Puan vermedi·544 syf.····Okunma: 01 Temmuz 2021 01:10 Lisede okurlardı bu kitabı, o dönem maddi durumumuz pek parlak değildi. Bu bahar döneminin bitimine yakın arkadaşlarla muhabbet ederken lafı geçti kitabın. Ben okumadım ama okumayı çok istiyorum deyince, annemin de katıldığı bir hengâme ile konu komşudan kitap sormaya başladık, koskoca mahallede hiç kimseden çıkmadı kitap, daha da garibi ise ne BKM'de ne Trendyol'da stokta yok basım. Bunu bulsam bulsam sahaflarda bulurum diye azimle Kızılay'a yola aldım. Uzun araştırmalarım neticesinde de buldum kitabımı.
Hani bir solukta derler ya, uzun zamandır böyle içimi kıpır kıpır edecek, sinirden deliye döndürecek, aşktan gözümü kör edecek, eski anıları meydana getirecek bir kitap okumamışım ve okumaya da çok ihityacım varmış.
Şimdi beni ve anılarımı okuduysanız kitabın incelemesine şöyle bir bismillah deyip geçelim.
Minimini kız çocuğumuz Feride'nin yanılmıyorsam Beyrut'ta Arap cariyesi Fatma ile başlayan ayrılık ve hüzün öyküsünü kıymetli Güzide validesinin vefatı ile devam eder, bir süre Arap çöllerinde Hüseyin yoldaşlığında çocukluğuna devam eder. Feride'nin haylazlıklarından usanan asker babası Feride'yi Hüseyin ile beraber İstanbul'a merhum eşinin kız kardeşlerinin yanına yollar(postalar). Burada bir süre sonra bir Fransız mektebine kaydolan Feride alimallah ordaki Sör'leri de canından bezdirir ki bir an önce okul bitsin diye 4 gözle beklerler. Bu esnada Kâmran ile denkleşen Feride aman teyzesinin nazik oğluna bir zıt gider ki sormayın. Yaş ergenliğe tekâmül edip de etraftan sevgili yâren hikayeleri duyan Çalıkuşu aşağı kalır mı? Kalmaz. O da bir hikaye uydurur ki nereden bilsin gerçek olacak. 13-14 yaşlarında kuzenine olan bu aşkını kankası Müjgan'a söyler. Müjgan ağzında bakla ıslanmayacak cinsten bir sırdaştır tabii. Herkescikler duyuverir Feride kızımızın aşkını, nişan söz derken Feride 19 yaşında Fransız Koleji mezunu o eski yaramazlıklarından zerre bir şey kaybetmeyen bir genç kız olur ve teyzesinden aldığı sözün süresi dolar ve evlenmek zamanı gelir çatar ki bundan sonra da olaylar zaten patlayıverir.
Buradan sonrası Feride'nin yersiz yurtsuz, Anadolu'da yaban ellerinde kalışının müzmin hikayesini anlatır. Bu müzmin öykünün bir güz gazeli gibi sürüklenişine neden olan olaylar, benim bu incelemeyi yazdığım güne denk gelen bir olay ile çok benzer bana göre. Olay şu ki; İzmir'de şort giyen bir tane kıza adamın biri namusuna, şerefine, babasına, annesine varana kadar iğrenç iğrenç laflar ediyor. Kitapta da o günümüz de hakettiği iddea edilen (esefle kınamam bir yana akla mantığa sığmaz be bunlar) o yamuk hareketlerden hiçbirini yapmayan, çarşafı ile mektebe muallimelik yapmaya giden akıllı uslu bir kıza etmedikleri hakaretleri bırakmadılar.
Zihniyeti kirli oldu mu ademin
Ona ne farkeder
Ha bikini.. Ha burka
Demişler. Bu da tam öyle bir şey.
Tam bir realizm örneklemesi ile Anadolu'nun bu gerçeğini gün yüzüne çıkaran yazar bizim sinirlerimizi de tepemize çıkarmayı o mükemmel kalemi ile becermiş ruhu şad olsun.
Türk edebiyatının uzun soluklu ilk romanlarından olan Çalıkuşu günümüzün tabiri ile çıtayı arşa çıkarmış orada da bırakmış.
Her şeyiyle bir ilki başaran ve bunu belki de en iyi şekilde yapan, edebiyatımıza nazik kalemi ile nice eserler bırakan Reşat Nuri'ye teşekkür ederek, yazıp yazıp sildiklerimi sizin tahayulünüze bırakıyorum. Kitabı henüz okumadı iseniz ve şöyle araya arasıcak kavlinden bir kitap alayım, yazın şu hülyalı günleri boşuna gitmesin hem biraz aksiyon olsun hem de başımda bir kavak yelleri essin diyorsanız okumanızı tavsiye ederim, tabi bunca edebiyat büyüğünün tavsiyesi yanında benimki hadde düşerse.
Cümleten iyi okumalar
( Çalıkuşu'nun gözündeki o ışığı söndüren başta vefasız teyzeoğlu olacak Kâmran, sonra onca iftirayı atan o köylüler size acayip sinir oldum, diyeceksiniz ki ya sen deli misin arkadaş, onlar kurgusal karakter? Belki Kâmran için haklı bir deyiş ama o köylüler yüzyıl sonra bile hâlâ toplumun büyük kesmini oluşturuyor)