Singer'in kişiliğini tam çözemedim açıkçası. Bazen sosyal olabilmek için atağa geçen bir karakter bazen de yanında senelerce büyüttüğü üvey bile olsa kızını yanında istemeyen birisi. İçinde sevgi duygusu barındırdığından şüpheliyim. Belki de sevdiği kendisidir, yalnızlığıdır, yalnız başına gerçekleştirdiği rutinleridir.
Singer'a aniden gelen bir utanma duygusu anlatılmış kitabın başında. Bu utanma çok önceden yaşadığı aslında önemsiz olması gereken fakat Singer için önem arz eden bir olayla ilgili. Okurken hepimize oluyordur heralde bu tür şeyler diye düşündüm. Küçük olayları, utanmaları vesaire abartıp kendimizi olduğumuzdan farklıymışız gibi düşünebiliyoruz.
Singer'in yaşamının çoğunluğunu oluşturan süreç, boşanma aşamasındaki eşinin ölmesi ve eşinin kendisinden olmayan çocuğuna üvey babalığını devam ettirmek istemesi ile başlıyor. Aslında pek istediği söylemez fakat işte zaten boşanacağından utandığı için midir nedir istiyormuş gibi yapıyor.
Kitabı bitirdiğimde kendimle ilgili bazı düşüncelere daldim. Singer'inki gibi bir arkadaşım var, baya yakınız ama rol yapıyorum sanırım. Yani Singer'in da bitmiş bir arkadaşlığı beş sene boyunca bitmemiş olarak göstermesi gibi. Ben de bittiğini bile kabullenmiyorum bazen. Hatta böyle bir şey yazdığımı daha sonra okursam hayır doğru değil diyebilirim.
Hepimiz bazen Singer gibi davranabiliyoruz sanırım...