Gönderi

Yetke, şunu yapmalısın, şunu yapmana izin yok, diyen bir kişi ya da kurum olmayabilir. Gerçi bu yetke tipine dışsal denebilir ama, yetke yükümlülük, bilinç, ya da üst-ben adları altında, içsel olarak da ortaya çıkabilir. Yapılan incelemeler, bilincin dış yetkeler kadar büyük bir kabalıkla kişiyi yönettiğini göstermiştir, hem ayrıca, insan bilincinin buyruklarının içeriğini, çoğu kez bireysel benliğin talepleri değil, etik ölçütlerin saygınlığını oluşturan toplumsal talepler belirlemektedir. Bilincin yöneticiliği, dışsal yetkelerinkinden daha sert bile olabilir, çünkü birey onun buyruklarını kendi öz buyrukları olarak görmektedir; insan kendisine karşı baş kaldırabilir mi? Son on yıllarda, "bilinç", öneminden pek çok şey yitirdi. Bireyin yaşamında ne içsel ne de dışsal yetkeler önemli rol oynamıyormuş gibi görünüyor. Herkes tümüyle "özgür", yeter ki başkalarının yasal haklarına karışmasınlar. Ama aslında, yetkenin ortadan kalkmasından çok, kendini daha da görünmez kıldığına tanık oluyoruz. Açık yetke yerine "adsız" yetke hüküm sürüyor. Ve bu, sağduyu, bilim, ruh sağlığı, normallik ve kamuoyu kılıklarında karşımıza çıkıyor. Açıkça ortada olanın dışında hiçbir şey istemiyor. Baskı uygulamıyor gibi görünüyor, yumuşak ikna yöntemi uyguluyor. İster bir anne kızına, "Bu çocukla çıkmak istemeyeceğini biliyorum," desin, ister bir reklam, "Şu marka sigarayı için, verdiği serinliği seveceksiniz," desin, her iki durumda da aslında söz konusu olan, bütün toplumsal yaşamımızı kuşatan kurnazca önerme havasının yaratılmasıdır. Adsız yetke açık yetkeden çok daha etkilidir, çünkü etkilenen, izlemesi beklenen bir buyruğun var olabileceğini aklına bile getirmez. Dışsal yetkede, bir buyruğun var olduğu ve bunu veren kişi ya da kurum açıkça bellidir; kişi yetkeye karşı savaşabilir ve bu savaşta kişisel bağımsızlık ve ahlaksal cesaret gelişebilir. Ama içsel yetkede, buyruk içsel de olsa görülebilirliğini korurken, adsız yetkede, hem buyruk hem de buyuran görünmez olmuşlardır. Görülmez bir düşmanın ateşine hedef olmak gibi bir şeydir bu. Karşılık verilecek, ateş edilecek hiç kimse ve hiçbir şey yoktur.
Sosyoloji
·
117 Gösterim
1 Yorum
Eşittir vahşi kapitalizm desem ne dersiniz ?
Alper
Gönderi Sahibi
Bence de "sosyallik" olağan şüpheli olabilir, insan kendi başınayken, özüne dönüp kendini keşfetmeye başladığında çok daha az manuple olduğu hissiyatını yaşıyor, ne zaman ki kalabalıklara dahil oluyor, işte orada sanki o görünmeyen itkinin buyruğuna giriyormuş hissiyatı baş gösteriyor. Seçim şansımız yok gibi özünde, sadece maruz kalıyoruz. Değindiğiniz gibi Sanayi devriminden ve getirdiği yeniliklerden sonra da bu maruz kalma durumu çok daha fazla etkisini gösterdi.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.