Adı:
Otuzundaki Kadın
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750523038
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Femme de trente ans
Çeviri:
Cemil Meriç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Otuzundaki Kadın
Otuz Yaşındaki Kadın
Cemil Meriç’in edebiyat ve edebiyat dışı alanlardaki çevirileri, onun, “kültürle derinlemesine alışveriş kaygı”sının, “düşünce mesaisi”nin izlerini taşır. Çevirilerinde Türkçeye olduğu kadar çeviri yaptığı dillere de hâkimiyetini gösteren Meriç, kendine has üslûbuyla bir yandan edebiyat ve düşünce dünyamıza katkıda bulunmaya devam ederken, zaman zaman da çevirdiği eserlerle ve yazarlarıyla ilgili kimi çalışmalarını da okurlarla paylaşır.

1831-1842 tarihleri arasında altı bölüm olarak yayımlanan Otuzundaki Kadın’da Balzac, dönemin Fransası’nın toplumsal yapısını, hayat tarzını ve kadın-erkek ilişkilerini Julie’nin hayatından hareketle, ilk aşk, mutsuz bir evlilik, annelik, yasak aşklar, sevgisiz büyüyen çocuklar, aşk, nefret ve intikamla örülü bir kadının hikâyesi ışığında anlatı
Yeni bir inceleme ile yine merhabalar değerli okuyucular..

Hayatı kaçırmamak adına okumalarımın yavaşladığı bir döneme denk gelen bu kitabı an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Başladığım dönemde alıntılardan rastladığım bu kitap için beni Balzac la barıştıran kitap diyebilirim.. çünkü vakti zamanında Goriot Baba sını yarım bırakmışlığım var.. tam tarihini hatırlamıyorum ama sanırım 18-22 yaş aralığı olmam lazım ve o kitap hakkında hatırladığım tek şey hasta yatalak bir adamın etrafına topladığı çocukları ve bu minvalde dönen sıkıcı diyaloglar filandı.. Bu kitabı okuduktan sonra anladım ki Balzac genelde zannedersem aile temalı konular işliyor.. Bu minvalde hayatına baktığımda kendisinin de ailesi için çok fedakarlıklar yapmış biri olduğunu görmek şaşırtmadı..

Olaylar1800 lü yılların başında Fransa da geçiyor efenim.. ve kitap hani şu Napolyon ne demiş diyip ‘’ PARA PARA PARA '' diye cevapladığımız Napolyon’un tahta çıkışının gösterişli merasiminin tasviri ile başlıyor.. tabi bu merasimle başlayan kitapta garibanlar anlatılacak değil ya asil tayfalar anlatılıyor tabiki de.. asillik asalet falan ve asillerin acıları !! Peeeh diyenler yapmayın etmeyin onlar da insan ve para tepelerinden aksa da acıları var tabii ki de… ‘’ Rahatlık batmıştır ‘’ diyenler sizi de duydum :)) ki nitekim kitabın bir yerinde bu tabirler de geçiyor.. ama bilenler çok iyi bilirler ki dert insanın içinde olduktan sonra acı çeken bir ruh tüm dünyayı demiyorum tüm kainatı insana zindan edebilir.. yediğimiz içtiğimiz şeyler değildir bizi mutlu eden aslında.. ne hissettiklerimizdir.. şimdi az çok anladınız değil mi baş kahramanımız Markiz Julie nin ahvalini.. işte bu ince ruhlu güzeller güzeli naif kadının odun mu odun kazma mı kazma öküz mü öküz densiz mi densiz bir kocası var :) ızdırap için yeter mi?? bence yeter de artar bile :)) erkekler lütfen kızmayın alınmayın da sizde bu özellikler yoksa incelemeyi okumaya devam ediniz lütfen :) eğer bu özellikler varsa da yapacak bişey yok Allah eşinize dostunuza vs yardım etsin :)
Şimdi bu adam başta bahsettiğim merasimde atlı bir subay olarak arzı endam ederkene bu genç Julie cik de kalbi pır pır onu seyretmekte hem de babası yanındayken.. tabi babası anlamaz mı olan biteni.. Kızım yapma etme bu adam asker hoyrat olur seni üzer dediyse de kız dinlemez ve evlenir sevdiğiyle.. evlendikten sonra başta dediğim gibi kavun kabak çıkar :) meziyetli karısının her daim rüzgarıyla ortamlarda balolarda vs habire terfi eden adam bildiğin bunun altında ezilir.. ve karıştırılan naneler naneler.. dışarda mutlu evli çift, evde iki yabancı böyle böyle devam eder hayatları..Markizin kendine yakıştıramadığı ayrılık vs gibi mevzular doğan çocukları GÖREV ÇOCUĞU olarak bilmesine ve onlara soğuk olmasına yol açar falan filan.. Bu konuda adam hiç mi haklı değil kardeşim diyenler varsada bi baloda asaletiyle güzelliğiyle milleti büyüleyen karısını seyreden adam bi köşede içip balodan bi arkadaşıyla şöyle konuşur ‘’ Hanımı gördükçe benim mutluluğumu kıskanıyordun, ona bağlı kalmayışımdan dolayı bana çıkışıyordun, değil mi? E, işin gerçeğini bilsen, hiç de benim durumumda bulunmak istemezsin. Bir yıldır, iki yıldır güzel bir kadınla karşı karşıyasın, elini öpmeye bile korkuyorsun, kırılıverir diye. Bu çıtkırıldım mücevherleri başına bela etme sakın. Camın altına konulmaktan başka işe yaramazlar; kırılabilir olmaları, pahalı olmaları yüzünden de hep üzerlerine titremek zorunda kalırız. İşte benim hikayem bu. Benim evliliğim süs gibi bişey.’’ Der.. ben bu kısmı çok da yorum yapmadan geçiyorum efenim.. tabii aldatmanın haklı ne yanı olabilir ya da sevmeden evli kalmak da bir nevi kandırmaca olmaz mı ?? bunlar derin mevzular.. Allah sevgiden aşktan nasipsiz bırakmasın cemi cümleyi içinde de bizi..

Kitapta bolca Marki- Markiz Kont-Kontes Baron-Barones vs kelimeler geçiyor.. bu kelimeler ne demekler diye şöyle bi baktım çünkü markizi bize okulda bina girişlerinde kapı üstüne yapılan sundurma diye anlattılar..koltuk adı diye bilenler de vardır belki.. Kontesi de genelde kibarcık minnoş kedilerimize koyduğumuz için, Baronu da uyuşturucu mafyası diye bildiğimiz için merak edenlere kısa bi geçmekte fayda var.. efenim bu kelimeler Fransada ya da Monarşik Avrupa ülkelerinde asalet ve soyluluk ifade eden kelimeler olup tahmin ettiğiniz üzere eşlere verilen isimler.. marki erkek markiz kadın.. diğerlerini de siz çözersiniz zaten..
sıralamayı da şöyle yapmışlar:
dük (düşes) > marki (markiz) > kont (kontes) > vikont (vikontes) > baron (barones) > baronet > şövalye
Yani kral ilk şövalye ilan ediyor anlayacağınız.. şansınız varsa Dük e kadar yol var :)

(Dük veya Düşes (kadın), geleneksel olarak monarşi ile yönetilen Avrupa ülkelerinde imparator, kral ve prensten sonra gelen bir soyluluk ve egemenlik ünvanıdır. Dükalıklar yani düklerin yönettiği devletler genellikle imparatorluk veya krallıklara bağlı yarı bağımsız eyaletlerdir. Dük unvanı babadan oğula geçer. Dükler Krallık yönetiminde çoğu zaman etkili olmuştur. Hanedanlık bağları ve akrabalıklar sayesinde kral veya imparator düklerle beraber karar alırdı.
Bununla birlikte, bağımsız devlet olan dükalıklar da vardır. Örnek olarak Lüksemburg Büyük Dükalığı belirtilebilir.)

Hala Dükalık var yani :)

Şimdi bu tarihlerde bizde durumlar neymiş derseniz eğer Ottoman da durum tahtta 2. Mahmud varmış efenim.. Sonrasında 1. Abdülmecid - Abdülaziz- 2. Abdülhamid sırayla 1800 lü yılların padişahları..
Le Sultan Ruj dedikleri Abdülhamid e kadar Osmanlı hala hatrı sayılır bi devlet ki Balzaccığım hiiç o dallara basmamış.. ama az çok bahsetseymiş ne güzel olurmuş değil mi :)

Son olarak çeviride gülmekten koptuğum yerler vardı okurken paylaştığım.. O da değişik bi neşe kattı bana.. En son Maviçatı nın maaşını ödemediği Çevirmenin sinsi intikamıdır belki diyip gülüp geçtim :)

Velhasılı kelam genel hatlarıyla bahsettiğim kitap okunası bir kitap arkadaşlar.. eminim o yüzyıllardan film seyretmeyi sevenler için de tatlı bir film seyrettim sanki hissini verecektir..
Okuyacak olanlara keyifli okumalar diliyorum.. sağlıcakla kalın efendim..

https://yandex.com.tr/...pos=8&rpt=simage

bi de Balzac eski bir Türk filmi karakterine benzemiyor mu?? ama çıkaramadım kime benzediğini o ayrı tabi :)
Büyük bir hevesle alıp okumaya başladığım ve ilk sayfalarda daha sıkılmaya başlayıp ha gayret bir sonraki sayfalarda düzelecek diye devam ettiğim, bende bir algı sorunumu var diye durup düşündüğüm, tekrar başladığım, yok devam edemeyeceğim, birakmaliyim deyip, bu fikrimi çok değerli bir kitap kurduna söylediğimde bana kocaman bir haaaaayıır çeken arkadaş sayesinde devam ettiğim, ilk bölümün sonuna kadar işkenceyle geldigim iyiki de hayır cevabını almışım devam etmişim dediğim bir kitap :)) asıl olay birinci bölümden sonra başlıyormuş :)) şunu anladım bir kadın hangi yüzyılda yaşarsa yaşasın duygular, hisler, acılar, aşklar, fedakarlıklar, mutluluklar, mutsuzluklar, gayretler, gözyaşları, içine gömdükleri, sessiz çığlıkları, hüzünleri, ruhlarinda ki derin yaraları, boyun eğmek zorunda kaldığı ödevleri, sorumlulukları asla degismiyormus. Baba sözünü dinlemeyip evlenerek mutsuz bir hayata merhaba diyen julie'nin hayatı bizlere anlatılıyor, mutsuz evliliğin getirdiği ağır yükü,zorluğu, bu mutsuzlugun içinde kıvılcımlanan yeni bir aşk, kavusamamanin verdiği ızdırap, yasamla ölüm arasında giden zarif güzel asil bir kadın, dört çocuk ve bunlardan üçünün ölümüne şahit olan bahtsız yüreği yanık bir anne, hayatta kalan diğer kızı için varını yoğunu ortaya koyan, onunla aynı kaderi paylaşmasın diye elinden geleni yapan ve buna engel olamayıp gözlerini hayata kapayan bir kadının buruk hikayesine tanık oluyoruz okudugunuza asla pişman olmayacaganiz muhteşem bir eser, kesinlikle okumanızı tasviye ederim, ilk bölümü atlattıktan sonra karada ölüm yok diyebilirim :))
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.042 Oy)17.417 beğeni39.336 okunma2.089 alıntı164.617 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.033 Oy)7.297 beğeni19.754 okunma3.147 alıntı115.992 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.193 Oy)8.105 beğeni23.878 okunma1.867 alıntı101.891 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.973 Oy)12.423 beğeni31.623 okunma2.732 alıntı131.998 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.080 Oy)4.797 beğeni15.966 okunma2.751 alıntı102.248 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.942 Oy)8.332 beğeni23.137 okunma1.124 alıntı112.309 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.812 Oy)8.105 beğeni25.902 okunma618 alıntı126.117 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.119 Oy)10.778 beğeni26.458 okunma1.379 alıntı139.314 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.844 Oy)6.535 beğeni18.844 okunma565 alıntı106.640 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.698 Oy)5.406 beğeni17.445 okunma797 alıntı91.086 gösterim
Julie babasının istememesine rağmen yaptığı evlilikte aradığı mutluluğu bulamayacaktır.Bunalımlarla geçen yılları,evlatları büyüdüğünde felaketleri de beraberinde getirecekti,sağ kalan tek çocuğu monie tek umududur ama kendi gençlik yıllarında yaptığı hataları kızının da yaptığını görmek onun sonu olacaktır.....Otuz yaşında kadının en güzel döneminde olduğunu vurgulayan Balzac,bu yaştaki kadının fiziki ve ruhsal yapısını bir psikolog gibi irdelemiş,kendi felsefi bakış açısıyla da okuyucuya sunmuş.
Klasik baba nasihatı ve doğal olarak esgeçilen nasiharlar sonrası pişmanlık aşk acı VS okunası bir kitap başlarda sıkıcı (1.bölüm özellikle) ancak devamı kendini okutan bir hikaye
Balzac'ın okuduğum ikinci romanı birincisi Vadideki Zambak ,Esensgül arkadaşımın yorumlarına katılmakla beraber her ne kadar Otuzunda Kadın da beklentilerimin üstündeyse de Vadideki Zambak daha akıcı ve bu kitabına göre çok daha ileri seviyede bi kitaptır bana göre, özellikle Vadideki Zambakta Henriette'nin Felix'e yazdığı mektuplar ve mektuplarda değinilen konular Henriette'nin Felix'e insanlar hakkında siyaset ,sosyete hakkında tavsiyeleri Vadideki Zambak'ı benim için çok daha özel bir kitap yapıyor.Otuzunda Kadında konu olarak Vadideki Zambakla benzer bir içerik yine evli ama ruhunun derinilklerinde yalnız bir kadın Juliette ve çalkantılı hayatını ruhunun derinliklerini ustaca anlatan Balzac ikinci bir benzlerlik Balzac burda da genç bir kızla 30 yaşlarında olgun bir kadını kıyaslıyor Vadideki Zambakta da sık sık olgun bir kadının genç bir kızdan her bakımdan daha üstün olduğunu sık sık yazmıştı.Kitap genelde trajik bir şekilde ilerliyor bazende aşırı sıkıyor ama okunduğuna değecek bir kitap.Genel olarak Balzac okumak biraz sabır ister ama bitirdiğinizde bana göre buna değer insan ruhunun derinliklerini çalkantılarını en iyi anlatan yazarlardan biridir bence.
Goriot baba da ki gibi fedakâr bir babanın nasihatleriyle başlayan bir kitaptı. Kitapta kopukluklar ve nereden geldiği belli olmayan bazı karakterler vardı ama Balzac' ın kitaplarında bazen oluyor. Kitap genel anlamda güzeldi ve hele bazı yerlerde yüklediği duygusallıklar kesinlikle çok güzeldi. Okunası bir kutap diye düşünüyorum.
Kitapta, duygusallığı, kadın ruhunun inceliğini ve fedakârlığını sade bir dille ele alındığını göreceksiniz.
http://www.bumesele.com/...in-honore-de-balzac/
İkrar ediyorum ki bir kadın en tehlikeli çağını otuzunda yaşar.

Kitabı incelemekten ötürü, zaten çoğunu dile getirmişler söyleyeceklerim de bir eksiği bir fazlası olacaktı, romanın nihayetinde bir çıkarımda bulunmam daha yerinde olacaktı.
Bknz: ilk cümle
kitap ilk bölümde sanki yazarın en önemli romanı ''vadideki zambak'' gibi başlıyor.ve içinizden aynı kitabın bir başka versiyonunu mu okuyorum acaba diye geçmiyor değil.ama ilerleyen bölümlerde olaylar tamamen farklı bir şekilde gelişiyor.ana tema yine mutsuz evlilikler sonucu oluşabilecek olumsuzluklar.ve bu kitabında Balsac bunu daha da ayrıntılı ve dramatik bir şekilde anlatıyor. tabiiki her zaman ki gibi müthiş doğa tasvirleri eşliğinde. ayrıca da, ana temayla ilgili düşüncelerini karakterlere söyleterek kitabın daha nitelikli bir hal almasını sağlıyor.200 yıl önce yazılmış bir kitap olmasına rağmen,bahsettiği aile yapısındaki olumsuz bazı sosyal durumların ,maalesef ki günümüzde de hala devam etmesi,sosyal gelişme açısından özellikle bu konuda pek fazla yol alınmadığını göstermektedir.okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Otuzunda bir kadının hem en güzel çağında olduğunu, hem de en zor çağını anlatan bir kitap. Babasının karşı çıkmalarına rağmen evlenen genç bir kız ve otuz yaşına gelene dek yaşadıkları. Yeni yaşıyla birlikte aldığı yaraları sarmaya çalışması. Psikolojik açıdan daha iyi gözlemlenebilen bir kitap..
Balzac 'Otuzunda Kadın' dese de eseri her yaştan kadın severek ve içselleştirerek okuyabilir. Otuz yaş sınırında olabilirsiniz,size çok uzak da olabilir ya da bugün otuz yaşınızı kutluyor da olabilirsiniz önemli olan kadın ruhunun yaş ve sınır tanımadığı gerçeğidir. Balcaz bu eserinde tüm ustalığını ve dahasını gözler önüne seriyor.
Henüz okumaya başladığım bir kitap, ismi kadar kapağı da dikkatimi çekti. Umarım beğendiğim kitaplar arasına girer. **********************************
"Kadınlar, bir giysiyi güzel gösteren şeylerin onu giyenin kibarlığı ve inceliği, kusursuzluğu değil de, dikim ustalığı olduğuna inanmayı severler."
"Aşkı dile getiren iki araç vardır: Mutsuzluk ve üzüntü. Birbirinin ikiz kardeşi olan bu duygular aşıkların sözlüğüdür."
Honore De Balzac
Sayfa 61 - kumsaati yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Otuzundaki Kadın
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750523038
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Femme de trente ans
Çeviri:
Cemil Meriç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Otuzundaki Kadın
Otuz Yaşındaki Kadın
Cemil Meriç’in edebiyat ve edebiyat dışı alanlardaki çevirileri, onun, “kültürle derinlemesine alışveriş kaygı”sının, “düşünce mesaisi”nin izlerini taşır. Çevirilerinde Türkçeye olduğu kadar çeviri yaptığı dillere de hâkimiyetini gösteren Meriç, kendine has üslûbuyla bir yandan edebiyat ve düşünce dünyamıza katkıda bulunmaya devam ederken, zaman zaman da çevirdiği eserlerle ve yazarlarıyla ilgili kimi çalışmalarını da okurlarla paylaşır.

1831-1842 tarihleri arasında altı bölüm olarak yayımlanan Otuzundaki Kadın’da Balzac, dönemin Fransası’nın toplumsal yapısını, hayat tarzını ve kadın-erkek ilişkilerini Julie’nin hayatından hareketle, ilk aşk, mutsuz bir evlilik, annelik, yasak aşklar, sevgisiz büyüyen çocuklar, aşk, nefret ve intikamla örülü bir kadının hikâyesi ışığında anlatı

Kitabı okuyanlar 298 okur

  • MERVE ZOZİK
  • K@FK@
  • Abdullah Ferman Uslu
  • Nilay Enmutlu
  • Myse Öztürk
  • Bilal Alas
  • Anahita
  • Loma
  • Halime Özkan
  • burak sancaktutan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0.8
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%23.2
25-34 Yaş
%36.8
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%9.6
55-64 Yaş
%5.6
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.7
Erkek
%30.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.5 (14)
9
%12.9 (11)
8
%18.8 (16)
7
%28.2 (24)
6
%7.1 (6)
5
%8.2 (7)
4
%3.5 (3)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları