—-SPOILER İÇERMEKTEDİR—-
Kitabın adının “Medyum” olarak çevrilmesinin tüm büyüyü bozduğunu düşünüyorum.
Kitabı çok beğenmemin sebeplerinden biri Jack Torrence karakterinin yavaş yavaş evrilmesi ve Overlook ile bir bütün haline gelmesiydi, Jack Torrence’ın evrimi çok başarılı bir şekilde ilerlemişti. Overlook öncesi hayatlarının ve jack ile wendy’nin aile yapısının aktarımı da hikayeyi çok başarılı kılmış. Jack’in Overlook’tan önce de öfke kontrolü yaşayan alkolik ve umutsuz bir karakter olması Overlook’un onu ele geçirecek ve manipüle edecek kişi olarak seçmesinin nedeniydi diye düşünüyorum. Bir İngilizce öğretmeniyken öğrencisini öldüresiye dövdüğü, Danny’nin kolunu kırdığı, Wendy ve Danny’yi nasıl öldürmek istediği, onlardan nefret ettiğini okuduğumuz düşünceleri kan dondurucuydu. Fakat kitabın sonunda Jack, oğlunu tam öldürecekken birden kendine gelip ne yaptığını anladığında Danny’ye “oğlum kaç git burdan” diyor ve otelin kendini ele geçirdiğini anlayıp oğluna zarar vermemek için tokmakla kendi yüzüne vurarak kendini öldürüyor. Kendi içinde çelişmeleriyle sempati duyduğum bir karakter Jack. Danny ise son ana dek babasını kurtarmak istiyor, ondan asla vazgeçmiyor.
Kitabın hoşuma giden bir diğer detayıysa balo salonundaki cam fanuslu saat sahnesinde Jack’in ve Danny’nin farklı şeyler görmesi. Danny birbirlerinin özel bölgelerine öpücük konduran bir kız ve bir erkeği görüyor ve bunu mide bulandırıcı buluyor. Burada anne ve babasını gördüğünü anlayabiliyoruz. (Danny kitapta 5 yaşında Freud’a göre fallik dönemde) Jack ise o cam fanusun içerisinde Danny’nin beynini dağıttığını, beyin parçacıklarıyla beraber kanın fanusa sıçradığını görüyor.
Kitabı gerçekten o kadar beğendim ki..Kitabı okumadan önce aynı adlı filmini izlemiştim. Kitapla film arasındaki fark bir hayli fazla. Kitabın filmden daha fazla üzerimde etki bıraktığını söylemeliyim.