Tolstoy devrinin ve yüzyılların kafası.. Fakat kadınlar ve hayat konusundaki keskin geçişleri ayrıca dikkat çekici. Tolstoy dürtülerini harekete geçiren kadınları 'Şeytan' olarak görüyorve onların 'anne' yapılarak evcilleştirilmesi gerektiğini söylüyor 'Şeytan' kitabında. Evcilleşir kadın ; çünkü 'şefkat' duygusu vardır artık. Buradan da erkeklerin anne olarak gördüğü ya da "evcilleşmiş" kadını çekici bulmadığı sonucu mu çıkar acaba. Her neyse zaten mevzu erkeklerin zevki değil. Kadını evcilşeştirirler fakat bu seferde başka kadınları şeytan olarak görmeye devam ederler. Çünkü şeytan kadınlar değildir kendi nefsleridir. Kendilerinde var olandır. (ki kitaptaki 'diğer kadın' bi çabada bulunmaz etkilemek için fakat adamın zihni meşguldur bununla). Ne kadınları evcilleştirmekle son bulacaktır bu 'şeytan' ne de 'diğer kadını' yok etmekle zira kullanamadıkları iradeleri kadınların problemi değildir, kendilerinin çözmesi gereken problemdir. Tabi eğer bu bir problemse..(problem yaratıyorsa..). Erkek kahraman hükmedilmek istemez, kadının tabiatı ise erkeği hükmeder. Bu ise kadını hüküm altına almadıkça erkek için ızdıraba dönüşür. (Halbuki hükmedemediği ve hükmetmesi gereken şey ;kendisidir.)Kitap iki farklı final olasılığıyla biter ; varılan sonuçsa aynıdır; "erkek kahraman akıl hastasıysa o halde bütün insanlar akıl hastasıdır. Ama en ağır olanları kendinde farkına varmadıkları hastalık belirtilerini başkalarında görmek isteyenlerdir. "