Bütün kadınların okuması gereken bir distopya örneği...Kadınların diyorum çünkü bu ülkede hep kadınların giyimi tartışıldı. Kapalılığı, açıklığı, etek boyu, baş örtüsü, şortunun kısalığı vs...Damızlık kızın öyküsü ama kız kim? Ana karakterin gerçek ismini hiç bilmiyoruz tıpkı Duygu Asena'nin kitabinin adı gibi 'Kadının Adı Yok'. Kim bilir Duygu Asena da bu kitaptan etkilenip kendi kitabına böyle bir isim vermiştir ya da belki her ikisinin de ortak amacı silinen kadın kimliği tehlikesine karşı okuyucuları uyandırmaktı...Bir zamanlar daha özgür olan kadınların totaliter rejimle getirildikleri hal ve kadınların bunu kanıksar hale gelişi...
Kitaptan birkaç cümle paylaşayım: "Birçok totaliter rejim, insanları teşhis ve kontrol etmek için, yasak ve zorla kıyafeti kullanmış ve birçoğu da dinci bir perdenin arkasından hüküm sürmüştür. Bu şekilde kolayca kafir yaratılabilir." "Kadınların bu kadar kısa etek giydiklerini görmeyeli çok oldu. Etek boyu diz bitiminde bacakları görünüyor, neredeyse çıplak, cüretkar...Kadinlarin başı açık, saçlarını da olanca siyahliklari ve cinsellikleri ile teşhir ediyorlar. Kırmızı ruj sürmüşler...onun da gözlerini bu kadınlardan ayırmadığını biliyorum. Büyülendik ama tiksindik de. Çıplak gibiler. Çok kısa sürmüş fikrimizi değiştirmemiz, bu tür şeyler hakkında. Sonra düşünüyorum: eskiden ben de böyle giyinirdim. Özgürlüktü bu...Batılılaşmış derlerdi eskiden buna..."