıyla hak verdiğim için asla kötü birşey söylemeyeceğim senin hakkında burada.
Kitaba beni bağlayan ise Arturo'ydu. Onun bakış açısı öyle dürüst ki. Babasına, annesine, kardeşlerine ve Rosa'ya.. Öyle dürüst ve doğru analizler.
John Fante'nin varlığı ile bu kitap ile tanıştım. incecik kitaba ne çok duygu sığdırmış!. kitaplara ulaşmam o denli zor oldu ki okumak için o kadar çabaladım. şimdi elimde "Los angeles yolu"nu tutuyorum. hemen başlayacağım. Arturo ile devam edecek olmam öyle güzel ki.
176 syf.
·20 günde·8/10
Beklentim daha düşüktü ama yanılıyor olmak beni mutlu etti. yazarın her karakteri için anlatım tarzını sevdim. Hikaye biraz daha devam edebilirdi ama mevcut kurgunun uzama ihtimali olmamasını yazarda fark etmiş, bütün karakterleri hissedebiliyorsunuz.
176 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Çocukluk yıllarında,yoksulluğun,yaşama tutunma savaşı içinde şekillenen,keskin kenarları olan öfkeyi,katolik yaşam öğretisinin zorluklarını,plâtonik Aşkın ruhsal sancılarını,Beyzbol tutkusunu,Göçmen olmanın değişmez gerçekliğini ve acınası sefaletini,çarpıcı ama yalın bir dille kaleme aldığı bu eseri,yarı otobiyografik olma özelliği taşıyor.Yazar,oldukça cesurdu.Cesaret edip yazdığı,bire bir kendi hayatından bir kesitti çünkü...Romanımızın kahramanı,Arturo Bandini.Italyan olmaktan ve aksanından ve pek çok şeyden nefret eden bir göçmen Ailenin büyük oğlu.

Katolik yaşam öğretisinim,insanın hayatını prangalarla dolduran bir zorunluluk olarak görüyor özgür ruhunda,ergenliğin verdiği dik başlılığın da etkisiyle.
10 emri,tek tek sorgulayıp,neleri yapıp yapmadığına,cennete gidip gitmeyeceğine kafa yoruyor,kafası çalışan bir ergen olduğunu göstererek.

Mizah,Acı,duygusallık,iç içe geçmiş paragraflarda.Hiç biri niye burda sorusunu sordurtmadı bana.Kusursuz bir özenle seçilmiş gibi duran fakat son derece içsel bir doğallıkla akıp giden cümleler dikkat çekici ve hayranlık uyandırıcıydı.

Duvar ustası babasının (Svevo bandini) bir kadınla ilişkisi sürecinde,Ailesini terk edip gitmesi,Arturo bandini'nin (john fante) hayatında bir dönüm noktası teşkil ediyor.Reelde de,çalışıp para kazanmak,Annesi ve iki küçük kardeşine bakmak zorunda kalmış.O zorlu günleri,yazarın 3. ama basılan 2. Romanı "Toza sor" da yazdığını öğrendim.Yani John fante'yi tanıma ve eserlerini okuma sürecim Toza sor adlı eseriyle devam edecek...Bukiwski'nin bir şehir kütüphanesinde gıyaben tanıştığı yazar John fante...O benim ilâhım dediği yazar.

Romanda dikkatimi çeken bir gerçeklik daha vardı göz ardı edemediğim.O da şudur : Bir kadın,kendisini başka bir kadınla aldatmış kocasını,tüm çektiği acıları ve sefaleti hiçe sayıp,bir Annenin çocuğunu şevkatle bağışlaması gibi bağışlıyor.Bu Sofu kadının (Arturo nun Annesi) kocasının evine dönmesini,sabırla ve istekle beklemesini sevgiden öte bir şeyin varlığına bağlıyorum.
Kadın,bağışlıyor ve bunu spagetti pişirerek yüksünmeden yapıyordu.ilginçti...

Maddi yoksunluk çekmesem de,Ben de manevi yoksunluklar çektim gurbette John fante gibi.(Acılar evrenseldir) Ikisi birden olunca O'nu John Fante yapmış zaten...
176 syf.
·Beğendi·8/10
Fante'nin Toza sor kitabındaki anlatım dilinden etkilendiğim için diğer kitapları hakkında biraz araştırma yaptım ve Bahara kadar bekle, Bandini kitabın ilk serisiymiş bu yönden bir flashback efekti gibiydi kitabı okumam ama seri birbirinden bağımsız olduğu için kitabın öncelik sırası çok farketmiyor. Bu bölümde Toza sor kitabının baş karakteri Arturo Bandini'nin 14'lü yaşlarına yolculuk yapıyoruz. Kitapta Arturo'nun düşünce yapısı, ailesi, çevresi ve ilk aşkım dediği Rosa Pinelli anlatılıyor genel olarak . Anlatım dili yine aynı büyüleyici etkiye sahipti bunda çevirinin de çok büyük bir payı var elbette. Okunmasını tavsiye ettiğim eserlerden birisi.
Derken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı; cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi…
176 syf.
·Puan vermedi
John Fante ile tanıştığım kitap .
Gerek üslup şekli gerek akıcı anlatımı ile insanı etkiliyor.
14 yaşında ki bir çocuğun gözünden aile yaşantısına, aile içi ilişkilerine vakıf oluyoruz.
Beklentimin çok çok üzerinde bir kitap oldu.

"Nereye şimdi , Bandini "
176 syf.
·2 günde·7/10
John Fante'ye merhaba...
Duvar ustası bir baba, göçmen bir anne, kendini dine adamış bir kardeş, büyümenin acımasızlığı ve karşılıksız bir aşk... Sanırım Fante'nin okuduğum bu ilk kitabıyla ilgili kullanabileceğim tek kelime; naif olur... Usul usul ama hüzünlü...
Tekrar tekrar, bin kere, yüz bin kere;
bedenin uyuşukluğu,
zihnin kaçışı,
belleğin ölümü,
acının direnişi,
inancın sessiz ve derin dalgınlığı.
Bunun için yaşıyordu.
Nefret ediyordu kardan. Duvarcı ustasıydı ve kar, tuğlaların arasına sürdüğü harcın donması demekti. Evinin yolunu tutmuştu, ama ne manası vardı eve gitmenin? İtalya'da, Abruzzi'de küçük bir çocukken de nefret etmişti kardan. Güneş yok, iş de yok.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bahara Kadar Bekle, Bandini
Alt başlık:
Arthur Bandini Destanı #1
Baskı tarihi:
Kasım 2003
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441983
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Wait Until Spring, Bandini
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Nereye şimdi, Bandini? Kısa bir süre önce, kırk beş dakika önce, Tanrı şahidi, bir daha asla dönmemek üzere hızla inmişti o yolu. Kırk beş dakika-bir saat bile değil, ama çok kötü şeyler olmuştu ve sonsuza dek unutmayı umduğu o yolu geri yürüyordu şimdi. Maria, ne yaptın? Svevo Bandini, yüzünü kanlı bir mendille gizlemiş; kar taneleriyle konuşarak Dul Hildegarde'nin evine giden yokuşu tırmanırken Kış'ın öfkesi de onu gizliyor. Kar tanelerine anlat öyleyse, Bandini; soğuktan donmuş ellerini sallayarak anlat onlara. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu Bandini-olgun bir adam, kırk iki yaşında, ağlıyordu çünkü Noel Gecesi'ydi ve günahına dönüyordu, çünkü çocuklarıyla birlikte olamayacaktı. Ne yaptın, Maria?

Kitabı okuyanlar 174 okur

  • MAKASAPATU
  • G.p
  • Mir'ât-ı Cünûn
  • aleyna
  • Razvan
  • gece
  • hasan aydoğdu
  • Arturo Bandini
  • Gizem Emeli
  • Ömer Gözübüyük

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%15.1
25-34 Yaş
%45.3
35-44 Yaş
%26.4
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39
Erkek
%61

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (20)
9
%18.6 (13)
8
%37.1 (26)
7
%12.9 (9)
6
%1.4 (1)
5
%0
4
%1.4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0