Kötülük Kavrayışı Üzerine Bir Deneme

Etik

Alain Badiou
Çevirmen:
Tuncay Birkan
Tasarımcı:
Emine Bora
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 6 dk.
Sayfa Sayısı:
180
Basım Tarihi:
Ocak 2019
İlk Yayın Tarihi:
2004
Yayınevi:
Metis Yayınları
Orijinal Adı:
Ethics: An Essay on the Understanding of Evil
ISBN:
9789753424448
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2019 34. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2019 21:46
Utanmasam kitabın tamamını alıntılamış olacağım bir noktada olduğumu fark edince, bu kitaba bir inceleme yazmak zorunluluğuyla da karşı karşıya kaldım. Belki de son zamanlarda okuduğum en zihin açıcı, bu ölçüde de oldukça farklı, postmodernizmin bu denli baskın olduğu günümüz dünyasında/akademisinde "böyle düşünmek zorunda mıyız ya hu?" sorgusuna çılgınca "hayır!" cevabı verebilen bir kitap bu. Peter Hallward, sonsözde şöyle diyor: "Badiou, bir yanda yeni Kantçı evrenselciliğin yıpranmış ahlaki kalıplarına, öbür yanda da şu ya da bu ölçüde hoşgörülü liberal-toplulukçuluğa, ilham verici, muhakemesi sağlam bir alternatif sunar". Evet, bir alternatif; belki de zihnin ihtiyaç duyduğu en gerekli şey. Zira insanlar olarak alternatifleri düşünmekte epey zorlandığımıza, zorlanmasak dahi, alternatifsiz baskıcı yaşamın, bir noktada bizi alternatifin olmadığı inancına ittiğine inanıyorum. Oldukça eleştirel bir çerçeveden bakıyor, gözlemlerimizi bu doğrultuda gerçekleştirip fikirlerimizi bir temele oturtma çabasını bu bağlamda kurmaya çalışıyor olsak dahi, baskın paradigmaların, düşünüşlerin, yaşam biçimlerinin dışına çıkmakta güçlük çekiyoruz ve bunu fark etmek bile vakit alabiliyor. Tam da böyle zamanlarda, en iyi ilaç, alternatifi insanın gözüne gözüne sokan bir çalışmayla karşılaşmak. Bu bir kitap da olabilir, bir film de, bir sohbet de. Burada, elimdeki kitap aynı zamanda ikisi de: hem bir kitap hem bir sohbet. Üstelik İngilizceye çevirenin sonsözü de yeterince aydınlatıcı; Badiou'nün metnindeki soru işaretlerini açığa kavuşturmaya yönelik doyurucu bir çalışma. Burada kitabın içeriğine dair detaylı bir şeyler karalamak istemiyorum; o tarzda bir inceleme yazmaya girişemem; bunu gerekli görmüyorum zira öyle çok alıntı yaptım ki burada yazacağım herhangi bir şey onları
EtikAlain Badiou · Metis Yayınları · 2019143 okunma
8/10
·180 syf.··
2021 50. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2021 19:15
Badiou etiğe döneminin postmodernist düşünürlerinden farklı yaklaştığı için oldukça önemli bir yere sahiptir. Etikten önce yolu bu soruna çıkan ilk sorgulamalara kadar döner. Bugünkü etik her şeyden önce insan hakları ile ilgilidir. Günümüzde etik insanı doğumundan ölümüne dek meşgul edecek, iyiyi merkez alıp kötüyü sınır dışı bırakacak evrensel yasalar dizinidir. Badiou adeta bu tanımdaki her kelimeyi yeniden tasarlayacak ve etiğe dair özgün bir anlayış oluşturacaktır. Buradan yola çıkarak ''İnsan var mıdır?'' sorusuyla başlar. İnsan hakları etiğinin temellerini irdelerken öncelikle Kant’ın doğal hukuk teorisine karşı çıkar. Onun için hukuk yasaları her şeyden önce kötüyü karşısına alır. Fakat esas olan iyiyi önüne almaktır ki iyi, kötüyü yaratır. İnsan hakları kötülük görmeme üzerine yapılanır. Burada Badiou'nün değinmediği fakat çok önemli gördüğüm nokta hukuk devletinde meşruluğun tanımıdır. Ahlaka uygunluğun ne ölçüde meşruluk olarak görülebileceği bizi Sokrates'in meşruluğu konuşturan Diamon'una kadar götürebilecek, düşünülmesi gereken bir sorundur. Bunun gibi bizim kişisel irdelemelerimizle, Badiou'nün söylemek istediklerine daha net bir yol çizebiliriz belki de. O, insanı bulacağımız yerin insanı hayvaniliğe götüren o çizgi olduğunu söylerken biz de ölümü ve ölümsüzlüğü düşünmeliyiz. İnsan hakları Badiou'nün gözünden bir hayatta kalma hakları olmaktan ziyade, insanın tam da hayvanilik çizgisinde duruşunun götürdüğü ölümsüzlüğünü koruma hakları olarak anlaşılmalıdır. Öteki'nin veya bir Başka'nın ontolojik mevcudiyeti konusu da Sartre'dan bu yana devamlı gündeme gelmiştir. 20. yüzyıl sonlarında Levinas bu sorunu daha farklı ele alarak etikle birleştirmiş ve bir öteki etiği yaratmayı amaçlamıştır. Levinas, aynılık ile ötekiliği bir diyalektik tutumla karşılamış
EtikAlain Badiou · Metis Yayınları · 2019143 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2022 5. kitabı
Teorisyen Badiou değil de polemikçi Badiou var. Akademik yazım biçimine alışmış bir okurdan çok popüler yazına kayan bir üslup var. Gelgelelim, bu metnin "kolay" bir metin olduğu anlamına gelmez. Badiou, insan hakları kavramlarına dayanan modern etiği paramparça ediyor, Levinas'ta bulunan başkalık etiğine karşı çıkıyor ve ardından özne, olay ve sadakate dayanan bir etik için tartışmayı sürdürüyor.
EtikAlain Badiou · Metis Yayınları · 2019143 okunma

Yazar Hakkında

Alain BadiouYazar · 36 kitap
Alain Badiou, (doğ. 17 Ocak 1937, Rabat, Fas) önde gelen Fransız sol kanat düşünür, Êcole Normale Supérieure ENS'nin eski Felsefe bölüm başkanı. Badiou aynı zamanda Sorbonne 'da kurs aldığı bir süre olan 1956 ile 1961 arasında öğrencisi olduğu ENS'de bir felsefeci olmak üzere resmi eğitim aldı. Matematiğe yönelik her zaman canlı ve sürekli bir ilgisi vardı. Çok genç yaşlarda siyasal alanda etkin oldu, SFIO Sosyalist Partinin bir uzantısı olan Birleşik Sosyalist Partinin(PSU) kurucularındandı. PSU özellikle Cezayir'in sömürge olmaktan kurtulması için etkin bir mücadele içindeydi. İlk romanı Almagestes'i 1964'te yazdı. 1967'de Louis Althusser tarafından oluşturulan ve Jacques Lacan 'ın etkisinde hızla büyüyen bir çalışma grubuna katıldı. Mayıs 1968'de öğrenci ayaklanmaları Badiou'nun aşırı sola geçmesine neden oldu ve UCFML gibi aşırı radikal komünist ve Maoist gruplara katıldı. 1969'da karşı-kültür düşüncesinin kalesi olan 8. Paris Üniversitesi fakültesine (Vincennes-Saint Denis), girdi. Burada, felsefe çalışmalarını Althusserci 'bilimsel' Marksizm programından sağlıksız sapmalar olarak gördüğü profesör Gilles Deleuze ve Jean-François Lyotard ile ateşli entelektüel tartışmalar yaptı. 1980'lerde hem Althusserci Marksizm hem de Lacan'cı psikanaliz bir düşüşe geçince (Lacan'ın ölümü ve Althusser'in akıl hastanesine yatırlması ile), Badiou, Théorie du sujet (1982) ve en büyük eseri, Being and Event (1988) gibi daha teknik ve soyut felsefe çalışmalarını yayınladı. Bununla birlikte, Badiou, son çalışmalarında da kullandığı, Althusser veya Lacan'ı ve Marksizm'e ve psikanalize dönük sempatik başvurularını, hiç bir zaman elden bırakmadı. ENS'deki şimdiki pozisyonunu 1999'da aldı. Aynı zamanda başka birçok kurumda da çalışmaktadır; College International de Philosophie (Uluslararası Felsefe Okulu) gibi. Kendisi şimdi, 1985'te Maoist UCFML'den bazı yoldaşlarıyla kurduğu "L'Organisation Politique"'in bir üyesidir. Badiou aynı zamanda bir tiyatro yazarı olarak Ahmed le Subtil gibi yazdığı oyunlarla büyük başarılar kazanmıştır. Son on yılda , artan sayıda eseri Deleuze, Manifesto for Philosophy (Felsefe için Manifesto), Metapolitics (Meta Politikalar), ve Being and Event gibi İngilizce'ye çevrilmiştir. İngilizce yayınlanan New Left Review ve Cabinet Magazine gibi dergilerde Badiou'dan kısa metinler yayınlanmaktadır. Badiou felsefesinde birçok düşüncenin tekrar kullanımını gerçekleştirir. Onun amaçlarından biri gerçeğin bu kategorilerinin her türlü felsefe eleştirisi için kullanışlı olduğunu göstermektir. Bu nedenle, bunları sanat ve tarih kadar ontoloji ve bilimsel keşifler için de kullanır. Badiou'ya göre, felsefe, felsefi gerçekleri üretmesi açısından kendisinin gerçek prosedürler olarak kabul ettiği dört durum (Sanat, Aşk, Politika ve Bilim) içinde yapılabilir. Badiou çalışmalarında sürekli olarak, kendisinin felsefik bir 'hastalık' olarak nitelendirdiği, bu diskurlardan her hangi birine kendi gerçeğini dayatmaktan felsefenin sakınması gerektiğini dile getirir. Badiou sıklıkla 'birleşme noktalarını' veya farklı diskurlar tarafından üretilen gerçekler arasındaki istisnai bağlantı sahalarını bulmaya çalışmıştır. Badiou'nun gerçeklik prosedür içeriğinin dış gerçekliğin inkarı imasını içermediği akılda tutulmalıdır. Badiou, Lacan'ı takip ederek, 'gerçeği', gerçeklik prosedürleri çerçevesinde etkide bulunacaklar üzerinde tekrar etkide bulunacak şekilde öğretilebilecek varolanın hacmini ancak sembolize edilemeyecek gerçekliği tasarlamak için kullanmaktadır. Böylece, bir gerçeklik prosedürüne gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulduğunda , 'gerçek' aynı zamanda onların gerçeği üretimi olasılığında bir dış sınır olarak iş görür. "the Handbook of Inaesthetics"(Estetik Dışının El Kitabı) kitabında Badiou, 'inestetik' ifadesini 'yansıma/nesne ilişkisi'ni inkar eden artistik yaratıcılık içeriğine gönderme yapmak için uydurmuştur. Mimesis düşüncesine veya 'tabiatın' şiirsel yansımasına karşı bir tepki göstermek adına, Badiou sanatın 'içkin' ve 'biricik' olduğunu iddia eder. Bir sanat eserindeki aracısızlıkta sunulan gerçeklik duygusuyla, içkin ve sanat ve sadece sanatta bulunan gerçeklik duygusuyla, biricik. Felsefe ve sanat arasındaki bağ hakkındaki görüşü, kendisinin işlevlerini 'bilginin biçimlerini onların içinde bazı gerçeğin bir delik açabilecek şekilde düzenlendiği' biçiminde iddia ettiği pedogoji motifine bağlıdır. Bu fikirlerini Samuel Beckett'in düz yazıları, Stephane Mallarme'in ve Fernando Pessoa'nun (bunlar O'na göre felsefenin şimdilik nüfuz edemediği eserler meydana getirdiklerini iddia ettiği sanatçılardır) şiirleri ve diğerlerinin eserlerinden oluşan örneklerle geliştirmektedir.