Gönderi

7/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Okurken sürekli kitap hakkındaki düşüncelerim değiştiği için aslında zorlandığım bir inceleme olacak. Öncelikle konuyu spoiler vermeden söylemek gerekirse. Maya adlı bir üniversite çalışanı İstanbul'a gelen profesörü karşılamak, ilgilenmek ve göndermek için görevlendiriliyor. Ancak bu profesörün çok farklı bir hikayesi var bu topraklarda. Maya da bu hikayeye dahil oluyor. En özet şekilde bu. Konuyu normalde anlatmazdım ama bu incelemeyi daha rahat kavramak için gerekli. Şimdi kitapla ilgili düşüncelerimin sürekli değişmesinin sebebi kitabın temposunun aşırı bir şekilde dengesiz olması. Şunu demek istiyorum, kitabın başlangıcından profesörün İstanbul'dan ayrılmasına kadar olan kısım tamamiyle sizi düşüren bir tempoda. Ortada sürekli bir gizem var, sürekli ama sürekli. Her şey ama her şey çok gizemli. Üstelik bu gizemlerin hiçbiri aralanmıyor. Anlatılmak istenen konunu ağırlığından da bir haberiniz olmadığı için bu gizemi ciddiye de alamıyorsunuz. Artık okurken ''hmm yeni bir sır daha'' deyip devam ediyorsunuz. Zaten tonlarca sır var ortada ve bir tanesi bile çözülmedi. Bu olay kitabın ortasına kadar sürdüğü için çok yavaşladım. O kadar fazla gizem birikiyor ki merakınız kayboluyor. Hani hiçbir şeyden haberiniz yok. Kitabın ortaların gelince bütün sırlar bir perdede çözülüyor. Bütün gizemler kalkıyor. Bu arada normalde bir günde çok fazla sayfa okuyan biri değilim ama o kısmı tek solukta okudum. Orası gerçekten muhteşemdi. Kitabın yarısına kadar geçen anlamsızlık o kadar derin bir anlam kazandı ki gerçekten mest oldum. Olayların ardı ardına çözülüp anlama kavuşmasıyla sürekli şok edici yerler oluyordu. Kitabın o kısmında tempo aşırı yüksekti. Heyecanlandığımı, üzüldüğümü, şaşırdığımı, kızdığımı hissedebiliyordum artık kitapta. Bu aşırı anlam yükleyen olaylardan sonra kitap sanki bitecekmiş gibi oldu. Sonra bence biraz alakasız bir şekilde oturup Maya'nın hayatını okuduk. Okuyucu zaten çok ağır bir olayı öğrenmiş ve onu sindirememişken oturup Maya'nın ne yaptığına baktık. Buralara gerek var mıydı bilemiyorum kimisi için belki de kesin olmalıdır. Ancak benim için gerek yoktu. Normal diyebileceğim bir yaşantıydı nesini okuyorduk ki? Ben mi kaçırdım anlamadım. Karakter gelişimi mevzusuysa yine de bu kadar uzatmaya gerek yoktu. Son kısmını da bizi duygudan duyguya sokan altüst eden hikayeyi bitirmek için ayırmıştı. Oralar da duygulu yerlerdi. Sonunu tam olarak bağlayıp güzel bir şekilde bitirebildi Kitabın biraz da dilinden bahsetmek istiyorum. Kitabın dili o kadar sade o kadar yalın ki açıkçası ilk başlarda biraz rahatsızlık vermişti. Bildiğiniz arkadaşınızla oturursunuz o da size başından geçen olayı anlatır günlük dille. Tam olarak buydu. Ancak sonradan anladım ki böyle bir kitabı böyle bir dille anlatmak gerekti. Tam olarak hissedilenleri anlamak, empati yapabilmek için kitap sizinle böyle konuşmalıydı. Her şeyi bir kenara bırakıp kitabın anlattığı olaylara gelince diyebileceğim tek şey sanırım Livaneli'ye teşekkür etmek olur. 22 yaşında bir genç olarak hiç duymadığım hiç bilmediğim bu olayları bana sanki oradaymışım gibi yaşattığınız için gerçekten teşekkür ederim. Olaylara, dünyaya, insanlara bakışımı değiştirdi.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
·
130 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.