·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Haziran 2021 07:43 Felsefe denilince birçoğumuzun aklına ilk gelen isim Sokrates’tir.
Yunan Felsefesinin kurucularındandır. Platon´un hocası olan Sokrates, görüşleri, tartışmaları yeni iktidarın temsilcileri tarafından beğenilmediği için, yeni tanrılar icat ettiği, görüş ve tartışmalarıyla, gençleri baştan çıkardığı gerekçesiyle ölüme mahkum edilmiştir.
Sokrates, Yunan gençleri tarafından sevilen, özenilen ve düşüncelerine saygı duyulan biridir. Ancak Sokrates sivri diliyle çeşitli insanların, kendi görüşüne göre bilgili geçinen ancak bilgisiz olan insanlarla uğraşmıştır. Onlara aslından bilgisiz olduklarını ancak kendisinin de bilgisiz olmasına rağmen bilgisiz olduğunun farkında olduğunu söyleyerek onlardan bilgili olduğunu söylemiştir. Lakin bu sözlerle ithamlarda bulunduğu insanlar toplumun önde gelen insanları, politikacıları, siyasileri, zanaatkârları, yazarları ve ozanları, kıyasıya eleştirmiş bu da bu Sokrates’in bu kesimler tarafından sevilmemesine neden olmuştur. Bütün bunlardan rahatsız olan Melatos, Anytos ile Lycon Sokrates’e devletin tanrılarını tanımamakla, ortaya yeni kutsal varlıklar çıkarmakla, gençleri baştan çıkarıp, doğru yoldan ayırmakla suçlamışlardır.
Şüphesiz felsefe tarihinin mihenk taşlarındandır. Kendinden önceki filozoflar, doğa üzerine incelemeler yaptı. “Evrenin ana maddesi nedir? İlk neden(arkhe) ne olmalı?” gibi soruları yanıtlamaya çalıştılar. Sokrates büyük bir değişiklik yaparak düşüncelerinin merkezine insanı koydu. Atina sokaklarında, meydanlarda sorular sordu karşısına çıkanlara. Onu bilge olarak nitelendirenlere karşı çıkıp” Ben bir şey biliyorsam, o da hiçbir şey bilmediğimdir.” Diyerek bilge insanlar aradı. Sorularıyla bilgeleri sınayıp onların da hiçbir şey bilmediğine karar verdi.
Soru soran insanlar hiçbir devirde kabul görmez. Bu, Antik Yunan’da Atina’da da böyleydi. Kendini at sineği olarak tanımlayan Sokrates’in soruları rahatsız etti muhataplarını. Atinalılar yalanlar söyleyerek Sokrates’i mahkemeye verdi. Onun baldıran zehri içerek ölmesine sebep oldular.
Sokrates’in Savunması Konusu
Kitap Sokrates’in en iyi öğrencilerinden Platon tarafından kaleme alındı. Dört ana bölümden oluşuyor.
Birinci bölüm EUTHYPHRON
Bu bölümde, Sokrates’in kahin, din bilimci Euthyphron ile diyaloğu aktarılıyor. Dindarlık, dine uygunluk, kutsallık, insanın Tanrı’ya karşı görevleri gibi konular üzerine konuşuyorlar. Sokrates akıllıca sorularla Euthyphron’ un cahilliğini ve kibrini ortaya çıkarıyor.
İkinci bölüm APOLOGİA(Sokrates’in Savunması)
Genç ve silik bir şair olan Meletos tarafından tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar uydurduğu ve gençlerin ahlakını bozduğu suçlamalarıyla dava edilen Sokrates bu bölümde mahkeme karşısında kendini savunuyor. Suçsuzluğunu, yasalara bağlılığını kanıtlamaya çalışıyor. Aslında onu suçlayanlar da yargıçlar da biliyor suçsuz olduğunu fakat bu at sineğinden kurtulmaları gerekiyor.
Yargıçlara son sözü “Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir.” oldu.
Üçüncü bölüm KRİTON
Kriton, Sokrates’in öğrencilerinden biridir. İdam gününden bir gün önce Kriton hocasının yanına gelir. Onu kaçmak için ikna etmeye çalışır. Sokrates ömrü boyunca savunduğu ilkelere, demokrasiye aykırı olacağı düşüncesiyle bu fikre karşı çıkar. Bir insanın verdiği sözden hangi şartlar altında çıkabileceği konusunda tartışırlar. Sokrates yasaların ve toplumun menfaatinin her şeyden önemli olduğunu savunur.
Dördüncü bölüm PHAİDON
Platon’un olgunluk döneminde yazdığı bu diyalogda Phidon ve Ekhekrates’in anlatımıyla Sokrates’in yaşamının son gününde öğrencileriyle konuşmalarını aktarır. Sokrates’in ölüme karşı bakış açısı, ölümün nasıl karşılanması gerektiği işlenir.
Dostları ağlarken kendisi sakince onları teselli eder. Ruhun ölümsüzlüğünü kanıtlamaya çalışır. Vakit doldu. Beklenen gemi geldi. On birlerin uşağı baldıran zehrini getirdi. Sokrates tereddüt etmeden zehri içti. Dostlarına son sözlerini söyledi. Ölümsüz olduğuna inandığı ruhuyla Hades’e doğru yol aldı.