Simyacıyı ikinci okumam ve genel olarak incelemelerde herkes kendisini en çok etkileyen kısmını dile getirmiş. Bana sorarsanız beni en çok etkikeyen kısım “yüreğinin sesini” dinlediği an...
bütün bunlar gerçek olabilir mi? Bizler evrenin dilini takip ediyor muyuz? Bir koşuşturmaca içersinde iken yüreğimizin sesini hiç dinleyebiliyor muyuz?
Santiago için en büyük hazine çıktığı bu yolculuktu, o kazıyı yapması gerekiyordu çünkü bu onun kişisel menkibesiydi ve yüreğinin sesini bu yolculukta keşfetti. Bilinmezliklerden korkan, yer değiştirmeyi pek sevmeyen bizlerin ( şahsım adıma) içinde acaba yüreğimizin sesi sönmüş olabilir mi?