Çevirmen:
Saniye Güven
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 21:22
Bir saplantının, insanın hayatını nasıl adım adım ele geçirdiğini anlatıyor; hani bazen bir şeyi çok istersiniz ama onun sizin için zehirli olduğunu bilirsiniz ya, tam olarak o çaresizlik hissi bu. Tolstoy, karakterin iç dünyasındaki o bitmek bilmeyen vicdan azabını ve iradesizliği aktarmış. Hikaye boyunca o gizli saklı kalmış arzuların aslında insanın en büyük düşmanı (yani kendi 'şeytanı') haline gelmesini izlemek hem ürkütücü hem de çok sürükleyici.
1000Kitap
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
Aşk mı mantık mı?
8/10
·120 syf.··
2022 66. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2022 23:21
Iki finali olan bir uzun öykü bu. Tolstoy bu defa aşkın ve nefsin kölesi olunabileceğini anlatmış. Bence olmayın yada aşktan kaçmayın. Eninde sonunda kaçtığınız ne varsa yakalıyor sizi. Ben birinci finali begendim buarada. Yazamıyorum tabi ne olduğunu ama sonuçta aşık olduğu ve eşi arasında kalan bir adamın sonu bence bellidir. Yine de fikirler değişir herkesin tabi. Oldukça hoş, derin duygularla yazılmış bir öykü idi. Başarılı buldum. ⭐ Tavsiye ediyorum okumanızı. Bakalım siz kime hak vereceksiniz? Aşkın gücünü mü yoksa mantığın mantıksızlığını mı? Herkese iyi geceler. İyi okumalar ⭐
Edebiyat
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
Her Şey Yolunda
Puan vermedi·120 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:49
Mükemmellik, tam da bu yüzden ölümcül bir zehirdir. Her şeyin tıkır tıkır işlemesini, tek bir parçanın bile eksilmeden yerli yerinde durmasını istersiniz. Çünkü bu kusursuzluk illüzyonunda her noksanlık, bir yok oluş tehdididir; oysa gerçekte eksik diye bir şey yoktur, yalnızca henüz varlığa bürünmemiş olanlar vardır. Dolayısıyla mükemmellik arayışı, hakikatten fersah fersah uzaklaşan koca bir körlüktür. Şeytan romanının trajedisi de tam olarak burada başlar. Kahramanın içinde, onu bir başkasına doğru iten karanlık bir boşluk, bastırılmış bir dürtü vardır. Bunu görmezden gelir, üzerine düşünmez, peşine düşmeye cesaret edemez. Eğilip bükülmeden, dik bir başla yoluna devam eder; çünkü onu bekleyen muazzam bir kusursuzluk savaşı, ideal bir eş ve rüya gibi bir hayat vardır. Süreç tıkır tıkır işler ama bastırılan o gerçeklik, insanı asla rahat bırakmaz ve en sonunda yüzleşme kaçınılmaz olur. Hiçbir insan, hiçbir yaşam gizli bir 'kara kutu' olmadan var olamaz. Mükemmellik öyle acımasız bir terazidir ki; ya mutlak bir tamlık iddia eder ya da hiç yoktur. En ufak bir pürüz, tüm o görkemli yapıyı yerle bir etmeye yeter. Romanın kahramanı da o muazzam hayatın içindeki küçük sızıyla başa çıkamaz, onun varlığını sindiremez ve nihayetinde kendini ölüme terk eder. Hikayenin bir diğer alternatif sonu ise, o tehlikeli dürtüyü uyandıran kişiyi yok ederek onunla birlikte ölüme yürümektir. Mükemmellik arayışının sonu, her anlamda kaçınılmaz olarak yıkımdır."
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
9/10
·120 syf.··
2020 53. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 19:40
Tolstoy benim favori Rus yazarım. Karakter çözümlemeleri -kısacık hikayelerde bile- inanılmaz doğru geliyor bana. Tamam, diyor insan, ben bu tipi tanıyorum. Bir de gerçekçi havasıyla gerçeküstü sonuçlara varışı var ki, alternatif bir son yaratıyor. Bunu yapabilen kaç yazar biliyorsunuz? Kendi şeytanıyla yüzleşen bir adamın hikayesini, iki farklı final bölümüyle, keyifle okudum. =)
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
kısır döngü..:
8/10
·120 syf.··
2022 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2022 00:00
“Şeytanın ta kendisi o; ete kemiğe bürünmüş şeytan! Ben istemeden beni boyunduruk altına aldı.” Genç toprak ağası Yevgeni, babasından kalan çiftliği işletmek üzere yerleştiği mülkü için yoğun bir çabaya girer ve kısa sürede, uğraşlarının meyvesini toplamaya başlar. Belki çiftlik yaşamının sakinliği belki Yevgeni’nin deli çağları artık siz neye yormak isterseniz, kahramanımızı tetikleyen bir durum ortaya çıkar: kadın.. Kendince düşünür taşınır, sonrasında gerekçesini de bulur. Bu muhtemel ilişki gözlerden uzak, ucunun ahlaksızlığa varmayacağı dahası da sağlığı için belirlenmiş sınırlar içerisinde kalmalıdır. Konuyu açabileceği birini bulur, sonuç olarak eşi şehirde çalışan bir kadın Yevgeni için uygun görülür. Açmazların ilk düğümü de böylece atılmış olur. Kahramanımız Yevgeni evlenene değin bu ilişkiyi sürdürür. Aşık olduğu için evlenmek yerine, evlenmek zorunda olduğu için aşık olmayı seçer ve kıskançlığını göz önünde bulundurarak pek de güzel sayılmayacak zengin bir kadınla hayatını birleştirir. •“Gelecekteki hayatım, benim için, zedelemekten her zaman kaçınacağım bir kutsallıktır. Ve geçmişte, bekârlığım sırasında olmuş bitmiş ne varsa, artık toprağa gömüldü.” Geçmiş üzerine bu cümle ile sünger çektiğini düşünse de bir açmazın içinde bulur kendisini. Bu küçük anlatı bizi sonuç kısmında iki varyasyon ile karşılıyor, içiniz hangisine elverir bilemiyorum ama ikisi de sarsıcı oldu benim için.. Kitapla kalın
Edebiyat
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
Şeytana Uymamalıyım
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Tutku oldukça güçlü ve hissedilebilir anlatılmış. Hatta öyle ki öncesinde yok artık, bu kadar abartmaya gerek yok diyebilir ve ancak aklınızda canlandırdıktan sonra olayları kabullenebilirsiniz.
Alıntı
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2017 63. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2017 14:51
Tolstoy ölümünden sonra bulunup, yayınlanan son kitabı. Tolstoy bu kitaba iki final yazmış. Her ikisi de kitapta mevcut. Şahsen hangisini koyarsa koysun iki finalde güzeldi. Yevgeniy adlı karakterimiz hikaye boyunca iki tane şeytanla mücadele ediyor. Birisi ilgi duyduğu ve birlikte olduğu kadın, diğeri de kendi şeytanı. Yevgeniy kendisini sürekli olarak cinsel dürtüleri karşısında frenlemeye çalışıyor. İç hesaplaşmaları ve karısına karşı sadık kalma isteği onu sürekli canlı tutsa da zaman zaman mücadele etmekten yoruluyor. Tolstoy'un ahlak kavramı kitaba ağırlığını koymuş durumda. Bu kitabı Kreutzer Sonat'taki aldatma kavramının devamı gibi düşünebilirsiniz.
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 16:45
Kitapta İdin sürekli hatırlattığı tutku ve süper egonun direttiği toplumsal baskı ya da adına vicdan diyelim. Yevgeni bu iki etken arasında kimseye belli edemediği bir cehennem yaşamaktadır.
1000Kitap
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 151. kitabı
Şeytan nedir? Cinsel dürtü mü şeytandır?
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2018 5. kitabı
Kitabın başlangıcında bir erkeğin bir kadın ile birlikte olması ve erkeğin bu birlikteliğin temelini kendisinin oluşturduğu düşüncesi, o istediğinde bu ilişkinin devam edecegi istemedigi an o kadını hayatından yok edebileceği ve onu bir daha asla aklına bile getirmeyeceği düşüncesi hakim.Ama sonrasında aslında tam tersi durumun oluşması ve erkeğin bu kadın karşısındaki acizliği iradesizliği ona bağlandıkça kadının onun karşısında daha da çekici bir unsur haline gelmesi söz konusu.Bu durumda baş roldeki erkek duygularına hakim olamadıkça kendini daha da alçalmış daha da rezil hissetmekte ve bu kadını adeta bir şeytan olarak görmektedir.Ama bence asıl seytan onun içindeki cinsel dürtü belki onun kendi iradesidir. Erkek karakter aslında iradesi kaybetmesi ile aslında Tolstoy’un varoluşun temeline koyduğu bu irade kavramı kendi içinde yok oluyor ve bir nevi hayat amacını kaybediyor. Yazar bu kitap da kadının pasif bir cinsel nesneden baska bir sey olmadığını ve kadının hayvansal bir baştan çıkarıcı gücünü evcillleştirmek için kadının kucağına çocuk vermek gerektiğini söylüyor adeta.
ŞeytanLev Tolstoy · Bordo Siyah Yayınları · 20184,493 okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.