Kadın, özgür ruhlu bir kısrak gibidir; sınırları aşmak ister, sınırlandığında ise hırçınlaşır. Ne tamamen özgür bırakmaya gelir ne de kalıplara sığdırmaya; onun tabiatı, ancak sabır ve zarafetle anlaşılır.
Kadın erkeği önce incecik, görünmez bir örümcek ağıyla sarmalıyor; kaçacak hiçbir yer bırakmayana dek ilmek ilmek dokuyor etrafını. Nihayetinde ise tüm o çaba, onu yavaş yavaş, nefes nefes tüketmek, kendi varlığında eritip yok etmek için...
Ne erkeğin kadına ne kadının erkeğe bir üstünlüğü vardır; asıl mesele, her iki tarafın da kendi fıtratına, duruşuna ve sorumluluğuna hürmet ederek haddini bilmesidir.
Gönlünün inceliğini fırsat bilip sırtına basmalarına izin verme. Bir devenin boynundaki yular gibi mahkûm olma; bu hayatta boyunduruk kabul etme, yularsız gez ki hür olasın.
Zalim, senin olan koçu zorla elinden alıp kendi sofrasında pişirdiğinde, ona yaranıp 'Ağam nasıl, lezzetli mi, afiyet olsun' denmez. Zulme karşı ses çıkaracak gücün yoksa bile boyun eğilmez; sessizce 'Hayırlısı' denir, 'Rabbim bilir' denir.