Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 21 Eylül 2021 22:15 Öncelikle bu kitapla tanışman eğitim ve para için verdiğin savaşın darbesiyle ilişkilidir.
Kitapta Finlandiya’nın nasıl reformlar yaptığını ve neyi doğru yaptığını gördük. İlk bölümde her devletin bir doğumu ve ölümü olduğunu anlıyoruz. Bu ölümün tek sebebi ise çağa ayak uyduramamak. Zaman öyle bir gelir ki en doğru bildiğiniz bir bilgi artık yanlıştır ve bu gibi değişimlere açık olmamak devletin ölümünü getirir. Peki bu devlet ölmesin diye hep bir Atatürk çıkartmalı mı? Bu kahramanlar nasıl çıkıyor? Napeollon Fransa’da doğmasa da o kişi olur muydu? Bu konuda İskoç yazar Thomas Carlyle şöyle diyor:
Halk bir saman gibidir yanmak için alevini bekler. Bir kile benzer ve sadece onu şekillendirecek ustasını bekler.
Rus yazar Tolstoy ise: Halk gemi gibidir akıntıyı kendisi oluşturur ve liderini seçer. Bir buluta benzer halk şimşek için elektriğini de kendi seçer.
(Tabi bunlar onların fikirleri benim ise uyarlamam.)
Biz her şeyden sonra ne anlıyoruz? İki yazarın farklı fikirde olduğunu mu? İki yazarda ortak aslında. Birbirini tamamlarlar.
Finlandiya. Kurak bir coğrafya, verimsiz topraklar. Kayalıklar ve taşlardan oluşan soğuk bir bitkinlik ve onlardan harikalar yaratan verimli insanlar.
Jarwinen ve Karopek. Madalyonun iki yüzü. Biri hayatta bir çok şeyi başarmış zengin bir iş adamı. Diğeri ise hayatta bir çok suçu işlemiş bir adam. Ama işin komik yanı bu iki insan çocukluk arkadaşı. Aynı okula gidiyorlar, aynı yemeği yiyorlar, aynı tastan su içiyorlar ama bambaşka iki hayat yaşıyorlar. Jarwinen bu durumu halkın insan üzerinde yansıması olarak değerlendiriyor. Halk o fikri diretiyor insana. Ama kişi karakteriyle özleştiriyor durumu.
Örneğin bir baba çok fakir ve çocuklarına sürekli fazla malın insanın ruhuna zarar olduğunu öğretebilir. Birinci çocuk bunu kabul eder ve fakir olarak yaşar. İkinci çocuk babasının zengin olmadığı için bunu söylediğini düşünür ve hırslanıp zengin yaşar. Üçüncü çocuk babasının kendisini avuttuğunu düşünüp fakirlerden ve fakir zihniyetten tiksinir ve maddi durumu ne olursa olsun kibirli yaşar. Ama halbuki baba çocuklarına bu üç olasılığı da gösterip neden fazla malın zarar olduğunu açıklayabilseydi bunlar olmazdı. Bu yüzden babanın sözleri ve davranışları aynı olmalı. Sözleri şeffaf, açıklanabilir, ispatlanabilir olmalı. Çünkü şeffaflık çocukları sorgulamaya teşvik eder ve doğru yolu seçerler. İşte halk da politika da bu şekilde olursa gençler eğitilebilir.
Şeffaf ve sorgulanmaya açık...
.
İnsanın içinde iki ruh vardır. Aydınlama şevki yüksek ruh ve karanlık ruh. Aydınlanma ruhu sürekli insana hayatta daha ileriyi anlama ve daha geniş açıdan bakabilme imkanı sunmaya çalışırken karanlık ruh insanın içini karatmaya ve onu dar fikirli basit bir insan olduğunu düşündürmeye çalışan ruhtur.
Aydınlık ruh her içinde bir kıvılcım bir coşku yarattığında karanlık ruh onu üfleyerek söndürürmüş. Karanlık ruh ne kadar ateş çıkarsa çıksın hepsinin patronu olduğunu ispatlamaya çalışırmış. Asıl amacı insana başarısız bir insan oluşunu göstermek ve bunu onaylatmakmış. Karanlık ruh tüm kıvılcımları söndürdüğünden insan karanlığa mahkum oluyormuş. Eğer tam bu durumda insan artık kıvılcım yakmaya gerek yok zaten aydınlanamıyorum derse o anda karanlık insana hakim olmuş oluyor. Ama illaki kıvılcımı söndürmek isteyen karanlık ruhun nefesinin tükeneceği bir nokta vardı. Yani aynısını karanlık ruh da söyleyebilirdi. Fikirler geliştikçe artıyor...