Puan vermedi·279 syf.····Okunma: 18 Haziran 2021 18:22 Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü’de Günlük Hayatta Totalitarizm’i birçok başlık altında ele almış, Geceye Övgü ile başlıyor kitap ve başlar başlamaz etkisi altına alıyor. Gece kendi kendime kalmayı seven biri olarak en sevdiğim bölümlerden biri oldu. Diyor ki ‘’Gün ışığı içimizdeki teslimiyetçiliği ortaya çıkarır, ama geceleri kendimizi özgür hissederiz.’’ Gündüzleri gündelik hayatın köleleriyiz, gündüz bizi ayakta tutan şey geceye kavuşma anımız. ‘’İş günü süresince tutsak olduğumuz gerçeğini o kadar kabullenmişizdir ki, onun dışındaki saatlerden ‘serbest zaman’ diye söz ederiz.’’
Kitabı okurken totalitarizmin günlük hayatımızın ne kadar içinde olduğunu ama bunu yaşarken hiç fark edemediğimizi anladım. En basitinden odalarımızda bile totalitarizmin etkisindeyiz. ‘’Odalar, sadece içlerinde ne yapacağımızı belirlemekle kalmaz, aynı zamanda, hem hislerimizi, hem başkalarıyla olan ilişkilerimiz etkiler.’’ Yaşamımızın hemen her alanına değinen, güzel tespitleri olan eleştirel bir kitap. Üstelik 1986 yılında yazılmış olmasına rağmen günümüzde de geçerliliğini koruyarak çağın ötesinde bir eser olmuş. Gündüz Vassaf’ın öngörüsüne hayran kaldım. Yazarın her söylediği şeye katılmayabilirsiniz, bu çok normal, ama her bölüm bir bakış açısı katıyor, sorgulamamızı sağlıyor. Bir kere okuyup kaldırılacak bir kitap değil bana göre, dönem dönem açıp tekrar okuyacağım.
“Kendi günlük yaşantılarımızda, kollektif cinneti nasıl savunduğumuzu gösteren basit örneklerle dolu. Hızlı, daha hızlı arabalar imal etmek ve satın almak için milyarlar harcarken, bir yandan da hız limitini denetlemeye ve azaltmaya çalışıyoruz. Yeryüzünde yaşayabileceğimiz bir sürü yer olduğu halde o kadar sıkışıp kaldık ki, ne zaman yürüyüp ne zaman duracağımızı gösteren ışıklara muhtacız.”
‘’Öğle yemeğini acıktığımız için değil saat on iki olduğu için yiyoruz; uykumuz geldiği için değil, geç olduğu için yatıyoruz; çalar saatin alarmıyla (evet alarm durumuyla!) uyanıyoruz, doğal bir şekilde uyanacak yerde. Yaşamlarımızı kol ve masa saatlerine, saatlere ve dakikalara göre düzenliyoruz.’’
‘’Kendimizi olduğumuz gibi kabul edinceye dek bizi tutsak edecek kahramanlar. Süpermenler ve tanrılar yaratmaya devam edeceğiz. Özgür toplumda kahramanlara yer yoktur. Özgür insanın kahramanları olmaz.’’
‘’Radyasyondan çok birbirlerinin kalplerini kırmaktan ölüyor insanlar.’’
‘’Birbirinden farklı iki insanın zevklerden ideolojilerine varıncaya kadar akla gelen her konuda sonsuza kadar uyuşması nasıl mümkün olabilir? Birlikte olmak neden birbiriyle anlaşmak anlamına gelsin? Sağlam bir ilişkiye neden ‘Ne kadar iyi anlaşıyorlar’ gözüyle bakılsın?’’