On Üçlerin Romanı 2

Lanje Düşesi

Honore de Balzac
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 49 dk.
Sayfa Sayısı:
170
Basım Tarihi:
Ekim 2005
İlk Yayın Tarihi:
1834
Yayınevi:
Emili Yayınları
Orijinal Adı:
La Duchesse De Langeais
ISBN:
9789758695126
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·216 syf.·
2020 35. kitabı
Balzac’ın ‘İnsanlık Komedyası’ içerisinde ayrı bir yer ayırdığı üçlemenin ‘On Üçlerin Romanı’nın ikinci kitabı ‘.Langeais Düşesi’ Roman 1834 yılında yayımlanmış. Diğer ikisi; Çakalların Başı Ferragus ve Altın Gözlü Kız. Balzac yazdığı önsözde On Üçler üzerindeki esrar üzerinde durarak başlar hikaye-romanına; “Feleğin çemberinden geçmiş adamlardı; hepsi de kaderciydi, gönül ve şiir insanları…” nın gizemiyle yani. Eserini ithaf ettiği kişi 19. Yüzyılın sayılı müzisyenlerinden, senfonik şiirin yaratıcısı, Franz Listz (1811-1886). Dönem 19. Yüzyılın ilk çeyreği. Fransa’nın siyasi ve toplumsal çalkantılarla sarsıldığı bir dönem. Romanın konusuna İspanya’da, rahibelerin kaldığı bir Karmelit manastırında dahil olmaya başlarız. Gerek dışarıda ki doğal ortam, gerek manastırın mimarisi ve gerekse Katolik kuralların sıkı koruması altında olan bir manastır. General Montrivau’nun bu manastıra duyduğu ilgi ve geriye doğru bir bakışla olaydaki dramı anlamaya başlıyoruz. Peki bu geçmişte neler var? Sosyeteye mensup evli ya da bekar kadınların aşık toplama yarışında olduğu bir ortam. Kimilerinin sırf moda olduğu için işleri ilerletmeyip sınırda tuttuğu, kimilerinin ise düpedüz zina için elde ettiği aşıklar. Peki gerçekten de bu aşk oyunlarında belirli bir sınırda durmak mümkün müdür? Asıl tehlike bedenlerden ziyade, ruhlarda belirmez mi bu tür ilişkilerde. Gerçek bir gönül ilişkisini kontrol etmek ne derece mümkündür? Eğer duygularınızda samimi iseniz bir bedel ödemek zorunda olduğunuzu da bilirsiniz. Evet bu bedelin ödendiği bir hikaye kurgulamış Balzac. Diğer taraftan On Üçlerin sıkı dostluk ve işbirliğinin o büyük kitle/toplum karşısında esaslı bir güç ve imkan verdiğini, ‘insanın, insanlardan büyük olduğunu' gösteriyor hikaye bize..
Edebiyat
Lanje DüşesiHonore de Balzac · Emili Yayınları · 2005131 okunma
7/10
·170 syf.··
2017 4. kitabı
Dünya klasiklerini ve Balzac gibi yazarları çok seven biriyim ama bu kitap biraz üstünkörü geçilmiş gibi geldi bana . Bunun da nedenini karakterlerin hislerine yeterince yer verilmemesinde görüyorum. Düşününki aynı yazarın aşkı işlediği iki farklı kitaptan , Vadideki Zambak’ı bugün herkes biliyorken çoğu kişinin bu kitabın adını bile duyduğunu sanmam. Birinde yazar kadının hissettiği her şeyi , verdiği tüm tepkileri detaylandırarak anlatıyorken , birinde şaşalı bir hayat yaşayan bir düşesin manastıra kapanması durumunu okuyucuya bir anda dayatıyor. Nedenini, niçinini anlayamıyorsunuz. Oysaki farklı şekilde işlense pek çok kadına ilham kaynağı olabilirdi. Çünkü bugün dünyanın her yerinde bu şekilde maddi olarak olmasa bile , manevi olarak kendi manastırına çekilmiş kadınlar, hatta erkekler var . (Tabi siz bu manastır kelimesinin yerine farklı şeyler tercih edebilirsiniz. ) Aynı süreçlerden geçen , benzer olaylar içinde kalıp, benzer tepkiler varan insanlar parmakla sayılamayacak kadar çoktur bence. Bir tarafta kadının egosu , oyuncak olarak gördüğü insanlar ,diğer tarafta bir adam kadını hayattaki her şeyi olarak kabullenmiş. Ya da tam tersi egosu boyunu aşan erkekler.. Çok tanıdık gelen bir hikaye olmasına rağmen karakterlerin duygusal analizi yeterli değildi bence. Bu yüzden ne kadının kötülüklerini bağışlayabiliyorsunuz , ne de adam hakkında iyi,kötü yargısı verebiliyorsunuz. Muallakta kaldı biraz. Onun dışında dil olarak tamamen Balzac tarzı , tek farklı biraz Fransa tarihine yer vermiş. Kısa olmasına rağmen , kafa mı dağıtayım diye okunacak bir eser değildi. Bazı cümleler klişe denecek düzeyde olmasına rağmen , kafanızı yoran bir kitaptı. Belki de yine benim yanlış zamanda yanlış kitap tercihimdir sadece bilemem. Peki zaman kaybımı? Asla. Mutlaka bir parçasında
Lanje DüşesiHonore de Balzac · Emili Yayınları · 2005131 okunma
6/10
·170 syf.··
2017 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2017 00:00
Napolyon savaşlarının sona ermesiyle yaşanan çalkantılı Bourbon restorasyon döneminde, Napolyon'un gözdesi savaş kahramanı bir general (Armand) ile dönemin soylu ailelerinden birine mensup ama fingirdek ve biraz da edepsiz bir düşes (Antoinette) arasında, 1820 'li yıllarda geçen, sonunda kızımızın (Antoinette) kendisini ulaşılması zor bir manastıra gizlediği, uyumsuz ve dolayısıyla başarısız bir aşk (tarafımca çok da tutkulu olduğu hissedilemeyen) hikayesi
Lanje DüşesiHonore de Balzac · Emili Yayınları · 2005131 okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2015 79. kitabı
Aşkın bambaşka hallerinden biri daha olan eser ; Balzac'ın elinden çıkmış olduğunu Vadideki Zambak eserindeki uslup ve anlatış tarzına benzer bir dille yazılmış olması ile anlaşılıyor.
Lanje DüşesiHonore de Balzac · Emili Yayınları · 2005131 okunma
İnce zulüm
Puan vermedi·133 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 13:35
Balzac kaleminden, Duchesse de Langeais ile General Armand arasında filizlenen, ama daha baştan yaralı bir aşka tanıklık ederiz. On Üçler’den biri olan general, tesadüfen tanıştığı evli Duchesse’e delicesine bağlanır. Oysa kadının niyeti başkadır: Generali, hayranları arasına eklemekten öte bir anlam yüklemez bu aşka. Sosyete erkeklerini parmağında oynatmaya alışkın Duchesse, bu kez sert bir kayaya çarptığını çok geç fark eder. Soğuk aristokratik kibir duygusal zulümle birleşir. Duchesse, yalnızca generali değil, aslında tüm erkekleri cezalandırmaktadır; çünkü kendisi de bir zamanlar aristokrasinin menfaat hesaplarına kurban edilmiştir. “- Babacığım,” der, “menfaat uğrunda beni feda eden ailem, bilmeden beni tamiri imkânsız bir bedbahtlığa mahkûm etti.” Bu feda ediliş, onda erkeklere karşı derin bir kin doğurmuş, kalbinin kapılarını sonsuza dek kapatmıştır. General, sevdiği kadının onunla alay ettiğini geç anlar; ama anladığında, kaderin düğümünü sertçe çeker. Duchesse’i yakalatır ve gizli bir mekâna getirir. Bu sahne, romanın en tesirli anıdır. General, aristokrasinin çürümüş iç yüzünü bütün çıplaklığıyla onun yüzüne haykırır; fakat onu cezalandırmayacağını söyler: “Cezalandırmak için sevmek lazımdır.” Ardından şu sözlerle hükmünü verir: “Siz bir adamın saadetini, en güzel hayatını, en kıymetli inançlarını öldürdünüz.” Her cümlesinde Tanrı’dan söz eden kadına, inancın ve vicdanın ne demek olduğunu öğretir. İşte o anda Duchesse, kalbinin derinliklerine gömdüğü o sihirli duyguların geç de olsa patlak verdiğini anlar. Ama Balzac’ın dünyasında geç kalan duygular, çoğu zaman bir kurtuluş değil, bir cezadır. İlk bakışta hikâye, kaprisli bir kadınla aşkı masum bir general arasında yaşanan bir trajedi gibi görünebilir. Oysa Balzac, tüm ustalığıyla Paris’in
Edebiyat
Rahibenin AşkıHonore de Balzac · Remzi Kitabevi · 1947131 okunma
Balzac’tır, iyidir…
10/10
·216 syf.··
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 22:35
Balzac’ın “On Üçlerin Romanı” üçlemesinin 2. kitabı… İlk kitapta olduğu gibi aşk hikayesi üzerinden yazıldığı dönemi ve yüksek tabakadaki insanları anlatıyor. İkili arasındaki aşk yer yer beni sıkmış olsa da Balzac’ın kadın davranışlarına, isteklerine, psikolojisine bu kadar hakim olması beni şaşırttı. 1834 yılında yazılmış bu roman, 1780’lerden yazıldığı güne kadarki tarihi olayları da gerçeklikten ayrılmadan aktarmayı başarmış bence. Hatta ben özellikle tarihi anlatı kısımlarını sevdim. Vıç vıç aşkın sıktığı anlarda araya bu anlatıların girmesi bana iyi geldi. İlk kitap olan “Otuzundaki Kadın” ve bu romanda Fransız İhtilali, Napolyon dönemi ve tekrar meşrutiyet dönemindeki Fransa’yı yakından inceleme fırsatı bulabiliyorsunuz. Hikaye de üslup da gayet akıcı. Betimlemeler ara ara biraz yorsa da okumayı zorlaştırmıyor. Okumanızı tavsiye ederim. Balzac’tır, iyidir…
Langeais DüşesiHonore de Balzac · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2016131 okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2021 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2021 02:53
Paris'in çalkantılı sosyete hayatı içinde büyümüş, aşkı tanımadan evlenmiş, erkeklere hükmetmeye alışık, güzelliği paris geceleri kadar ışıltılı ve tartışılmaz yürek yakan cinsten bir kadın antoinette ile Kraliyet ordusunun korkusuz neferi, dediğim dedik, bakışlarıyla yeri göğü titreten ama konu aşk olunca bir o kadar masum General Montrivau arasında geçen ilişkiyi konu alan kitap okuru etkisi altına almayı başarıyor. Generali etkilemeyi başaran antoinette'nin amacı başlarda gönül eğlendirmek olsa da sonradan yaptığı bu hatanın bedelini aşkıyla öder. Gururu kırılan general ona hayatı boyunca unutamayacağı bir ders verir. Balzac'ın tüm eserlerinde olduğu gibi mekanlar, kahramanlar canlı bir şekilde okuyucuyu sıkmadan resmedilmiş. Her eseri okurda farklı bir iz bırakan Balzac'ın bu eseri Vadideki zambak tadındaydı keyifli okumalar.
Edebiyat
Langeais DüşesiHonore de Balzac · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2016131 okunma
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2020 203. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 17:36
Balzac çok değişik bir ağabeyimiz olmuştur her daim. Onun kitaplarını okurken bir anda okuduğunuz konunun dışına çıktığınızı çok geç de olsa fark eder daha sonra ise konuya keskin bir dönüş gözünüze çarpar. Bu bağlamda onun yapıtları ilginç ve ilgi çekici olmuştur. 1834 yılından günümüze ne değişti? Eski dönem yazarlarını sıkça okuyan biri olarak özellikle yerli yazarlarımızda gözüme çarpan o tabiri caizse ‘Ayak Fetişi’ diyebileceğim durumu gördüm gene. Sayfa 69’da aynen şu ifade vardı: “Madam, Asya’da ayaklarınız neredeyse on bin altın sikke ederdi.” Bu tarz sözlerin iltifat olarak halen geçerli olacağına inanıyorum. Bir kadın ne kadar reddetse de keseceği tırnağın bile beğenilmesinden hoşlanır bundan eminim ama bu tutkunun nedeni konusunda halen derin şüphelerim var. Sıkı Katolik kuralların geçerli olduğu, İspanya’da rahibelerin kaldığı bir Karmelit manastırında başlar olaylar. Bu ilgimi çeker çünkü yanlış anımsamıyorsam -bir Kadıköy’lü olarak- Kadıköy Anadolu Lisesi de evvelden böyleydi de sonradan lise yapıldı diye anımsıyorum. Kitapta aşka ve onun oyunlarına dair oldukça felsefik yaklaşımlar ve düşüncelerle karşılaşmak da mümkün. Dili biraz ağır, bazen yayvan ve bir kısmı da aceleyle geçiştirilmiş gibi hissettiren bir kitap olduğu için sizi sıkabilir ancak ilerlediğinizde pişman etmeyecek kadar da iyi olduğunu düşünüyorum. Peki, bu olumsuz yaklaşımımın sebebi nedir? Yaşanan o aşkın yeterince hissettirilmemesi. Buna normalde takılmam ama o dönemin en çok işlenen konusu AŞK biraz daha tutkuyla anlatılabilir, biraz daha var olmayan var gibi hissettirilebilirdi. Bu beni üzdü çünkü ben güncel aşk romanlarından adeta bir hastalıktan kaçar gibi kaçıyorum. Ne varsa eskide var, en değerli onlar diyerek bu eserlere yöneliyorum ama tam olarak istediğimi bulamamanın da
Langeais DüşesiHonore de Balzac · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2016131 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
Merhabalar Nisan Ayı’nın başında yine harika bir Balzac eserini keyifle okudum. Bu seferki Balzac durağım Onüçlerin Romanı serisinin ikinci kitabı olan “Langeais Düşesi”idi. Balzac ın Nefis mekan ve karakter tasvirleri ile, daha önce Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde”de tanıdığım Saint Germain in sosyal tabakalarının nasıl oluştuğunu ve bu grupları oluşturan insanların karakteristik özelliklerini öğrenirken, bir yandan diğer Balzac eserlerinden tanıdık simalara rastlayıp, bir yandan da büyük bir aşka tanık oldum. Büyük bir Balzac hayranı olan Proust un edebiyattaki ilham kaynağının bir yönünü daha keşfetmiş olmak mutluluk verici bir durum. Onüçlerin Romanı’nda bu sefer Parlak komutan General Montriveau ile Paris& Saint Germain sosyetesinde etrafındaki tüm erkekleri kendine hayran bırakan Langeais Düşesi arasındaki büyük aşkın, karşılıklı yapılan kaprisler ve oyunlar ile geçtiği yolları okurken hüzünlenmemek mümkün değildi. Bu güzel eserin ardından Proust ile “Guarmantes Tarafı” na bir yolculuk için biletim hazır . Yolculuk sonu görüşmek üzere hoşçakalın....
Langeais DüşesiHonore de Balzac · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2016131 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2021 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2021 22:18
Temmuz ayının ilk kitabı Langeais Düşesi oldu. Onüçler üçlemesinin de ikinci kitabı aynı zamanda Balzac'ın İnsanlık Komedyası"nın "Töre İncelemeleri" / "Paris Yaşamından Sahneler" başlığı altında yer alan eserlerindendendir. Kısaca konusuna değinirsem, Balzac, imkansız ama görece güzel bir aşk hikayesini kaleme almış. Evli bir düşes ve Napolyon'un başarılı bir generali. Bu kez aşkın intikamına tüm şiddetiyle tanık ediyor bizi yazar. Ama dikkatimi çeken ayrıntılardan birini de buraya not edeceğim. Eğer Balzac okuyorsanız, esas hikayeye kitabın ortalarından itibaren ulaşıyorsunuz, belki de bana öyle geliyor, belki her eserinde böyle değildir, okuyup göreceğim. Langeais Düşesi'nde de aynısı oldu sayfalar dolusu Fransa, Paris, aristokrasi ayrıntılarından sonra sadede geldik. Sonrası da su gibi aktı gitti zaten. Balzac'ın eserlerini yazılış sırasına göre okuduğumuz için anlatımdaki farkı da görme imkanı oluyor tabi, kahramanlarının duygu durumlarını, hissiyatlarını oldukça yalın bir şekilde okuruna yansıtabilen Balzac bu romanda da bana göre çok başarılıydı. Onüçler üçlemesi "Altın Gözlü Kız" eseriyle son bulacak. Onu da bu ay okuma imkanı bulurum belki. Goriot Baba, Vadideki Zambak hepimizin bir şekilde erken yaşlarda, okuduğumuz Balzac'ın en çok bilinen eserleri. Ama dilimize çevrilmiş o kadar çok eseri var ki, ben şu ana kadar sekiz tanesini okudum ve önümde daha yirmiye yakın eseri var. Bunu da mini bir not olarak iletmiş olayım. Herkese keyifli okumalar #langeaisdüşesi #balzac #kırmızıkediyayınları #çevirmen #ayselbora #kitaptavsiyesi #kitapönerisi #temmuzokumalarım #kadıköyokumalarım #külliyatokumalarım #fransızedebiyatı
Langeais DüşesiHonore de Balzac · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2016131 okunma

Yazar Hakkında

Honore de BalzacYazar · 132 kitap
Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar. Hayatı Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı. Edebiyat kariyeri 1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu. 1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır. 1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları. İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.