İÇ KANAMA OLARAK SABAHATTİN ALİ OKUMAK
İçinizden bir türlü atamadığınız, gittiğiniz her yere ruhunuzdan bir parça gibi götürdüğünüz, sonunda kaybettiğiniz bir aşk hikâyesi varsa "Kürk Mantolu Madonna"yı okumak; aynadaki aksinizle konuşurken gözlerinizi gözlerinizden kaçırsanız da ölümün artık soğuk yataklarda avuttuğu sevgi cesetleriyle yüzleşerek ve âdeta bir uzvun eksikliğinin verdiği acıya tutunarak yaşamak demektir.
Raif Efendi'nin siyah kaplı defterine yazdığı gibi düşünüyorum: "İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar. Bu olmadıktan sonra aile sahibi olmanın hakiki ismi, 'birtakım yabancılar beslemek'ti."
Evet, ömrünün sonuna kadar "birtakım yabancılar beslememek" için evlenmeyen insanlara, "Artık evlenip çoluk çocuğa karış." diye akıl vermek; ancak ruhu yaralanmamış, sol yanında dünyanın en soğuk kışını taşıyan ve hayatında hiç âşık olmamış insanlara mahsus bir duygusuzluk biçimi olsa gerek.
Evlenmek bazen bütün hatıralar zihninizde arı kolonisi gibi uğuldayarak uçuştuğu hâlde ve içinizdeki dram henüz bitmemişken sırf toplum ve çevreniz öyle istiyor diye fotoğraf makinelerine gülümsemek kadar elem verici bir ayindir. Hayat bazen ölü çiçekleri sulayarak baharın gelmesini beklemek kadar uzun bir acı...
Elinizde bir fotoğrafı bile olmayan, yüzünü hafızanızda anılarla beslediğiniz, on yıl beklediğiniz insanın hiç gelmeyeceğinden habersiz eşya alır, ev kurar ve mektupların kesilmesiyle umudunuzu yitirir, başkasıyla evlenir, o evde çoluk çocuğa karışır ve yıllarca bir ölüyü suçlayarak yaşarsınız.
Ah, Raif Efendi'nin "ölümü alnına siyah bir kâkül gibi düşüren" Maria Puder'i!.. Ah benim doyasıya sevemeden öldürdüğüm hırçın ve mahzun sevgilim!.. Ne görürler gözlerime bakanlar? İçime içime ağladığımı, aşkın bir iç kanama olduğunu bilirler mi? "İçimiz hep bir hoşça kal ülkesi" ve ruhlar birbirinin cehennemi değil mi?..
Okumak kelime kelime yaralanarak yaşamaktır. İbn Arabî'ye göre ''kelime'', Arapça "yara izi" demektir. Nasıl ki ağzımızdan çıkan kelimeler muhatabımızda iz bırakır, yara açarsa kitaplar da okuyanları yaralar.
(18 Haziran 2021, Karapınar/Konya)