Adı:
Eugenie Grandet
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750700897
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Eugénie Grandet
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Eugenie Grandet
Eugenie Grandet
Eugénie Grandet, “İnsanlık Komedyası” başlığı altında tasarlanmış dev romanlar dizisinin en tanınmış, en sevilen bölümlerinden biri. Klasik Fransız edebiyatının büyük yazarı Honoré de Balzac, ilk kez 1833’te yayımlanan bu romanında taşra insanlarını ve onların özellikle parayla ilişkilerini kendine özgü gerçekçiliğiyle anlatır. Temel olarak cimriliği ve aşkı birlikte ele aldığı bu önemli romanında Balzac, romanın kahramanlarından birinin, Grandet Baba’nın büyük malvarlığının çalışmakla elde edilemeyeceğini gözler önüne serer. Fırsatçılıkla, Fransız Devrimi sonrasındaki karışıklıkta türlü aldatmacalarla elde edilmiş bu servetin içinde alınterinin payı, denizde bir damla gibidir. Dürüst, erdemli Eugénie Grandet’nin tertemiz aşkının ve yüce gönüllülüğünün bütün bu pisliklerin yanında yeri nedir? Balzac’ın romanı, tüm kuşaklar için güncelliğini ve değerini koruyor.
Zweig'in Balzac incelemesini okuduktan sonra elime aldığım ilk Balzac kitabı. Kitabı okurken, Zweig'in Balzac için sarfettiği sözler hiç aklımdan çıkmadı ve her cümlede Zweig'in ne kadar doğru bir gözlemci olduğunu ve ne kadar doğru tespitler yapmış olduğunu hissettim.

Balzac'ın kendi döneminin toplum yapısını anlattığı ve adına ''İnsanlık Komedyası'' adını verdiği serideki kitaplardan biri. Yazar burada cimrilik, her ne yoldan olursa olsun zengin olma isteği ve eylemi yanında aynı zamanda da iyi niyetlilik, saf ve temiz bir aşk duygusu temalarını ele alıyor.

Kitapta yazar, Fransa'nın bir taşra kasabasında yaşayan, cimriliği ve zenginliğiyle adeta ünlenmiş olan Grandet baba ve ailesinin yaşadığı olayları bize anlatıyor. Karakterine verdiği özelliği o kadar güçlü bir şekilde veriyor ki cimriliğin en ufak ayrıntısını bile atlamadan bize olayları aktarıyor. Grandet baba'nın kızı Eugenie ise iyilik ve insani duygularla dolu duygusal bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Tabii ki saf ve temiz bir aşkın dramatik öyküsünü ise yine Eugenie'nin kendisinde buluyoruz.

Dönemin toplum yapısından bize bir örnek sunan aynı zamanda dönem insanının yapısını da çok güçlü özelliklerle bize anlatan, yazarın bu kitabını da ben beğenerek ve keyifle okudum, okunmasını da tavsiye ederim.
Öyle bir baba figürü vardır ki kitapta, ne düşüneceğinizi, ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz. Öylesine cimri ki, gelen misafire verilecek şekerin bile bir ölçüsü var. Eğer fazla şeker ikram edildiyse çayın yanında, misafirden çekinmek yok, pat pat söyleyip kızıveriyor. Charles var bir de, çok kızarım kendisine. Eugenie'ye de üzülürüm, çok üzülürüm.

Bir çırpıda biten, akıcı, ilginç karakterlere sahip bir roman. Benim sahip olduğum kitap da oldukça eski bir baskıdır, pek severim.
Tavsiye ediyorum, mutlaka okunmalı.
Cimriler cimrisi Grandet Baba ile dünya malında gözü olmayan iyi yürekli kızı Eugenie'in hikayesi Balzac'ın eşsiz anlatımıyla hayat buluyor.

Balzac, betimlemeleri ile, usta bir ressam gibi en ince detaylarına kadar tablolar çiziyor. Kitapta cimrilik, dalkavukluk, çıkar ilişkileri anlatıldığı gibi, masumiyet, saflık, aşk gibi güzellikler de anlatılıyor. İnsanların ve toplumun çirkin yanları hicvediliyor. Saf aşkın güzelliği içinizi dolduruyor.

Vadideki Zambak'ı severek okumuştum, bu kitabı da severek okudum. TavsiyeEderim...
Muhteşem bir Balzac eseri daha. Kelimeleri o kadar güzel kullanıyor ki insan okuduğu süre boyunca takdir etmekten kendini alamıyor. Kurgu bakımından biraz boşluklu bir yapısı var bence. Konu bakımından ise herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Genel olarak yorumlamaya gelirsek. Yazarın bu kitapta ana konusu para hırsı ve cimriliğin en uç noktası. Sadece bu kısmıyla kalmıyor. Çok temiz bir aşkla da tanışıyorsunuz (Balzac da olmazsa olmazdır aşk ama bu kitaptaki beni daha çok etkiledi.). Toplumsal değerleri ve toplumsal zekayı iğnelemeyi çok ustaca bir şekilde kitaba işliyor. Son olarak da Felix Grandet ve Eugénie Grandet karakterlerini kesinlikle tanışmalısınız.
Eugénie Grandet, insanın hem habis, cimri yönlerini hemde en saf hallerini bir arada okura sunan bir eser. Okurken iki zıt tutumla da karşılaşıyorsunuz. Grandet, çok zengin ama bir o kadarda cimri bir fıçıcıdır. Kitapta bir yandan Grandet Baba'nın servetini nasıl elde ettiğini ve koruduğunu okurken, bir yandan da kızının masum aşkına ve saf duygularına tanıklık ediyoruz. Kitabı okurken karakterler sizi sık sık şaşırtıyor ve cimriliğin, kötü duyguların insanlarda yol açtığı tahribatı size gösteriyorlar, inanmak istemeseniz de okuduklarınızın gerçek olma ihtimalinin yüksekliği kan dondurucu bir etkiye sahip.

Eugénie Grandet, iyi ve kötüyü insana aynı anda sunan, insanlığın çeşitli hallerini size gösteren ve okurken hem öğreten, hem düşündüren güzel bir kitap. Klasiklerden hoşlanıyorsanız mutlaka seveceğiniz bir kitap.
"Gelecekte başka bir hayatın olacağına inanmayan pintiler için her şey içinde bulundukları yaşamdan ibarettir." diyor Balzac.

Ne de güzel demiş. Günümüzde sayısı gitgide artan, paradan gözü dönmüş insanları Grandet baba modeliyle bizlere sunuyor kitap. Yani 19.yüzyıl Fransa'sında tasvir ettiği bir insanı günümüzde bulmak mümkündür. Zaten klasikler bu yüzden klasik değil midir? Hangi dönemde olursanız olun kendinize çıkaracak bir şeyler mutlaka bulursunuz.Yeter ki oradaki durumu mevcut duruma uyarlamayı bilin. Belki günümüzde yiğeninin kahvesine kaç şeker attığına karışan, üşüse bile şömineye fazladan odun atmayan, eşi hasta olduğunda masraf olmasın diye doktora götürmeyen cimri modeli fazla yok ;fakat sokakta dilenen bir çocuk görünce para veren, yanıbaşındaki komşusu zordayken ona yardım eden, borca ihtiyacı olan arkadaşına karşılıksız borç veren insan da yok. Çünkü para çoğumuzun hayatının merkezi durumunda. Haksız da sayılmayız. Sonuçta isteklerimize, ihtiyaçlarımıza, hayallerimize ulaşmada para önemli bir araç. Kimileri bunu abartarak "aracı" "amaç" haline getiriyor ve çevresine duyarsız bireyler dolayısıyla çevresine duyarsız bir toplum yetişiyor.Nitekim insan mezara eli boş gidiyor ve hayat boyu uğrunda koştuğumuz para bizimle beraber gelmiyor. Yaşamını buna adamış insanlar elindeki zenginliğin tadına varamadan hayata gözlerini yumuyorlar.


Grandet babanın hikayesi bu şekilde yorumladım gelelim Eugenie'mize...

"Hangi durumda olursa olsun kadınların erkeklerden daha fazla acı çekme nedenleri vardır, bu yüzden erkeklerden daha çok acı çekerler." Hayatı boyunca babasının baskıcı tutumu altında büyümüş bu masum kızın yüreğinde kelebekler uçuşmasına neden olan Charles... İki gencin ilişkisi, güneşin döngüsü gibiydi. Doğmaya başlayan güneş gibi aralarında kıvılcımlar doğdu, en tepedeyken olduğu gibi ışık(aşk) her yanı sardı ve hüzünlü kısım:batış. Sevdiğinin sözlerine, emanetlerine canından çok değer veren adeta onları ulvileştirmiş Eugenie'miz masum umutlarla sevdiğini beklerken yüreği para tarafından kirlenen Charles... Güneş tek taraf için batmıştı. Parlak güneş, doğmamak üzere karanlığa gömülmektense ay olup sessizce parlamaya devam etti... (Eugenie aşkını kalbine gömdü)
. Bu roman kahramanı o kadar çok sevilmiş ki , 'Eugénie Grandet'nin yazarı' diye anılmak, Balzac'ı çok kızdırıyormuş. Cimri Grandet'e sinirlenmemek mümkün mü..
Honore De Balzac Fransız edebiyatının en çok tartışılan yazarı.Olumlu eleştirilerin yanında oldukça insafsız ağırları da var ama bizim konumuz ve haddimiz değil.

Eugenie Grandet,Honore De Balzac'ın baş yapıtı olduğunu okumuştum bir yerde.Vadide ki Zambak okuduğum ilk eseriydi ve çok etkilenmiştim.Bu eseri de çok beğendim.

Fransız edebiyatının bir ismin 5-6 değişik hali ve ona ilave bir sürü ünvan ve sıfatının boğuculuğu burada da yakamızı bırakmasa da eser konusu ve mesajı itibari ile harika.

Cimrilikte zirve bir babanın yüce gönüllü kızı bataklıkta açan bir çiçek gibi.
Bu güzel yürekli kız için kıyasıya bir rekabet, cimri babanın bunu fırsata dönüştüren inanılmaz ayak oyunları, sadakatsiz bir aşk.
Bu keyifli kitap için çok daha fazla şeyler yazmak isterdi ama spoiler vermeden bu çok zor.Bu yüzden bu riske girmiyorum.

Ama hikayedeki bütün kahramanların karakterleri ancak bu kadar güzel okuyucuya geçirilirdi demekle yetiniyorum.
Özellikle Baba Grandet ve Eugenie Grandet'in.
Özellikle belirtmek istediğim bir konu daha var ki oda Hristiyanlık teması.Klasiklerin hemen hepsinde karşımıza çıkan bu yoğun tema Balzac'ta biraz daha fazla. Bir şey söylemeden geçemeyeceğim bizim klasiklerde bu kadar din teması özellikle İslam ve Müslümanlık teması işlense herkes taşlardı.Hatta ilk taşı da bizimkilerden biri atardı.
Her türlü durumda kadınların acı çekmek için erkeklerden daha çok sebebi vardır ve onlardan daha çok üzülürler. Erkekler kuvvetlidirler ve güçlerini sürekli geliştirirler; etkendirler, gelip giderler, meşguldürler, düşünürler ve geleceğe sarılıp tesellilerini orada bulurlar. Charles da böyle yapıyordu. Ama kadın olduğu yerde durur, hiçbir şeyin dağıtamadığı acılarıyla baş başa kalır, erkeğin açtığı uçurumun en dibine kadar iner, derinliğini ölçer ve uçurumu gözyaşları ve sözlerle doldurur. Eugénie de böyle yapıyordu. Alınyazısını öğrenmeye başlıyordu. Hissetmek, sevmek, acı çekmek, kendini feda etmek her zaman kadınların hayatının teması olacaktır. Eugénie de her şeyiyle bir kadındı, onu teselli eden şey dışında. Mutluluk anları, Bossuet'nin muhteşem deyimiyle, duvara serpiştirilmiş çiviler gibi, toplasan bir avuç etmezlerdi. Acılar insanı bekletmezler, Eugénie'ninkiler de yakında geleceklerdi.
Goriot Baba'yı hâlâ tek geçsem de, ikinci Balzac favorim Eugénie Grandet oldu. Kitabı ortalarına kadar zorla okuduğumu burada itiraf etmem lazım öncelikle. Çünkü çok bilindik bir hikaye koymuş önümüze Bay Balzac: Cimrilikle zenginleşmiş bir çiftçi ve bu çiftçinin kızını oğullarına almak için çevresinde el pençe divan duran orta tabaka soyluları... Ama hikayenin ikinci yarısı, benim duyarlı kalbime dokundu doğrusu. Özellikle diğer kitaplarında kadın karakterleri iffetsiz gösteren Balzac'tan beklemediğim bir incelikle karşılaşmak, oldukça ilgimi çekti. Balzac'ın yazdığı sonları mutsuz bulduğum için sıkıntıyla kapatsam da kitabın kapağını, kendimi sorguladığımda genel olarak beğenmediğimi söyleyemem. Benim gibi dünya klasiklerini seven arkadaşlarıma tavsiye ederim. =)
Grandet baba sen koca bir cimrisin. Hayatımda böyle cimri karakter görmedim. Kitap cimri bir insanın hem kendi ailesini hem de onun zenginliğine konmak için kızına yanaşan etrafındaki diğer varlıklı aileleri anlatıyor. Kitap başta biraz sıkıcı tasvirlerle başlıyor bana göre. Sonrasında oturuyor. Aynı zamanda hırsın, paranın insanı nasıl değiştirdiğini de görüyoruz. Kızımız Eugenie amcasının oğluna verdiği seni beklerim yıllarca sözü ile her daim hayallerini diri tutarken, amca oğlu ise para ve statü sevdasından başka hayallere atıyor kendini. Okunması gereken bir kitap mı, okunmayabilir. Ama okumaktan da bir şey kaybetmediğim bir kitap. Hatta ara ara keyif aldım, merak ettim akışını.
Kitabı okuduktan sonra insan bir süre etkisinden kurtulamıyor. 19 yy Fransa'sında küçük bir taşra kazasında yaşayan insanların yaşam mücadelesini en ince detayına kadar anlatacak ve okuyucun gözünde tasavvur ettirecek kadar başarılı bulduğum yazar,
Mr. GRANDET in hasisliğini ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerini fransız değerleri ve ilkeleri çerçevesinde aktarmaya çalışmıştır. Balzac'ın diğer eserlerini okuyan bir okur için aslında Balzac, yeni bir şey katmıyor. Mutad üslubunu burada da devam ettiriyor.
Dönemin politikası, dönemin kilise anlayışı, dönemin fakirliği, dönemin zenginliği gibi konularda örnek ve betimlemeleriyle dikkati çekiyor.
Buda Balzacı, dönemini en iyi aktaran yansıtan yazarlar arasına katıyor.
Keyifle okuyabileceğiniz bir klasik olarak düşünüyorum..
Bir kadının yanlışları hemen hemen her zaman onun iyiliğe inancından, içtenliğe güveninden kaynaklanır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eugenie Grandet
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750700897
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Eugénie Grandet
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Eugenie Grandet
Eugenie Grandet
Eugénie Grandet, “İnsanlık Komedyası” başlığı altında tasarlanmış dev romanlar dizisinin en tanınmış, en sevilen bölümlerinden biri. Klasik Fransız edebiyatının büyük yazarı Honoré de Balzac, ilk kez 1833’te yayımlanan bu romanında taşra insanlarını ve onların özellikle parayla ilişkilerini kendine özgü gerçekçiliğiyle anlatır. Temel olarak cimriliği ve aşkı birlikte ele aldığı bu önemli romanında Balzac, romanın kahramanlarından birinin, Grandet Baba’nın büyük malvarlığının çalışmakla elde edilemeyeceğini gözler önüne serer. Fırsatçılıkla, Fransız Devrimi sonrasındaki karışıklıkta türlü aldatmacalarla elde edilmiş bu servetin içinde alınterinin payı, denizde bir damla gibidir. Dürüst, erdemli Eugénie Grandet’nin tertemiz aşkının ve yüce gönüllülüğünün bütün bu pisliklerin yanında yeri nedir? Balzac’ın romanı, tüm kuşaklar için güncelliğini ve değerini koruyor.

Kitabı okuyanlar 340 okur

  • Yunus G.
  • Hamdi koseer
  • âh marla...
  • Zafer Çimen
  • Seren Kocaman
  • Hasan Savuk
  • Emre Köylü
  • M A X I M U S
  • Lost
  • Adem Kara

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%17.1
25-34 Yaş
%28.3
35-44 Yaş
%33.6
45-54 Yaş
%13.8
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.9
Erkek
%41.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23 (23)
9
%18 (18)
8
%29 (29)
7
%19 (19)
6
%7 (7)
5
%2 (2)
4
%0
3
%1 (1)
2
%0
1
%0