·552 syf.····Okunma: 08 Temmuz 2021 21:15 Okuyan çoğunluğun sevip benim asla sevmediğim bir kitapla karşınızdayım.
Çok büyük bir ümitle başladım aslına bakılırsa bu kitaba ama bitirdiğimde elimde kalan tek şey hayal kırıklığıydı.
Konusuna gelecek olursak: Zafira, büyüden mahrum kalmış halkını beslemek için Arz denilen lanetli bir ormanda avlanan, oraya girip çıkabilen tek kişidir. Bir gün büyüyü ülkelerine geri getirebilecek tek kişi olduğu ortaya çıkar ve Arz'dan bile daha lanetli olan Sharr adasına yolculuğu başlar. Aynı anda Ölüm Prens'i olarak bilinen, hükümdarın oğlu da aynı adaya Zafira büyüyü aldıktan sonra büyüyü ele geçirmesi için yollanır. Biz de bu süreçte olanları okuyoruz işte.
Kitapla ilgili neyi sevmediğime gelecek olursak: Karakterler çok tek boyutluydu. Sözüm ona en detaylı karakter bile çok yüzeysel, gerçeklikten tamamen uzak yazılmıştı. Yan karakterler sadece yazılmak için yazılmış, hiçbiri hakkında doğru düzgün bir şey yok kitapta.
Betimleme okumayı severim, hep sevdim ama bu kitapta bazı yerler gerçekten betimlemeden boğulmuştu.
Beni en çok çileden çıkartan ise yahu, enemies to lovers (düşmanların sevgili olması, nasıl çevrilir hiç bilemedim) yazacaksın ama bu ikili arasındaki sevgi gelişimi YOK. Bildiğimiz yok yani. Birkaç sayfa önce birbirlerinden nefret eden karakterler birkaç sayfa sonrasında birbirlerini öpmeyi düşünüyor. Bir ikili arasında asla mı bir yakınlaşma olmaz? En azından kendi adıma konuşayım, ben asla hissetmedim.
Nasir karakterine gelmek bile istemiyorum zaten, hayatımda böyle oturmamış bir karakter görmedim.
Yazar en sonlara doğru "Amaan bu da olsun ne olacak" dermiş gibi geldi bana. Alakasız bir sürü olay birbirine bağlandı.
İkinci kitabı okur muyum? Serileri yarım bırakmayı sevmiyorum, büyük ihtimalle okurum ama Ateşin Peşinde bu yılın en büyük hayal kırıklıklarından biri olarak kalacak bende.