İçinde en yüce sevgiyi barındırmayan bir kalbin fiziksel bir ibadethaneye sığınması anlamsızdır, çünkü insan zaten ruhunda yaşatamadığı bir maneviyatın asla sahibi olamaz.
Bir yabancının çaktığı tek bir kıvılcım sadece bir başlangıçtır; asıl yıkım, ormanın kendi bağrından çıkan ve binlerce çakmağa dönüşen kozalakların o öfkeyi her yere taşımasıyla başlar.
Öfkenin kıvılcımıyla kurumuş bir buğday tarlasını köşesinden tutuşturmak, tüm birikimi küle çevirme pahasına anlık bir hınçla kendi varlığını da ateşe atmaktır.