Los Angeles Yolu (Arthur Bandini Destan #2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3041
Gösterim
Adı:
Los Angeles Yolu
Alt başlık:
Arthur Bandini Destan #2
Baskı tarihi:
16 Şubat 2017
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752810297
Orijinal adı:
The Road to Los Angeles
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Her sabah bu duyguyla kalkıyordum yataktan. Şimdi kendime bir iş bulmam lazım, lanet olsun. Kahvaltı ediyor, kolumun altına bir iktap yerleştirip ceplerime kalem doldurduktan sonra kapıdan çıkıyordum. Merdivenden indiğim gibi kendimi dışarı atıyordum. Bazen sıcak oluyordu hava, bazen soğuk, bazen sisli, bazen açık. Koltuğumun altında kitapla iş aramaya çıktığım için önemi yoktu havanın...
186 syf.
·27 günde·Beğendi·9/10
Jonh FANTE'yi, okuma etkinliği kapsamında 'Bahara Kadar Bekle Bandini' den sonra Doğa Balkan'ın nazik yardımı ile - (ki buradan kendisine teşekkür ediyorum.-) eriştiğim serisinin ikinci kitabını pdf olarak okudum. FANTE'nin ilk kitabındaki sıradışı çocuk ve ergen olan Arturoyu, serinin bu ikinci kitabında: lise mezunu ve babasının ölümü nedeniyle (Çocuklar babaları ölünce büyür diye biliyorum..) zorunlu olarak yaşından önce büyüyen 18 lik deli fişek yazar olma hayallerinin başında kavak yelleri gibi estiği dönemine ilişkin kurgulanmış.
Yazar olmak için bir taraftan kütüphaneden seçtiği zaman zaman yanından ayırmadığı özellikle Nietzche ve Kant, Schopenhauer kitaplarından etkilenmesi ile yaşam koşullarına dair karşılaştırmaları, isyanları hatta annesinden sora dinnar sofulukta adeta bayrağı devralan kız kardeşi üzerinden sık sık İncile, Hz İsa'ya küfürde bir hayli haddini aşmakta. Bir taraftan ateistim diye haykırmakta, diğer tarafta ise Nietzcche, Kant ve Schopenhauerı tanrı ilan etmekte.
Yazar olma hayalleri eşliğinde narsistlik damarı kabaran Arturo çevresindeki insanlar arasında bir ara kendini dahi olarak görür...Annesinin pis!!! dediği eğitim :)) dergilerinde yer alan sıradışı güzel kadınlardan dolabının içinde kendine adeta bir harem kuran, onları konuşturan, hatta malum kadınlar üzerinde sadist denemeler yapacak kadar hayal dünyası manyaklıkta sınır tanımayan, ağzı bozuk, küfürbaz Arturo, kadere ilişkin bir türlü yazamadığı kocaman kalın eserini birgün mutlaka yazma peşindedir....
Tanrı dahil herkese, herşeye küfretmeyi bırakıp yazmaya odaklansa aslın hedef Nobel Ödülü....
Her ne kadar duygu ve tepkilerini ifade etmenin kestirme yolu olarak KÜFÜRÜ tercih etse de satır aralarında serpiştirilen felsefe, varoluşculuk bariz hissedilmekte...
Okurken yüzünüzden gölgeli tebessümler eksik olmayacağı kesin...
Fante yolculuğumun devamı olacağı kesin görünüyor. İlk fırsatta bir ara da Fante'nin Toz'nu alırım:)) okurum diyorum. Başka da birşey demiyorum :)))
186 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Yaş 18...
Hani tüm dünya karşındadır...
Ve sen tüm dünyaya, inançlara, insanlara, fikirlere, her şeye, herkese karşısındır...
Dünyaya her dilde söversin...
Çünkü sen muhteşemsindir...
Sen olağanüstüsündür...
Harikulade olan sensindir...
........
Allah insanı iddiasından vurur, der İsmet Özel...
Ve Fante yani Arturo Bandini
“ Bütün organlarımı alabilirsiniz baylar, gözlerimi ve sağ elimi bırakın yeter ki!” sözlerinden sonra gerçek hayatında şeker hastalığından dolayı iki bacağını kestirmek zorunda kalmış, ardından gözlerini de kaybetmiştir.
Tüm bu yazdıkları bir manyağa aittir kendi deyimiyle, bir çılgınlıktır.
Tanrı’yı reddeden Nietzsche, Kant ve Schopenhauer’ ı Tanrı ilan eden , İncil’i lanetleyen, ateist olduğunu haykıran Arturo; yüreğindeki yaralar kanadığında, yalnızlığı bir mezara döndüğünde bağıra bağıra ağlamak ve dua etmek ister.
Dizlerinin üzerine çöker ama dua edemez çünkü kime ve hangi sözcüklerle dua edeceğini unutmuştur.
Ne acıdır Tanrı’nın kapısına gidememek....
Kapıyı çalamamak...
Günahları ile kapıya kadar gidip kapıdan geri dönmek...
..................................
Ruhu hep azapta gezen, kendini dahi ilan eden Arturo’nun tek amacı yazar olmaktır.
Yeter ki yazsın...
Bilmem kaç bin sözcükten oluşan kitabını henüz yazmamıştır ama kitabın adı bellidir : Kaderin Anıtı
Son sözcüğü bellidir : ölüm.
Sonu da bellidir, Arturo kahramanının beynine bir kurşun sıkar.
Kitabın hem yazarı hem anlatıcısı hem kahramanıdır Fante ( Arturo)...
Yazmasa duvar kadar sağır olacaktır , o yüzden yazar Los Angeles Telefon Rehberi kadar ağır ve kalın olan bu kitabı.
Amacı da bellidir Nobel Ödülü’nü almak.
...........................
Tüm bunları yüreğiniz burkularak okuduysanız bu benim kabahatimdir çünkü romanı okurken çok güleceksiniz , mizah yüklü bir kitap ve içinde varoluşçuluk alt metindir, felsefe alt metindir ve her şey yeraltında geçer.
Beklediğimden çok fazlasını buldum kitapta. Şimdi Toza Sor vakti...
186 syf.
·2 günde·Puan vermedi
'Kendimle savaş halindeyim kazanırsam kaybedeceğim' Sözü ile incelemeye başlayalım. Kitabın kahramanı Arturo Bandini kendi içinde içsel çatışmalar yaşayan biri, varoluş sancıları çekiyor. Bildiğiniz çift karakterli bir insan, ne yapacağı belli olmayan tutarsız biri. Profesyonel bir yalancı. Annesiyle kız kardeşinin geçimini sağlamak için kendini çalışmak zorunda hisseden biri ama aynı zamanda girdiği her işten problem çıkararak ayrılan bir karakter. Nietzsche, Schopenhauer, Spengler, Strachey gibi filozofları okuyan Arturo kendini büyük bir yazar olarak görüyor. Yer yer komik diyaloglara sahip okurken gülmek garanti. Bu kadar.
186 syf.
·7 günde·9/10
Eserlerinin çoğunda çocukluk ve gençlik dönemlerini anlatan John Fante, bu 'Los Angeles Yolu' kitabında da babasının ölümünden sonra geçirdiği herhangi bir geçiş döneminde, yaşadığı ve tahammül edemediği yaşam koşullarını anlatır. Bu koşullardan kaçış yolu yine ipe sapa gelmeyen hayalleridir. Bandini dizisinin birincisi mi veya ikincisi mi olduğunu şimdi emin olamadığım bu kısa romanda Fante'nin sadist ve ırkçı kişiliğine de şahit oluyoruz, devam eden kitaplarda ise şiddetin dozajı biraz düşüyor. Okuduğunuz romanlarda dürüstlükten ve naiflikten ödün verebiliyorsanız tavsiye edeceğim...
186 syf.
John Fante'nin dört kitaplık serisinde alter egosunu temsil ettiği söylenen Arturo Bandini'nin hayat serüvenini konu alan ilk kitabı. Bu kitap, Arturo Bandini'nin yazarlık macerasına nasıl başladığını anlatıyor.
Babasının ölümünden sonra annesine ve yobaz bir rahibe olarak gördüğü kız kardeşi Mona'ya bakmak zorunda kalan ama girdiği her işte başarısız olan Arturo Bandini için önemli olan tek şey Nietzsche, Schopenhauer, Spengler, Bergson kitaplarıdır.
"... Park her gün. Yüzlerce kitap okudum o parkta. Nietzsche, Schopenhauer, Kant, Spengler, Strachey... Ah, o Spengler! Ne kitap! Ne ağırlık!" (syf. 41)
Evin içindekilere kendini yabancı hisseden Arturo'nun gerçeklerden hayal dünyasına kaçabildiği, kitaplarını ve kadın dergilerini okuyabileceği, rahat edebileceği tek yer odasındaki elbise dolabının içidir. Fotoğraflarını biriktirdiği kadınlarla hayallerinde birlikte olur. Helen, Hazel, Tanya, Marie, Ruby, Jean, Nina.. her biriyle farklı hikayesi, farklı macerası vardır Bandini'nin..
Koyu Katolik olan anne ve her gün kiliseye giden kız kardeşinin inancını alaya alan A. Bandini, Tanrı hipotezini de sonuna kadar reddeder.
"... Tanrı hipotezini reddediyorum! Sahte Hıristiyanlığın kokuşmuşluğuna tükürüyorum! Din halkın afyondur!" (syf. 17)
Çalıştığı birçok işten kovulan Arturo Bandini girdiği konserve balık fabrikasında da çevresindekiler tarafından alaya alınır. Toplumun sosyal normlarına uymayan, anti sosyal kişilik özellikleri taşıyan Aturo Bandini, belki de bu sebeple hayvanlara eziyet etmekten garip bir şekilde haz alır.

"... Omuzum ağrıyıncaya, tetik parmağım su toplayıncaya kadar ateş ettim. Beş yüzün üzerinde yengeç öldürmüş, iki katı kadar da yaralamıştım." (syf. 27)
"... Siyah karıncalar geziniyordu çim tanelerinin arasında... Pantolonumun paçalarını kaldırıp baş parmağımla ezdim onları. Kaçmak için ellerinden geleni yapıyor, deli gibi kılların arasında dönüyor, bazen beni şaşırtmak ister gibi birden duruyorlardı; ama başparmağımın kötülüğünden kaçış yoktu onlar için. Aptal karıncalar! " (syf. 42)
"... Cesur bir sinek kondu koluma, kolumu sallamama rağmen havalanmayı ısrarla reddetti. Bu çileden çıkardı beni. Bir tokatla kolumun üzerinde öldürdüm onu. Ama o kadar öfkelendirmişti ki beni ağzıma sokup çiğnedim, sonra da tükürdüm. Sonra balığı yerden alıp kum tepeciğinin üzerine yerleştirdim, bağırsakları fırlayıncaya kadar üzerinde zıpladım. " ( syf. 56 - 57)

Kısacası; Los Angeles Yolu'nu okudukça Toza Sor'daki platonik aşıktan daha farklı 18 yaşındaki ergen Arturo Bandini 'yi keşfe çıkıyor ve onun düş dünyasına yolculuk yapıyoruz. Ve Arturo Bandini yazarlık serüvenini atılıp evi terk etmeden önce tüm yaptıklarına rağmen (yalanları, sanrıları...) kendi eleştirisini kendisi yapmayı da ihmal etmez.

"... Kiliseye filan giderdi. Çok dindardı, efendim. Örnek bir çocuk. Rahibeler tarafından eğitilmişti, kuzu gibiydi. Şimdi acınası bir halde, efendim. Çok üzücü, efendim. Birden değişti. Evet. Bir haller oldu çocuğa. Babasının ölümünden sonra bir türlü kendine gelemedi, haline bakın... " ( syf. 141 - 142)
186 syf.
·5 günde·7/10
Los Angeles Yolu, Arturo Bandini serisinin ikinci kitabı gibi görünüyor ama aslında ilk hikayeye pek bağlı değil. ortak olan tek karakter Arturo.
Arturo'nun gençlik yılları. ilk kitapta yer alan anne karakteri kadar baskın bir anne figürü yok. ve ilk kitaptaki iki erkek kardeş yerine Mona adlı bir kız kardeş var. Baba ölmüş. Rahibe olmak isteyen bir kardeş var yine. Arturo 18 yaşında bir genç arkadaşımız. iş bulmak adına yaşadığı deneyimlerle kendi kafasında yaşattığı hikayeleriyle geçiyor kitap.
Arturo'nun kesinlikle kaçık, çılgın, deli, fetiş, hasta ruhlu biri olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz kitap ile. Sürekli Nietzsche ve Schopenhauer okuyor ve sonra bir yazar olmaya karar veriyor ve bu olayla Toza Sor kitabına bağlanıyor gibi duruyor.
Kitabın bi çok kısmını mideniz ve sinirleriniz kaldırmayabilir ama Fante bu kitap ile sizi Arturo'dan soğutsa da Toza Sor ile herşeyi yerli yerine koyuyor.
herşeye rağmen kitabın bir kaç yerinde Arturo'nun saçmalıklarına gülmeden edemiyorsunuz. Çünkü o tam bir deli :)
186 syf.
Arturo Bandini birçok insanın yakın çevresinde tahammül edemeyeceği bir karakterdir. Hırsızdır, yalancıdır, bencildir, kibirlidir, cinsiyetçidir, sadisttir, histeri nöbetleri geçirir, hayal dünyasında yaşar ve bu dünyasına kimseyi kabul etmediği için anlaşılamaz. Çalışmayı sevmez, Schpenhour, Nietzsche ve Oswald Spengler hayranıdır. Yeri gelir bu adamlara da söver.

Kendisi mevcut düzene karşı olmasına rağmen hiçbir eylemde bulunmazken, başka bir işçiyi sistemin parçası olup grev yapmadığı için aşağılayabilir. Sosyalizme sempatisi vardır fakat ırkçı söylemleri de vardır. Aslında Amerika' da İtalyan bir göçmen olarak toplum tarafından ötekileştirildiği için kendisi de diğer göçmenlere toplum tarafından maruz kaldığı dışlanmayı yansıtıyor. Zor bir karakter.

Kısa pantolonlu halini bilirim bunun. Erkek kardeşi hastalandığı için gidip kafasına vurup piç kurusu diyen bir abidir. (Bahara Kadar Bekle Bandini )

Bu kadar olumsuz yönü olan bir karakter kendisini nasıl sevdiriyor, okutuyor? Benim bulduğum varoluş acısı çeken yalnız bir karakter. Sadece bu yüzden sevdiğim bir karakter dersem yalan söylemiş olurum. Sevimsiz bir karakter, anlaşılamayacak bir karakter değil. Çoğu insandan farkı, dizginleyemediği özelliklerini sertçe dışa vurması. Saydığım olumsuz özelliklerden bazılarının kendimde de olması yakınlık duymamı sağlamış olabilir.

Babası ailesini terk etmiş, balık fabrikasında çalışmış, yazar olmaya karar veren Arturo Bandini, John Fante' dir. Arturo' yu anlatırken ne kadarını kurguladı, kendisini kapattığı düşüncelerinden ne kadarını paylaştığını bilemesek de Arturo Bandini'de John Fante' yi çok rahat görürüz. Los Angeles' ta görüşmek üzere Arturo.
186 syf.
·9/10
Bugün "Arturo Bandini " ile tanıştım, coşkulu nefreti, küstahlığı, burnunun dikine giden inatçı kişiliği , sınırsız hayalgücü ile bana Hakan Günday'ın kitaplarını anımsattı, o tarz sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum...
186 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Arturo Bandini erken yaşta babasını kaybettiği için annesi ve kızkardeşine bakmak için çalışmak zorundadır. Ancak kapitalist sistemin çağdaş köleliğini reddettiği için girdiği hicbir işte tutunamaz.
18 yaşında okumayı seven bir gençtir üstelik nietzsche, schopenhaur ve spengler gibi felsefecileri okur. Okuduklarını paylaşacak ve anlayacak kimse yoktur etrafında. Yaşadıklarını ve sistemi sorgularken etrafındakiler için bir yabancı ve ötekidir Arturo Bandini. Bu yüzden de anlaşılmaz bir ucube gibi görünür ondan sıradan davranmasını bekleyen yakınları tarafından.
Ama o bütün bu karmaşa içinde kendini varedebilmek için içsel dünyasına hayallerine kaptırır kendini. En büyük amacı bir yazar olamak olan Bandini kendini hayallere ve yazacağı kitaba öyle bir kaptırır ki gittikçe gerçekle olan bağı zayıflar. Bu dünyanın insanı olmadığını bilir ama bunu anlatamaz ve yalanlar söylemeye başlar kendini kabullendirmek için. Bir süre sonra bu yalanlara kendi de inanır ve hastalıklı bir kişilik hâline gelir.

Hayat zor kapitalizim acımasızdır.
Yaşamak zorunda olduğu hayat ile yaşamayı hayal ettiği dünya arasındaki uçurum çok büyüktür ve Arturo Bandini bu uçurumdan düşerken tutunacağı tek şeyi hayallerdir.
Sistemi ayakta tutan patroncuklar, köle gibi çalışan işçiler ve ahlak anlayışına tutunan zavallı insanlar arasında kendini var etmeye çalışırken yaşadığı zorluklar ve tutarsızlıkları anlatır.
186 syf.
·8/10
Bandini serisinin ikinci kitabıdır. Genç bandini nin olmak istediği yada olduğuna inandığı kişi ile aslında olduğu kişi arasında bocalayıp durduğu ve bunun da çevresine ve kendine nasıl yansıdığı bol bol ironi katılarak çok sade ve okuyucuyu sıkmadan gayet akıcı bir şekilde anlatılmış. Karakterin özellikleri sonuna kadar tutarlı bir şekilde kendini gösteriyor. Keyifli okumalar.
186 syf.
·8/10
Son zamanlarda okuduğum en eğlenceli, sürükleyici romandı diyebilirim. Mesleğim dolayısıyla sezonun en yoğun zamanlarında kendimi iş stresinden uzaklaştırmam, kafamı dağıtmam gerekiyor. Bu kitap tam da o anda bana göz kırptı. Bazen okuyacağım kitabı seçmek zor oluyor, zamanlama uymuyor. Oysa bu kısa roman tam da zamanında girdi hayatıma sevgili arkadaşım @konserve_ruhlar sayesinde. Romandaki kahraman gibi olmayı çok isterdim. Vurdumduymaz, gururlu, hayalperest, laf ebesi, sözünü kimseden esirgemeyen, ukala ve de sevmediği işinden kapıyı çarpıp gidebilen. Okaliptüs ağaçlarının altında oturup umarsızca kitap okuyan birini görürseniz, işte o Arturo Bandinidir. Sakın gidip rahatsız etmeyin, ağzınızın payını alırsınız valla, benden söylemesi.
Zengin bebeleri süt içinde yüzerken seninkilerin açlıktan öldüklerini düşünsene! Yüzüyorlar sütün içinde! Böyle olmak zorunda mı?
Sizi cahiller, sizi salaklar, sizi ahmaklar! Düşünceleriniz beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Onlara o kadar yakın olmak iğrendiriyordu beni.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Los Angeles Yolu
Alt başlık:
Arthur Bandini Destan #2
Baskı tarihi:
16 Şubat 2017
Sayfa sayısı:
186
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752810297
Orijinal adı:
The Road to Los Angeles
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Her sabah bu duyguyla kalkıyordum yataktan. Şimdi kendime bir iş bulmam lazım, lanet olsun. Kahvaltı ediyor, kolumun altına bir iktap yerleştirip ceplerime kalem doldurduktan sonra kapıdan çıkıyordum. Merdivenden indiğim gibi kendimi dışarı atıyordum. Bazen sıcak oluyordu hava, bazen soğuk, bazen sisli, bazen açık. Koltuğumun altında kitapla iş aramaya çıktığım için önemi yoktu havanın...

Kitabı okuyanlar 240 okur

  • Ecem
  • ece vansky
  • Freddiemercuryninmikrofonu
  • Okumayı Düşünüyorum
  • özlem levla
  • TRanican
  • Büşra Güneş
  • Remzi Gülek
  • Eylem Çelik
  • Mehmet Abdullah

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%45.8
35-44 Yaş
%29.2
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%27.9
Erkek
%72.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.5 (18)
9
%31.3 (25)
8
%21.3 (17)
7
%15 (12)
6
%10 (8)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0