·702 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Haziran 2021 15:16 dürtü, eylem ve uyanış*
Raskolnikov'u diğer insanlardan ayıran bir şey vardı; o da vicdanının diğer insanlara oranla fazlaca olması. Öyle bir vicdan ki, hiç yapmak istemediği bir şeyi yaptırdı ona. Bu yüzden Napolyon olamazdı o.
Topluma uyum sağlayamıyordu, çünkü toplum ile ortak bir özelliği yoktu, toplumu oluşturan diğer insanlar gibi hayattaki her türlü kötülüğe göz yumamıyordu. Psikolojik buhranlarının temel sebebi buydu bana göre, içinde bulunduğu toplumdan başka gidecek bir yeri yok, oradan kurtulmak istiyor, ve son çare olarak bir eylem uyguluyor, pişman olacağını bile bile, istemeyerek.
Bir dünya klasiği olduğu için değil; 'suç' olgusunu, 'suç işlemeyi' çok farklı ve haklı nedenlerle ortaya çıkardığı için Suç ve Ceza'nın yeri ayrı bende.
Dostoyevski'nin okuduğum ilk kitabı Budala'ydı. Budala'da da Prens Mışkin topluma uyum sağlayamıyordu, yüksek ahlaki değerlere sahip olduğu için, sürekli yanlış anlaşılıyordu ve insanlar ona Budala diyorlardı.
İppolit isimli 17 yaşında bir karakter vardı Budala'da. Verem hastası bir gençti İppolit, ölümü yakındı. Ölmek üzere olan genç bir insanın, İppolit'in insanlık üzerine yazdığı mektuptan da belli oluyor bence Dostoyevski'nin içinde yaşamak zorunda olduğu toplumu sevemeyişi ve ondan kurtulmak istemesi, haykırışı.
Aklıma takılan, sorguladığım diğer bir şey ise neden Raskolnikov balta ile işledi bu hayatını değiştiren eylemi? Balta çok ilkel, baltayı seçerek Dostoyevski'nin bizlere vermek istediği mesajı merak ediyorum.
O kadar kötü olayın, bencil kimselerin, kendisini cehennem ateşleri gibi saran zehirli düşüncelerin içinde Raskolnikov'un Sonya'ya rastlaması, her ne olursa olsun güneşin doğmaya devam edeceğini çok güzel gösteriyor. Kaderleri toplum tarafından lanetlenmiş iki güzel yürekli insanın birbirlerinde aradıkları ışığı bulmalarını Dostoyevski'nin insanlıktan umudunu kesmediğine yormak istiyorum.
Umarım her ne olursa olsun güneş doğmaktan, dallar yeşermekten, kuşlar ötmekten, çiçekler açmaktan, doğa canlanmaktan, ve biz insanlar ummaktan, sevmekten vazgeçmeyiz.
OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.