·688 syf.····Okunma: 26 Haziran 2021 21:03 Büyücü, bir İngilizce öğretmeni olan Nicholas Urfe'nin Yunanistan'daki bir okulda iş bulması ve oraya taşınması, sonrasında ise Conchis adında gizemli bir münzevi ile tanışması ve kendini bir anda büyüleyici, ürkütücü ama karşı konulmaz bir oyunun içinde buluşunu anlatıyor. John Fowles'ın yaklaşık 15 yılda tamamladığı bu roman, yazarın yazdığı ilk yayımlattığı üçüncü eseriymiş. Ciddi bir emek, uzun yıllar sonucu oluşmuş bir birikim söz konusu ve okurken gerek Yunan Mitolojisine gerekse Shakespeare'in özellikle Fırtına olmak üzere birçok oyununa yapılan atıflardan, verilen yazar referanslarından, metinler arası kurulan paralelliklerden anlayabiliyor, hissedebiliyoruz. Bu anlamda takdire şayan bir eser Büyücü. Fakat ben zaman zaman özellikle Yunan Mitolojisine yapılan göndermeleri yakalamakta zorlandım, ara verip araştırmam gerekti; gerek yazar gerekse çevirmen Meram Arvas dipnotlarla yardımcı olmuşsa da benim bu alandaki eksikliğim sebebiyle muhtemelen, bazen göndermelerin yoğunluğu yorucu oldu okurken. 15 yıllık bir emeğin ürünü olduğu bu her hâlinden belli demiştim, buna bir örnek mahiyetinde kurgunun, olay örgüsünün şaşırtıcılığını da gösterebilirim, bir yanıyla takdir ediyorum çünkü hakikaten çok fazla şaşırdım, çokça merak ettim, dolayısıyla da oldukça heyecanla okudum. Fakat öte yandan yine "fazla" geldi bazen bu yoğun ters köşeler. Dolayısıyla kitabı okurken düşüncelerim, bir ucu olumlu bir ucu olumsuz olan bir düzlem üzerinde sürekli ortalarda gezindi, hiçbir zaman en uçlara kaymadan her bölümde bir tarafa yaklaştı. Ancak elbette kitap hakkındaki nihai fikrim olumlu uca çok yakın.
Yazar yarattığı tekinsiz atmosferi okuyucuya, kitabın baş karakteri Urfe gibi hissettirerek, içine şüphe tohumlarını usul usul ekerek başarmış. Bir yerden sonra karakterlerin her birine olan güvenimiz öyle sarsılıyor ki, herkesten her şeyi bekler hâle geliyoruz. Sanırım bu yüzden hiçbir karakterle tam bir bağ kuramadım çünkü hiçbirine güvenmedim. Ama muhtemelen Fowles'ın amacı da tam olarak buydu. Savaş, psikoloji, din, Tanrı mefhumu, hatta milliyetçilik; birçok konuda genel olarak metaforik bir anlatımla sorgulayan, sorgulatan bir kitap olmuş. Akıcı bir üslûp, güzel bir edebi dil eşliğinde bir miktar karmaşık fakat oldukça dinamik, merak uyandırıcı bir roman. Naçizane, sevmediğim özellikleri yer yer fazla yoğun hissettirişi ve ters köşelerinin fazlalığı oldu.