Nesne ilişkileri kurucusu kabul edilen Melanie Klein'a göre iyi nesne kötü nesne yapılanması, ilksel nesne (meme) sorunsalını çözmeye niyet etmeli. Ya da en azından içimizde dönüp duran bu iyi ve kötünün farkında olmalı. Dizilerde de işleniyor yoğunlukla yaşamsal kararlarımızda seçmemiz gereken siyah ve beyaz yok sadece. Fantastik bebeklik tasarımlarımlarımızdan ve fantazilerimizden azade nesne ilişkilerinde yetişkin kurgumuzu yaratmalı.
Haset, açgözlülük ve gücenme duyguları sadece başkalarında olan duygular değil...
Klein; "İç zenginlik ve kuvvet duygusuna yeterince sahip olmayan insanların cömertlik nöbetlerinden sonra çoğu zaman abartılı bir takdir ve şükran beklentisi içine girdikleri görülür; bunun sonucu da soyulmuş ve yoksullaştırılmış olma duygularına bağlı zulmedilme kaygılarının şiddetlenmesidir." der. "Aşırı haset insanlarda suçluluk yaratır. Suçluluk uyandıran nesne de bir zulmedici nesneye dönüşür. İlk nesne anne, iyi meme yaşam içgüdüsü temsilcisidir. Yaratıcılığın ilk belirtisidir.
Kişinin kendi yaratıcılığına güven, haseti önleyen başlıca etkendir. Yaratıcılık hasete yol açan en derin neden olur.
Haset duyulan kişinin aslında en çok değer verilen ve arzulanan şeye sahip olduğu seziliyordur. Bir iyi nesne, onun uzantısı olan iyi bir kişilik ve zihinsel sağlık."
Haseti sanata aktarım bu yüzden çok elzemdir. Yaratım sürecinde insan içinde ki haseti şükran'a dönüştürür. Bu dönüşümle ilgili yüzyıllardır çok sayıda eser meydana gelmiştir. Yıkıcı olanı dönüştürerek içimizdeki magmadan iyinin ve kötünün ötesinde bir eser meydana getirerek Nietzsche'ye atıfla sanatçı olmaktır. Bu eserin ne olacağı size kalmış, bir çocuk yetiştirmek ya da bir taş boyamak...
Hepsi çok kıymetli.