"Sıfır noktası", her şeyin sıfırlandığı bir an değildir. Mevcut düzenin sınırlarını aşamadığımız, bir sarmalın içinde sıkışıp kaldığımız uzun bir süreci belirtir. Zizek, 21. yüzyılın "haydut" devletlerinin yarattığı felaketler bütününde dünyayı bu sıfır noktasına sıkışık halde görmekte. Dünyanın geldiği bu noktada toplumlar felaket üreten tüm devletlere karşı, hepsinden bağımsız bir güç olarak açığa çıkıp özgün protestolarını sergileyemez halde. Düşünün, bir zamanlar hem Sovyet hem de ABD'nin işgaline karşı direnen Afganistan'daki insanlar bugün Taliban yönetimi alınca ABD'ye, memleketlerine dönen uçaklara tutunarak kaçma peşinde. Yani, politik söylem "Yankee evine dön!"den, "Yankee evine dönerken beni de götür!"e dönmüş durumda. Bu basitçe bir cesaret kırılması, kaypaklık mı? Hayır! Bu işte tam da sarmalın içinde hepimizin olduğu sıfır noktası. Ne Taliban ne ABD diyerek devrimci bir politik güç çıkaramama noktası. Üstelik Zizek'in bu örneği verdiği dönemden bu yana geldiğimiz noktada İsrail ve ABD, İran'a saldırdı, Taliban Mollalar Rejimi'nin karşısında İslami bir güç olduğu halde durarak İsrail-ABD saldırılarını destekledi, insanlar da ya binlerce insanı katleden Mollalar Rejimi'nin attığı füzeleri gördükçe coşa geldi ("yaşasın emperyalizm yok oluyor!") ya da Pers monarşisinin son temsilcisi Pehlevi ailesi başa geçeceğiz dedikçe, ABD ve İsrail İran'a füze atarak binlerce insanı katlettikçe özgürlüklerini elde edecekleri düşüncesiyle sokaklarda dans etti. Bu insanların hiçbiri aptal değil ya da öngörüsüz bir politik tahayyülle hareket etmiyorlar. Hepsi aynı yerde, sıfır noktasında.
İşte içinde bulunduğumuz bu sıfır noktasında Zizek, ABD'de yaşayan bir entelektüel için cesaretli bir hamlede bulunarak bu felaketi yaratan bütün güçlere protesto çekiyor. Sıfır noktasında