Spoiler içerir.
10/10
·212 syf.··
2021 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2021 18:57
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Diğer ikisini (İmamın Manken Kızı ve Bize Nasıl Kıydınız) ilkokuldayken okumuştum. Bunu da o zaman okumak istememe rağmen ablam engeline takılmıştım, yaşıma uygun olmadığı gerekçesiyle. Ablamın fazla korumacı tavrına denk gelmişim yine... Okuduğum diğer kitapları o yaşlar için uygundu, ilkokul seviyesinde bir kişi için yani. Bu da ortaokul, hadi en fazla lise öğrencisi için uygundur diyelim. Geç kalmışım, hayli... İncelemeye geçmeden önce, kitabın yazarı hanımefendiye sadece aynı düşüncelere sahip olmadıkları için yapılan hakaretlerden duyduğum rahatsızlığı da dile getirmek istiyorum. Kitabın küçük yaşlara hitap ettiği bir gerçek, buna ben de katılıyorum fakat kitapla ilerleyen yaşlarda tanışıp, daha önce karşılaşmaları gerektiğini düşünmek yerine yazarına hakaret etmeyi tercih edenlerin saygısızlıklarına da bir şey söylemeden geçmek istemedim. Hayır, kitabı beğenmemiş de olabilirler, kitap gerçekten iğrenç de olabilir, bunların hiçbiri kimseye, bi' ideoloji sahibi bir hanımefendiye hakaret etme hakkını vermez. Unutmamak gerekir ki, bizden farklı düşünenlere saygı duymayı başarabildiğimiz zaman gerçek manada kazanacağız. Pek sevgili Emine hanım zaten ön söz bölümünde, Türkî devletlerde zulüm gören kardeşlerimize karşı vazifesini yerine getirememiş olmanın bir sonucu olarak bu kitabı kaleme aldığınu belirtiyor. Tepkisini bu şekilde meydana koyabilmiş, ne mutlu ona! O vazifesini yerine getirmiş, darısı başımıza inşallah. Kitapta anlatıcı kişi olan Kaan'ın ağzından başta kendi ailesi olmak üzere yıkılan aileler, bozulan düzenler anlatılıyor. Okumak için evlerinden ayrılan küçük yaştaki "bilinçsiz" Türk ve Müslüman çocukların beyninin yıkanması, kendi ırk ve din kardeşlerinden nefret etmelerine sebep olacak kadar yanlı eğitim verilmesi Kaan ve abisi Turgut üzerinden okura sunulmuş. Sonrasında olaylar olaylar. Yirmi küsur yıl işkence gören Kaan, hiç uğruna harcanan bir gençlik ve onun gibi daha yüzlercesi! Tabii sadece Kaan'ın gördüğü yüzlerce, kim bilir görmediği ne kadar?.. Yukarıda da bahsettiğim gibi, en geç lise yıllarında çocuklarımıza okutmamız gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Dünya maalesef ki toz pembe değil, olmayacak da. Bizimle aynı kanı taşıyan insanların sadece ırkları ve dinleri yüzünden işkencelere maruz kaldığını bilmeleri, bu uğurda bir şeyler yapmaları gerektiğini öğrenmeleri gerekiyor. Kitapta da, bilinçli olmamanın sonuçlarını görebiliyoruz. Kitap her ne kadar kurgu da olsa gerçeklik payının hayli yüksek olduğunu okuyan ve akleden herkesin bildiğine inanıyorum. Bu iğrenç durumun dünyada maalesef yalnızca ırkdaşlarımızın başında olmadığına, binlerce insanın dil, din, ırk ayrımı zihniyetine kurban gittiğine değinmeden geçme saygısızlığını yapmayacağım. Allah haksız yere zulüm gören herkesin yanında olsun... Kitapta gerek "Eğer dinciler sizin korktuğunuz kadar bilinçli dindar olsalardı, siz şu yaptıklarınızı yapabilir miydiniz?" "'Bu zulmün asıl kaynağı, komünizm' diyor bazı mahkûmlar. Bence doğru değil. Asıl kaynağı bizim dinimizi bilmememizdi bana göre." gibi alıntılarda gözümüze sokulan gerekse kitabın genelinde anlatılan olaylarda alttan verilen mesajlarla bilincin önemine vurgu yapılmış. Konu tartışmaya kapalı bir şekilde harika. Ama dili çok basit. Ama bu benim işime geldi bile diyebilirim çünkü bu haldeyken bile çoğu yerde gözyaşlarıma hakim olamadım, biraz daha etkili bir anlatımda kahrolurdum. Zaten baştan beri birkaç kez yinelediğim gibi, en geç lise çağındaki çocukların okuyup bilinçlenmesi bizim okuyup etkilenmemizden daha önemli. Bu kitaba inceleme yazmayı yarım saat öncesine kadar düşünmüyordum. Kitabın incelemelerine göz attığımda inceleme adı altında yazılmış yazara hakaretlerin içinde gerçek bir kitap incelemesi olması gerektiğini düşündüm. Dilerim başarabilmişimdir. Sevgiyle kalın.
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma
·
444 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.