Puan vermedi·84 syf.····Okunma: 21 Haziran 2021 00:54 "Babanız içerde şiir yazıyor diye
çocuklarımı sessiz ağlattım ben."
Hatice Erbaş
Hatice bir şairin şairliğini böyle yüceltmiş. Boynunun borcuydu Şükrü için belki bu şiirler. Bilmiyoruz..
Ölenle ölüyor Şükrü, sonra şiir doğuruyor. Gelip dallarını öptüğü limoni servi ağacının dibinde, mezar taşlarını okumayı öğreniyor. Gövdesini kalbine darağacı ediyor. Ölüyor ölenle Şükrü, şiirler doğuruyor.
Ölmeseydi Hatice, Şükrü daha güzel olurdu muhakkak. Bu şiirler böyle ölüm ölüm kokmazdı. Şükrü yine Şahgülüm derdi, yine Ömür Hanım derdi ona. Kirpiklerini yine hatmi çiçeklerine benzetir, gözlerini gamzeli göllere benzetirdi. Ama onsuz bir parmak yüksekte nefes alsa soluğu kesilmezdi belki. Belki onu yalnız bıraktığını düşünüp mezarlıkla evi arasında mekik dokumazdı o vakit.
"İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde
Birisi alıp götürdüğün, öteki bırakıp gittiğin."
İhtimal..Çift kişilik yalnızlıklar inşa etmezdi kendine Haticesi olsa..
"Ben ölmeden sana ölüm yok" diyor...
Duyuyor musun Hatice?
Biz hep duyduk.
Bir gün, "benim için şiir yazdın mı hiç" demişsin. Kuşkuyla yüzüne bakmışsın, ağaç döken yaprak gibi kirpiklerini dökmüş içine Şükrü Bey.
"Sana bir nefes olamayan şiirden de geçtim." demiş sonunda.
"Üç yıldır ölüyorsun Hatice
Yataktan kalkıyorum, ölüyorsun
Odadan odaya geçiyorum, ölüyorsun
Su içiyorum, boğazımda mezar hecesi bir taş"
"Seni unutacak ömrüm kalmadı" diyor.
Seni ezber ediyor Hatice, sen tutup milyon kere ölüyorsun...
Üstelik sen ölüyorsun diye iki kere ölmeyi çok görmüyor kendine Şükrü abimiz.
"Harfim, hecem, cümlem
Bütün hatıralarımızı toplayıp geleceğim
Ayrılık o zaman tamam olacak."
Bir şair daha ne desin?
Yüklenip sırtına anıları, bir alemden öbürüne seferi, daha başka nasıl anlatsın?
"Beni onurundan doğuran kadın
...
Bu kadarmış bizi büyüten acı
Bu kadarmış içimizde yanan ışık
Bu kadarmış yeryüzüne düşen gölgemiz."
Hatice Şükrü'yü onurundan doğuruyor.
Şükrü şiirlerini..
Şiirleri Hatice'ye denk düşüyor.
Hatice Şükrü'ye denk düşüyor.
Biz okuyup anlamış gibi yapıyoruz Şükrü abiyi. Limoni servi ağacını görür gibi oluyoruz. İki heceli mezar taşına bakar gibi oluyoruz...
Sevgisinden şiirler damıtmış Şükrü Erbaş. Modern çizgisinden ağıtlar yakmış bize. Hani bin kere okusak belki içinden çıkamayız, bin kere okusak iyice anlaşılmaz olur.
Bize salt sevgiyi anlattıklarında da anlamamıştık, böylesini nasıl idrak edelim.
Bize anca okuyup senin mısralarının binde birinde bir kıymeti sunabilecek insan hayaletlerini düşlemek düşüyor.
Bence Ömür Hanım, seni bir servinin altında –hani şu limoni olanlardan– mutlu bir sonsuza seyahat için bekliyor...
Kalemine sağlık diyelim..
İyi geceler..