Kitabın 1930larda yazılmış olmasına rağmen sürekli söylendiği gibi müthiş öngörülerde bulunmuş Huxley. Ütopya veya distopya olarak görmek yanlış olur diye düşünüyorum ilerigörüşsel bir kitap olmakla birlikte o yıllardan bu yılların betimlesini yapmasını okuyoruz . İki farklı dünyayı okuyoruz öyle bir dünya da yaşamak ister miyiz sorusunun cevabını bize bırakıyor Huxley. Kitabın bazı konuları tamamlayamamış olması durumu da var . Bazı sorular cevapsız kalıyor . Neden ford tapması var, dokuz yıl savaşları nedir, taraf kimdir pek açıklama olmayan kısımlardan birkaçı.
Kitabın günümüz ile ortak noktaları kitabı okumaktan daha fazla keyif almamı sağladı . Okurken yaptığım kıyaslamalar bazı konular üzerine düşünmelerim... Dünyadaki teknoloji bağımlılığı, kapitalizmin yarattığı görünmez ve fakat iliklerimize işlemiş kast sistemi. kitapta "şartlandırma" diye bahsedilen ve aslında bireyi, olanlar hakkında düşünmemeye, sadece gereken tepkiyi vermeye iten olgunun, günümüzde eğitim sistemi ve yasalar yoluyla manuel olarak öte yandan toplumsal normlar ve ahlaki yargılar tarafından otomatikman kendini yenileyen sistemin ta kendisi olması. Soma denilen uyuşturucu ile olaylardan kopuş yaşadığımız dünya da bu şekilde olmasa da
yavaş yavaş herşeye olan ilgisizliğimiz arasında olan bağlantı . Sanatın Sanatçının üretimin ortadan kaldırılıp, yaşamı laboratuvarlardan ibaret kılıp ,geri kalan zamanlarda yapılması şartlanmış sisteme hizmet eden aktiviteleri yapmak zorunda kalınması da günümüzde bize bırakılan alan ile yarışır nitelikte.