Bürokrasinin kapitalist sınıf, köylülük ve yeni kentli tabakalar karşısındaki nüfuzu aşınmaya başlayınca, CHP içinden kopan bir grup bu yeni sermaye çevrelerinin siyasal sözcüsü olarak sahneye çıktı. Böylece Demokrat Parti, Keyder’in ifadesiyle, “elitler iktidarından sınıf iktidarına doğru yaşanan kaymayı” temsil eden bir eşik olarak belirdi.
Kadir Cangızbay’a göre, Tek-Parti/bürokrat cumhuriyetinin milliyetçiliği ve laikliği, modernist bir toplum tasavvurunun doğal sonucu değil, sınıfsal insiyaklar doğrultusunda siyasi olarak tercih edilmiş araçsal düzenlemelerdir.
Kazım Karabekir’in öncülüğünde kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yalnızca muhalif bir parti girişimi olarak değil, rejimin siyasal sınırlarını test eden ilk örgütlü meydan okuma olarak belirdi.