1000Kitap Logosu

Gönderi

Duygu Ergün
Felatun Bey ile Rakım Efendi'yi inceledi.
200 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Söze şuradan başlayayım; kitap, okumakta zorlanmayacağınız bir anlatıma sahip. Sohbet havasında ve samimi, mizahi. Realizmi mizahla harmanlayıp anlatmış yazarımız. Fakat ben beklediğimden çok daha az sevdim bu kitabı maalesef ki. Öncelikle konusu alaturka ve alafranga kavramlarını ele alıyor ve hem Batıyı hem de Anadolu'yu eleştiriyor. Fakat bu eleştirinin çok da tarafsız olduğunu söyleyemem. Felâtun Bey batıya özenen bir kararkterken ona zıt olarak Rakım Efendi yani alaturkaya, gelenek-göreneğe bağlı olan biridir. Felâtun Bey; edepsiz, alafranga düşkünü, boş gezenin boş kalfası ve rahattır. Rakım efendi ise; terbiyeli, çalışkan, alaturkaya bağlıdır. Kısacası kitap yanlış batılılaşmaya bir örnek olarak yazılmıştır ki bu zaten isminden de anlaşılabilir. (Bey-Efendi farkı) Ahmet Mithat, ne kadar iki karakterin de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını söyleyip tarafsız gibi görünse de, yine de Felâtun Bey'e daha bir karşı. Yani en azından bana göre öyle. Rakım Efendi ise Ahmet Mithat'a göre biraz kusurlu olsa da, her yönden iyi ve terbiyeli olarak anlatılmış. Fakat işte ben buna tam olarak karşıyım. Çünkü Rakım Efendi'nin bazı tavırları, düşünceleri o kadar yobaz ve yanlış ki -dönemini yansıtan bir eser olduğunun farkındayım fakat yine de bu çok sinir bozucu- zaman zaman Felâtun Bey bana daha yakın geliyor. Örnek vermem gerekirse; Râkım Efendi'nin daha Canan'ı ilk gördüğü andan itibaren beğenip sevmesi ama çekingenliğinden dolayı mıdır nedir ona kardeş gibi davranması fakat zaman geçtikçe hislerini saklamaya dayanamaması ve bunları yaparken de gizli bir Jozefino ile aşk yaşaması ve ondan bir türlü vazgeçememesi gayet iğrenç ve ahlaksızcaydı (bana göre). Ve Canan'a bir öyle bir böyle davranması da gayet kötüydü. Canan'a gelince; o esir olarak satın alındığı için bir mal gibi bahsediliyor. Kim sorsa, "Beyim, bilir. Ben onun esiriyim, odalığım," gibi şeyler söylüyor ve onun bu durumu bu kadar kabullenmesi beni sinir ediyor. En azından başlarda bir sinir, kendisini baksa iğrenç bir mahluktan satın alan kişiye bir tiksinti gösterebilirdi. Ben böyle beklemiştim fakat bunun tam aksine "kader"i neyse ona razı oldu. (Ki bu bana göre çok saçma) Ayrıca İngiliz kızları Joan ve Margrit de beni çok sinir etti. Bu iki kızın Canan'a karşı olan tavrı ve Canan'ın hiç de hoş olmayan hayatına karşı olan kıskançlıkları, hayranlıkları ya da imrenmeleri de diyebiliriz, okurken beni çok rahatsız etti. Eğer yazarın amacı buysa bunu başardığını, hatta gayet iyi bir derecede başardığını ve bu olayı, karakterleri gerçek kıldığını söyleyebilirim. Ve büyük kız olan Joan'ın saçma aşk macerası da gayet iğrençti. Biri için kendini bu denli harap edip, saçma bir depresyona sürüklenmesi oldukça acınası idi. Ki kendini soktuğu depresyon hele ki Rakım Efendi denen için olunca bu durum daha bir acınası oldu. Fakat tabi ki bunlar benim düşüncem. Kitabı sevmememin sebebi, bu tarzı -yani ülkelerin ya da kültürlerin çok taraflı bir biçimde karşılaştırılmasından bahsediyorum- sevmemem, benimsememdir. Ayrıca yazar Ahmet Mithat ile de düşüncelerimiz çok uyuşmuyor. (Fakat bu onun iyi bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmez.) Son olarak kitabı okurken tam bir Ezop vibe'ı aldım. (Felâtun Bey ile Rakım Efendi'nin daha önce yayımlandığını biliyorum.) Ağustos böceği ile karınca kitabını bu kitaba biraz benzettim doğrusu fakat karakterler açısından. Kısacası kitap güzel, yazar güzel fakat ben çok beğenemedim.
Felatun Bey ile Rakım Efendi
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.