·516 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2021 08:50 Kitaba başladığım sıralarda çok seveceğimi anlamıştım ama beni bu kadar derinden etkileyebileceğini düşünmemiştim. Kemal’e çok kızdım nasıl olur da nişanlısını aldatırdı Füsun’la aşk yaşamaya başladıklarında da kızmıştım ama Orhan Pamuk öyle bir anlatmış ki kitap ilerledikçe kızgınlığınız azalıyor bununla kalmayıp o karaktere şefkat beslemeye başlıyorsunuz. Aldatan bir karaktere karşı içimde kızgınlıktan başka duygunun oluşacağı aklıma gelmezdi ama bu kitapta Kemal’e karşı çok farklı duygular hissettim, onu anlamaya çalıştım başlarda duygusuz üst sınıf bir adam gibi düşünsem de şu an onun çok romantik biri olduğunu düşünüyorum. Füsun’a karşı hiçbir zaman bu kadar kuvvetli duygular beslemedim onu çok kıskandım ve sonunda da çok kızdım, bir hiç uğruna... İncelememi okuyanlar için kitabın sonu hakkında çok bir bilgi vermek istemiyorum. Bir kitap karakterinden neden gerçek bir insan gibi bahsediyor diye saçmaladığımı düşünebilirsiniz ama söylemiştim bu kitap ben de çok derin duygular bıraktı Orhan Pamuk ne derse desin ben bu hikayeyi bir yerlerde birinin yaşadığına tüm kalbimle inanıyorum, inanmak istiyorum. Orhan Pamuk’un bu kitapta kurgunun gerçekmiş hissi uyandırdığı da onun ne kadar büyük bir yazar olduğunun kanıtıdır. Yazarken sanki bizim ne düşündüğümüzü de düşünmüş olacak ki şu cümleyle karşılaştım “ Bunları yazarken hikayeme ilgi gösteren meraklıları daha fazla üzmemem gerektiğini hissediyorum: Kahramanları kederli diye, bir roman da kederli olmak zorunda değildir.” Aslında sonunda bu düşüncemi değiştirdim; ne kadar romanı üzülerek içimde bir şeylerin sıkıştığını hissederek okusam da hüzünlü olanın Kemal değil roman olduğunu fark ettim bu düşüncemi kitabın son cümlesi de destekliyor. Kemal’in biz okurlara da bir mesajı var “Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım.”