Dünya klasiklerini ve Balzac gibi yazarları çok seven biriyim ama bu kitap biraz üstünkörü geçilmiş gibi geldi bana . Bunun da nedenini karakterlerin hislerine yeterince yer verilmemesinde görüyorum. Düşününki aynı yazarın aşkı işlediği iki farklı kitaptan , Vadideki Zambak’ı bugün herkes biliyorken çoğu kişinin bu kitabın adını bile duyduğunu sanmam. Birinde yazar kadının hissettiği her şeyi , verdiği tüm tepkileri detaylandırarak anlatıyorken , birinde şaşalı bir hayat yaşayan bir düşesin manastıra kapanması durumunu okuyucuya bir anda dayatıyor. Nedenini, niçinini anlayamıyorsunuz. Oysaki farklı şekilde işlense pek çok kadına ilham kaynağı olabilirdi. Çünkü bugün dünyanın her yerinde bu şekilde maddi olarak olmasa bile , manevi olarak kendi manastırına çekilmiş kadınlar, hatta erkekler var . (Tabi siz bu manastır kelimesinin yerine farklı şeyler tercih edebilirsiniz. ) Aynı süreçlerden geçen , benzer olaylar içinde kalıp, benzer tepkiler varan insanlar parmakla sayılamayacak kadar çoktur bence. Bir tarafta kadının egosu , oyuncak olarak gördüğü insanlar ,diğer tarafta bir adam kadını hayattaki her şeyi olarak kabullenmiş. Ya da tam tersi egosu boyunu aşan erkekler.. Çok tanıdık gelen bir hikaye olmasına rağmen karakterlerin duygusal analizi yeterli değildi bence. Bu yüzden ne kadının kötülüklerini bağışlayabiliyorsunuz , ne de adam hakkında iyi,kötü yargısı verebiliyorsunuz. Muallakta kaldı biraz. Onun dışında dil olarak tamamen Balzac tarzı , tek farklı biraz Fransa tarihine yer vermiş. Kısa olmasına rağmen , kafa mı dağıtayım diye okunacak bir eser değildi. Bazı cümleler klişe denecek düzeyde olmasına rağmen , kafanızı yoran bir kitaptı. Belki de yine benim yanlış zamanda yanlış kitap tercihimdir sadece bilemem. Peki zaman kaybımı? Asla. Mutlaka bir parçasında kendinizden bir şeyler bulursunuz..