Sosyoloji

478 üye · 44 yeni gönderi
Takip
Sosyoloji ve toplum üzerine paylaşımlar.
Bir devlet aygıtının temel varlık sebebi güvence, adalet ve rasyonel dağıtımdır. Sistem, liyakat ve kurumsal hafızayı tamamen tasfiye edip yerine kliklerin güç mücadelesini koyduğunda, artık ortada bir "kamu" kalmaz; sadece kendi üstüne çöken bir bürokrasi kalır. Kurumların işlevsizleştiği, hukukun öngörülebilirliğini yitirdiği bir yapı, organizma olarak canlı görünse de fiziken ölü bir faza geçmiştir.
Sosyoloji
saf ve sınırsız şiddet, ne kadar yaratıcı olursa olsun, kendini muhtemel bir körleşmeden asla tamamen koruyamazdı. Verimsiz bir tekrarın içine düşerek her an yozlaşabilir ve enerjisi de sadece amaçsızca yıkımı hedefleyen bir yıkıcılığa dönüşebilirdi.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Sosyoloji
Reklam
Kıtlık fikriyle yönetilen bir dünyada öteki, öznenin tatminine yönelik ölümcül bir tehdit halini almıştır. Yani kıtlık haset doğurur. Kişi kendi yaşadığı eksikliğin sebebini diğerinin elinde haddinden fazlasına bulunmasına bağlar.
Sayfa 322·Kitabı okudu
Sosyoloji
Bir ülkeyi bir arada tutan şey ortak bir gelecek anlatısıdır. Ortak anlatı, yerini derin bir kabileleşmeye, ekonomik temelli bir kast sistemine ve geniş kitlelerin apatiye (toplumsal duyarsızlığa) teslim olmasına bıraktığında, coğrafi sınırlar sadece haritada kalır. Genç ve nitelikli nüfusun zihnen ve fiziken ülkeyi terk ettiği, geride kalanların ise hayatta kalma refleksine sıkıştığı bir sosyoloji, tarihsel bir özne olma vasfını yitirir.
Sosyoloji

Sosyoloji Konusuna Benzer öneriler

1000k12,4bin üye · 23 yeni gönderi
Takip
Edebiyat & Roman6,7bin üye · 88 yeni gönderi
Takip
Felsefe ve Düşünce1.062 üye · 49 yeni gönderi
Takip
Eski Başbakan Binali Yıldırım’ın "Ben orada ne dediğini anlamadım. Çevredekiler gülünce ben de nezaket gereği güldüm" açıklaması, aslında siyaset psikolojisi açısından fıkranın kendisinden daha derin bir ifşadır. Kelimeleri duymasanız bile, ait olduğunuz veya o an paylaştığınız o şatafatlı "üst güverte" korosu güldüğünde, refleks olarak o koroya eşlik edersiniz. Çünkü o salondaki kolektif konfor ve "nezaket", aşağıda (salda) o fıkranın öznesi olan insanların haysiyetinden çok daha önceliklidir. Muhafazakar siyasi elit, ne kadar "halkın bağrından çıktık" dese de, geleneksel sermayenin o steril alanına kabul edildiğinde, oranın kurallarına ve esprilerine uyum sağlamak için o "ahlaki anesteziye" (Schadenfreude moduna) anında dahil olur. Şimdi fıkranın kendisine bakalım: Modern tıbbın, batılı rasyonalizmin ve muazzam bir sermayenin sembolü olan bir hastane açılışında, milyarder bir iş insanı kürsüye çıkıyor ve Kürt kadınını "doktorun perdenin arkasına geç soyun" komutunu anlamayan, cinselliği veya tıbbi prosedürü ilkel bir algıyla tersyüz eden komik bir figür olarak anlatıyor. Bu fıkra, egemen elitlerin taşraya ve azınlıklara bakışındaki o "Medenileştirici Misyon" kibrinin en çıplak halidir. Onların gözünde o kadın, hakları olan eşit bir vatandaş değil; modern dünyanın kurallarını bilmeyen, dolayısıyla üst güvertede viski kadehleri tokuşturulurken araya serpiştirilecek bir "eğlence/fıkra" nesnesidir. Gündüz meydanlarda kutuplaşma tiyatrosu oynayanlar, akşam lüks bir hastane açılışında yan yana oturur. Biri Kürt kadını üzerinden çiğ bir espri yapar, diğeri ise "nezaketen" ona eşlik eder. Bayraklar, isimler, bakanlar, başbakanlar değişir; ama elitlerin aşağıdakileri araçsallaştırma, küçümseme ve onların üzerinden kendi iktidarlarını tahkim etme refleksi 200 yıldır milim
Sosyoloji
Reklam
Reklam