GENEL DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER
10/10
·377 syf.··
Beğendi
·
2021 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2021 01:38
A ve B başlıkları altında iki bölümden oluşan eser , ilk bölümde Osmanlı Kuruluş Dönemi ile Klasik Dönemin (1300 -1606 yıllarına tekabül eden tarihi süreç) siyasi hayatı üzerine yoğunlaşıyor .A başlığı altındaki ilk bölümde Anadolu ‘ya Oğuz ve Türkmen göç akınlarının yapılmaya başlandığı evreden yola çıkıp ileriki süreçte tarihin en büyük İmparatorluğuna dönüşecek olan Osmanlı Beyliğinin oluşum ve gelişim sürecini ile bu sürece etki eden askeri -siyasi bir takım hadiseleri ana hatlarıyla aktarıp ,değerlendiriyor. B başlığı altındaki bölümde ise bir devleti devlet yapan yapı taşlarına yani toplum yapısı,devlet anlayışı ,müesseseleri ve ekonomiyi inceleyip bahsi geçen tarihsel süreçte bunların işleyiş biçimini net biçimde aktarmaya çalışıyor. Kitap genel anlamda ele aldığı konuları yüzeysel ve ana hatları ile aktarmakta ancak bazı önemli detaylar üzerinde titizlikle durarak meselenin izahı için etraflıca bilgi sunuyor. Buraya kadar kitaba genel bir okur yorumu getirmeye çalıştım ancak benim asıl bahsetmek istediğim şey Halil Hocamızın tarihçi olarak savunduğu ,önemli gördüğü ,vurgu yaptığı meseleler üzerinde düşündüklerini ayrı olarak sizler için tek bir yerde toplamak . Evvela bu maksat ile başlıca sekiz madde çıkartmış bulunuyorum.Bunlardan ilki Osmanlı Beyliği Kuruluş Tarihi konusu.İnalcık ,Osmanlı Beyliğinin gerçek kuruluş tarihinin 1299 değil Bapheus yani bizim Koyunhisar şeklinde yeniden isimlendirdiğimiz 27 Temmuz 1302 tarihli savaşın kazanıldığı yıl olduğunu savunuyor ki burada tarihsel kanıt ve kaynak temelli sunduğu argümanlar oldukça ikna edici . İkinci madde Edirne’nin Fethi meselesi .İnalcık tarihçilerin sık sık bir yanılgıya düştüğünü ifade ederek , Edirne ‘nin Murad’ın sultanlığı döneminde değil aksine şehzadeliği döneminde kardeşi Halil ‘in korsanların elinden kurtarılmasının hemen ardından Balkanlarda geçici bir süre duraksayan faaliyetlerin başlamasıyla beraber daha babası Orhan’ın hükümranlığı döneminde ele geçirdiğini savunuyor. Üçüncü madde Palekanon Savaşına tarihçilerin Maltepe savaşı olarak anması .İnalcık hoca bu adlandırmayı tasvip etmediği gibi tarihi hatırayı yanılgıya düşüren bir yanlış olduğu üzerinde ısrarla duruyor ve savaşın Maltepe diye değil Eskihisar olarak adlandırılmasını kanıtlar gereği doğru bulup savunuyor . Dördüncü nokta Mevlevi dervişlerinin fikir babası Mevlana Celaleddin Rumi’nin Moğollar ile işbirliği yapıp Türkmenlerin gönlünü kazanmış ; halk adamı ve debbağlar ‘ın,esnaf loncalarının pir ‘i Ahi Evran arasında husumet olduğunu beyan etmesi . Beşinci madde Bizans’ın 1359 ‘da koordine ettiği Lapseki çıkartmasının aslında Osmanlı karşısında düzenlenen ilk Haçlı saldırısı olduğunu vurgulaması ve bunun tarih kaynaklarında üzerinde yeterince durulmamış olan ancak Osmanlı tarihinde çok önemli bir mesele olduğu görüşünde bulunmasıdır . Altıncı madde Osman Bey’in karizmatik liderliğe neden ve niçin yükseldiği diğer Türk beyliklerine nazaran niçin daha çok liderliğe namzet edip ,tüm savaşçı ve gazacı kitleleri çevresinde toplayabilmesinin altında yatan birleştirici unsurun ne olduğu meselesi .Halil Hocanın bu sorulara verdiği cevap Osman Bey’in güttüğü gaza politika ve ideolojisinin diğerlerinden açık ara daha iyi bir misyona sahip olması ile aynı zamanda karizmatik liderliğinin diğer beylikler arasında sivrilen görüntüsüdür . Yedinci madde Karamanoğlu -Osmanoğlu arasındaki Selçuklu varisliği meselesi. Hocanın aktarımıyla Osmanlılar , Anadolu Selçuklu Devletinin kuruluş merkezi, ilk başkenti ve ata ocağı atfedilen İznik ‘i gaza ile ele geçirip burada hakim unsur olmalarından ötürü varisliğe hak kazandıklarını düşünürken ,Karamanoğulları ‘da Konya’ya hakim oldukları için aynı hakkı kendilerinde görmesi olduğunu ifade ediyor ve meseleyi diğer sebep ve yönleriyle de yeni baştan değerlendiriyor. Sekizinci madde Rus sorununun ilk nasıl ortaya çıktığını ele alması. Bu mesele sadece Rus -Osmanlı olaylarını anlatan kaynaklarda dahi pek açık bir şekilde belirtilmeyen ama hocamızın önemle üzerinde durduğu bir başka nokta .İnalcık meselenin ilk kez 16.yüzyıl’da Moskova ‘nın Altınorda mirası Astarhan ve Kazan üzerinde güttüğü hakim olmaya yönelik amaçlarla Kırım’a karşı yürüttüler saldırı hareketleri olduğunu vurguluyor . İşte bu önemli tarihi detaylara özgün bir tarihçi yorumu getirdiğini götürüyoruz.Ayrıca burada savunduğu ve düşündüğü tezleri olabilecek en ikna edici ve doğru kaynaklarla destekleyip mantık çerçevesinde yorumlanması mesleğin zirve noktasına ulaşmış bir tarihçi olmasının sebebidir diyebiliriz. Son olarak eklemek istiyorum ki bu kitap Halil İnalcık okumaya başlangıç eseriniz olmalı ve ilgili konulara geldiğiniz bölümlerde sadece o konuya dair araya yazdığı diğer eserleri okumakta fayda var çünkü Devlet-i Aliyye’nin bu ilk cildinde olaylar üzerinde detay vermekten mümkün mertebede kaçınılmış görünüyor. Örneğin ilk evre kuruluş döneminden bahsettiği sırada araya kuruluş dönemi Osmanlı sultanları adlı eserini alarak bahsettiği konular üzerinde daha detaylı yürüttüğü çalışmayla daha donanımlı hale gelebilirsiniz... Fatih Sultan Mehmet kısmında’da Fatih Sultan Mehemmed Han isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim son olarak devlet,ekonomi ve sosyal hayattan bahsettiği bölümlerde konuyu daha iyi pekiştirmek adına kronik kitaptan çıkan üçlü seti okumanızı öneririm .
Tarih
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)Halil İnalcık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20103,215 okunma
·
2.801 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.