·1142 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Temmuz 2021 18:03 Kvothe... beni Yoltaşında rüzgârın adını çağırmaya iten çocuk, tanımıyorsanız söyleyeyim, kızıl saçları, yeşil gözleri, beyaz teni belki bu kitapta çok yol kat ettiğimiz için bronzlaşmış teni olan, rüzgârın adını çağıran, şimşekler indiren... Ademlere giden Felurianla masallaşmış ama benim hep efsane olan Kvothem. Dediğim gibi efsaneler illa ki duyulur ve bir efsaneyi okuyoruz. Bilge adamın korkusu... bu kadar uzun sürede bitirmemin nedeni ilk başta günde 150 sayfa falan okuyordum, beş günde yedi yüzden fazla okumuştum ama sonra hayatımın en kötü günlerinden birine girdim, Haziran böyleydi ama Temmuzun başının böyle olması beni bitirdi. Bu yüzden uzun bir ara verdim ve bugün bitirdim. Bu kitapta Kvothemiz Üniversiteden ayrılıyor, bir mola gibi düşünün. Kitabın arkasındaki üniversiteden atılma mevzusunun burada geçeceğini düşünmüştüm ama hayır. Yazarımız sürekli bir yerlerden bir şeyler söylüyor ama asla bir şey anlatmıyor, işin ilginç kısmı bu. Çünkü duyduğuma göre seri üç kitaptan oluşacakmış ve bu kitapta neredeyse hepsinde Kvothe kendini geliştirip yolculuğa çıkıyor... bunların hepsi nasıl üçüncü kitaba sığacak acaba? Asıl merak ettiğim, şu an ki Kvothemiz otuzlu yaşlarda, yazar on yedi yaşındaki Kvotheyi bir kitapta nasıl oraya fırlatacak? Bu kitapta çoğu bölüm zaman atlamalıydı, çünkü yazarımız kitabın yetişmeyeceğini anlamış olmalı. Ben zaman atlamalı olayları sevmem, ilk başlarda gözüme çok battı kesinlikle ilk kitap daha güzeldi falan diyordum ama sonra buna alıştım gibi... bir de Kvothe bazı bölümlerde gözüme çok korkunç göründü, adamların gözlerini oyamalar falan... ama itiraf etmeliyim ki Ellie, Krin olayında Kvothenin yaptığın çok hoşuma gitti. İyi yaptı. Yüz otuzuncu bölümde falan göreceksiniz yanlış hatırlamıyorsam, o zaman bana katılırsınız. Bir de hınzır bir Kvothe çıktı. Durmadan öpüşmeler falan. N’oluyor ya? Dedim birden. Şu konuya değinmeliyim ki Denna çok sinir bozucu kısmen, her delikten çıkıyor. Koskocaman Severen’e gittik oradan da çıktı. Yok artık dedim ya, yazara o aralar da öyle sinirimi bozduk ki. Tesadüf olamayacak kadar fareleşmişti Denna çünkü. Ayrıca bulduğu her erkekle çıkmasına kızmak istiyorum, Kvothe’nin siniri beni benden alıyor ama itiraf edin ki Denna’nın dobralığını çok seviyorum. Çoğu erkek kullanılmayı hak eder, eskimiş bir kumaş gibi ve Denna bunu mükemmel yapıyor ama yanlış olduğunu belirtmeliyim ki bazı yerlerden sonra iş çığırından çıkıyor Kvothe de diyor bunu zaten... gömlek değiştirir gibi o ne ya?
Denna bunu yapma. Ama sonlara doğru Felayla aralarında bir konuşma yaparken onun yanında onlarca düzine erkek görüyorum, nasıl yani kendimi mi manastıra mı kapatayım, gibi bir şey geçiyor burası çok hoşuma gitti. Ayrıca Ademlerin kadın-erkek bebek konusu gibi bir şey var orada onların cahilliği o kadar çok geldi ki! Ademleri genel olarak sevdim. Ama Kvotheye yavru köpek muamelesi yaptılar, Kvothe de böyle davrandı ona rağmen güzeldi. Durgunu sevdim... işte benim Kvothem dediğim kısım o kadar çok oldu ki! Üniversiteden uzaklaştığımızda hepsini çok özledim neredeyse Hemme’ı bile. Şansölye iyişmeni diliyorum. Ha! Şurayı geçmeyelim.
Meşhur Maerimizi.
Manyak adam. Oysa seni ilk başta sevmiştim, o Kilipsiz denen kadına öyle gıcık kaptım ki! Ah, benim Kvothem sen bunu hak etmiyordun. O kadar çok şey yaptın ki aldıklarının karşılığı bu olmamalıydı. Bir de utanmadan resmi mektup yazıyor, sana ne demeliyim Maer? At suratlı? Öküz kafalı? Kilipsiz’ı çorabı? Bir kısım da Kvothenin Kilipsize mektup falan gönderdiği kısım var ya Maer için o kısım da, Denna ile tartıştıklarından mektup yazamaması beni çok sinirlendirdi. Ne ya? Sen Dennaya mı bağlısın? Yazar çok abartmış, fantastikte romantiklik bana kalırsa aşırıya kaçmamalı hatta tatlı bir meltem esintisi kadar az olmalı. Abartılan kısımlar vol:1. Neyse, son olarak, kitabın sonu beni çok şaşırttı.
Piç Bast.
Pislik.
Asla, asla böyle bir şey beklemezdim, Tarihçiyle de uzaklaştık bu kitap da... böyle.
Patrick amca, artık üçüncü kitabı çıkarmanın vakti gelmedi mi? Muhtemelen kitap çıktığında aklımda kitabın çok az kısmı kalacak o zaman yeniden başkayacağım ama cidden merak ediyorum, her şey üçüncü kitaba nasıl sığacak?
Ama... burayı geçersem olmaz. Kvothe’nin Elodini anlamaya başlaması çok hoşuma gitti. Ama işin asıl kısmı şu değil şu Üç Kısımlık Sessizlik beni öyle etkiliyor ki kitabın can alıcı kısmı bu bana göre. Birden ağlayasım geliyor, göğsümden bir rüzgar uçuşuyor gibi.
Unutma Kvothe...
“ Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi.”