Aşka Övgü

Alain Badiou
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
72
Basım Tarihi:
2021
İlk Yayın Tarihi:
2011
Yayınevi:
Tellekt
Orijinal Adı:
Éloge de l`amour
ISBN:
9786257118125
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Aşk anarşisttir.
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 21:58
Aşk bir duygu değil. Aşk bir düşüncedir. Bunu büyük Portekizli ozan Fernando Pessoa çoktan söylemişti. Ama biz hâlâ aşkı sadece kalp çarpıntısına, terleyen ellere, gece mesajlarına indirgemeye devam ediyoruz. Oysa aşk, insanın kendine sorduğu en tehlikeli sorudur: Ben, ötekiyle birlikte kim olabilirim? Bu yüzden düşkünüz aşka. Bu yüzden sayısız şiir, roman, film, oyun dönüp dolaşıp ona çıkar. Çünkü aşk, insanın kendini inkâr edemediği tek alandır. Aşk, cinsel arzudan ibaret değildir. Arzu parçaya gider. Göğse, kalçaya, tene, organa. Aşk ise doğrudan ötekinin varlığına gider. Onun dünyadaki yerini, benim hayatımdaki yankısını arar. Belki de bu yüzden aşk her zaman biraz yanılsamadır. Ama bütün büyük hakikatler biraz yanılsama değil midir zaten? Aşk güvenli bir alan değildir. Aşk sigorta poliçesi hiç değildir. Aşk risksiz olursa, yaşamın zenginliği olmaktan çıkar. Bugünün dünyası “sıfır riskli aşk” satıyor. Fotoğraflarla seçilen, özelliklerle filtrelenen, kusur ihtimali en aza indirilen ilişkiler… Ama aşk tam da kusurun başladığı yerde doğar. Aşk düzen bozucudur. Aşk, hesap sevmez. Aşk, garanti istemez. Bu yüzden filozoflar ondan korkmuştur. Bu yüzden dinler onu terbiye etmeye çalışmıştır.Bu yüzden devletler onu aileye kapatmıştır. Bu yüzden toplum, aşkı evlilikle mühürleyip “tamamlandı” saymıştır. Masalların bile sonu bellidir: “Evlendiler ve bir sürü çocukları oldu.”
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli..
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2023 277. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2023 11:27
Aaa, çok nefis kitapmış ama bu, başucuna koymalık. Çok fazla beklentim olmadan almıştım elime, ama şahaneymiş. Bir defa ezber bozucu bir yanı var. Bakış açımın kalıplaştığını asla fark etmediğim kimi noktalarını parmağının ucuyla gösterdi bana. Bazı satırların altını çizdikten sonra kendimle sohbet etmek için de müsaade istedim kendisinden. Bu kitap Alain Badiou ve Nicolas Truong arasında geçen, soru cevap şeklinde ilerleyen bir söyleşiden derlenmiş. Her ne kadar sonradan kitap haline getirilmek için elden geçirilse de, sohbet havasının dağılmaması çok isabetli olmuş. Zihni karmaşık kavramlarla yormadan derdini anlatabilen bir kitap çıkmış ortaya. “Neden aşk öykülerine adanmış onca film, onca roman, onca şarkı var? O öyküler toplumun büyük bölümünü ilgilendirdiğine göre, aşkta evrensel bir şeyler olmalı.” İşte, o evrensel şeyleri bulup çıkarma derdinde bu kitap. Aşk ve kapitalizm, aşk ve sanat, siyaset, felsefe arasındaki ilişkiye odaklanıyor bölümler. Bir felsefe kitabı okuyormuş gibi hissediyorsunuz, derine dalıyor, ama oldukça da anlaşılır bir dille kuruyor çatıyı. Hemen hepsinde öyle yerlerden pencereler açılıyor ki, insan, zihninin kuytu yerleri havalanmış gibi hissediyor. Bakış açısı genişleyip ferahlıyor. Bu kitabı okurken Barnes’in şu cümlesi sık sık aklıma geldi: “Aşk okulda öğretilmeli mi?“ Keşke öğretilse. Ve bizimki gibi sevenin sevdiğine köle olduğu, kurban olduğu, adandığı, kendini ötekinin yararına unuttuğu, korkutucu bir aidiyet duygusuyla köşeye sıkıştırıldığı toplumlarda bunun gibi kitaplar ders kitabı gibi okutulsa. Şu alıntıyla bitireyim: “Siyasetin özü şu sorunun altında yatar: Bireyler bir araya geldiklerinde, örgütlendiklerinde, düşünüp karar verdiklerinde neler yapabilirler? Aşkta, söz konusu olan iki kişinin farklılığı özümseyip yaratıcı
Felsefe-Edebiyat
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
Begenmedim
3/10
·72 syf.··
2023 103. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2023 15:39
Hiçbi şey anlamadım. bana bir şey de katmadı. kişinin bahsettiği eserleri de bilmiyorum. yani felsefeyle çok iç içe değilseniz önermem. Sıkıldım sonlara doğru baya zaten. İyi ki daha uzun değillmiş.
Felsefe-Düşünce
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2022 124. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2022 15:49
Aşka Övgü, Nicolas Truong’un düzenlediği Avignon Festivali kapsamında Alain Badiou ile olan söyleşisinin, düzenlenerek yazıya aktarılmış hali. Kitap günümüzde insanların online flört etmesinin sonucu olarak, aşkın risksiz ve güvenli hale gelmesi hakkında eleştiri ile başlıyor. Aşkın temelinde var olan karşılaşma mucizesi kitapta sıkça bahsedilen ana konulardan. İnsanların acılardan kaçınmak adına, bu mucizeyi yaşamadan, garantili ilişkiler seçmesini felsefi bir bakış açısıyla eleştiriyor. Kitaba dair en sevdiğim şey, romantik veya dramatik bakış açısıyla yaklaşılmadan, aşkın felsefesini okumak oldu. Akıl yürütme ve mantık kullanılarak, aşkın temelini ve doğasını okumak benim için keyifli bir deneyimdi. Ayrıca kitapta Platon, Proust, de Beauvoir ve Andre Gorz gibi isimlerin aşka dair fikirlerine yer verilmesi de okuma açısından zenginlik sunuyor. Rimbaud’un ünlü sözü kitabın hem önsözünde hem de ilerleyen kısımlarında oldukça sık geçmekte, kitabın özeti niteliğinde: “Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli.” Kısa ama oldukça etkili, zihin açıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
8/10
·72 syf.··
2023 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2023 13:50
Sanal aşkların, bilgisayar romantizminin, hedonist ilişkilerin dünyasında Alain Badıou aşkın tahdit altında olduğuna inanıyor ve onu yeniden icat etmeye çalışıyor. İcat edebildi mi bilemiyorum ama tehdit altındaki gerçek aşkı sanat ve siyasetle bagdaştirmasi oldukça ilginç ve bana cok farklı pencereler açmış oldu. Aileyi aşkın devleti derken, aslinda kominist bir devletten bahsediyor, kendi siyasi düşünce penceresinden ve oryantal kültürden ayrı bir batı anlayışının penceresinden baktırıyor aşka. Ondaki aşk bir olmak değildi iki olmaktı yani çoğulcu bir birlikteliğin yansımasıydı, hristiyanlığın özündeki teslisdi belki de bu bakış. Oysa ben aşkı bir olmak olarak gördüm, boyle bildim ve boyle öğrendim. Yeni düşünceler, yeni perspektifler ve farklı pencerelerden aşkın felsefesine bir bakış. Keyifle okudum.
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2022 113. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2022 00:00
Nicolas Truong soruyor, Alain Badiou yanıtlıyor. Aşk’ı konuşuyorlar, onun pek çok yüzünü. Rimbaud’un şu sözünü temel alıyorlar : “Aşkı yeniden icat etmeli” . İcat etmeli ama kim? Neden ve daha önemlisi nasıl? Klavyelerimizden dökülen kelimelerle mi? Meydanlara çıkıp ‘aşk hala vardır’ diye bağırarak mı? Tuvallere yansıyan renklerle mi? Hepsi olabilir mi? Badiou şöyle diyor: ‘aşk her zaman her yerdedir’ . Tehdit Altındaki Aşk, Felsefecilerle Aşk, Sevgililerin Kurduğu, Aşkın Gerçekliği, Aşkla Siyaset, Aşkla Sanat başlıklarından oluşan görece kısa bir kitap Aşka Övgü. Ancak üzerinde uzun uzun düşündürdü beni (özellikle aşkın dile gelmesi konusu, ‘kalp ile tasdik dil ile ikrar’ı yeniden anlamlandırmamı sağladı). Ve okudukça şunu bir kez daha gördüm: aşkın değmediği-değinmediği hiçbir nokta yok yeryüzünde. . Badiou ve Truong doyurucu sohbetinden altını çizdiğim öyle çok cümle oldu ki. Birini yazsam diğeri alınır gibi hissediyorum. . Orçun Türkay çevirisi, Bora Başkan kapak tasarımıyla ~
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
Aşka Övgü
Puan vermedi·72 syf.··
2024 13. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2024 00:18
“Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli.” Rimbaud Nefis bir kitap! Röportaj tarzında ilerleyen eserde Alan Badiou öyle yerlerde, öyle gerçek bir bakış açısıyla dolanıyor ki hayran kalmamak mümkün değil. Tam bir başucu kitabı, açıp açıp okumalı ve üstüne bol bol konuşmalı. Günümüzün dejenere dünyasında aşk belki de en olumsuz şekilde etkilenen kavramlardan biri. Bağımlılık geliştirme, hükmetme, aldatma, ötekileştirme gibi en yıkıcı eylemlerle çevrilmiş bir evren. Kirletilmiş. Aşkı varoluşsal bir öneri olarak gören Badiou, onun bizi ne göklere çıkarabilmesini ne de aşağı çekip yerle bir edebilmesini savunur. O, sadece vardır ve her şeyiyle en baştan kurulabilen, eğitilebilen yeni bir dünyadır. İkinin sahnesidir. İnşa edilen bir oluştur, bir kurma işlemidir. Başkasının aracılığıyla bilinçli ya da rastlantısal olarak kendini keşfetmektir. Birey olmayı yitirmeden ‘bir' olmaktır. Tek vücut, tek beyin olunan aşk anlayışı; romantize edilmiş, yıkıcı ve yok edici bir şeyden farksızdır. Aşkta inat etmek gerektiğini belirtip söyler: “Aşk inatçı bir serüvendir. Serüven dolu tarafı gereklidir gerekli olmasına ama inat da gerekir. Karşımıza çıkan ilk engelde, ilk ciddi görüş ayrılığında, ilk sıkıntılarda vazgeçmek aşkın bozulmuş bir halini yansıtır. Gerçek aşk uzamın, dünyanın ve zamanın yarattığı engelleri kalıcı biçimde, kimi zaman acı çekerek alt eden aşktır.” Uğruna çaba sarf edilmeyen hiçbir ilişki süreklilik göstermiyor, tıkanıyor ve sonunda acıtsa da bitiyor. Unutmamalı: “Bir aşk çalışması vardır, yalnızca mucize değil. Habire uğraşmak, uyanık olmak, hem kendi ile hem de öteki ile birleşmek gerekir. Düşünmek, hareket etmek, değiştirmek gerekir.” Aşkın her şeye rağmen ve her şeyle beraber bir ‘sevince dönme’ hâli olduğunu en güzel anlatan kitaplardan biri oldu benim
Edebiyat
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 14. kitabı
aşk cinayetleri ifadesini kullanıyor ve bunu yaparken neredeyse sahici bir aşkın bunu şart kıldığını, sahici aşklara yeniden kavuşmak isteğindeysek aşk cinayetlerini göze almamız gerektiğini söylüyor. yani kadın cinayetlerini? badiou'yu bu söyleşi ile ilk defa okumuş oldum. aşkın ikinin yaratım sahnesi olduğu, aşkın sürede gerçekleştiği fikirleri aşka dair değerli bir bakış sağlasa da bu aşk anlayışının aşkın cinsiyetli bir odak noktasından tezahürünü fazlasıyla ıskalaması sebebiyle çok sorunlu olduğunu düşünüyorum. çok iç açıcı bir karşılaşma olmadı yani seninle bu, alan badiou.
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
7/10
·72 syf.··
2023 29. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2023 23:25
Kitap, aşkın farklı alanlardaki tesiri üzerine deneme, felsefe düşünce türünde yazılmış bir eser. Aşkın ne olduğunu ya da ne olmadığını tam anlamıyla bu kitaptan öğrenemeyecek olsanız da aşka karşı bakış açınızı etkileyebilecek bir eser diyebilirim.
Felsefe-Düşünce
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
3/10
·72 syf.··
2023 45. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2023 21:22
Aska dair bir konferansta konusulanlarin derlemesi. Çok daha iyi ele alan kitaplar okudum o yüzden pek keyif almadım. Çoğu zaman beni kaybetti anlatımda..
Aşk
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Tellekt · 2021954 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Alain BadiouYazar · 36 kitap
Alain Badiou, (doğ. 17 Ocak 1937, Rabat, Fas) önde gelen Fransız sol kanat düşünür, Êcole Normale Supérieure ENS'nin eski Felsefe bölüm başkanı. Badiou aynı zamanda Sorbonne 'da kurs aldığı bir süre olan 1956 ile 1961 arasında öğrencisi olduğu ENS'de bir felsefeci olmak üzere resmi eğitim aldı. Matematiğe yönelik her zaman canlı ve sürekli bir ilgisi vardı. Çok genç yaşlarda siyasal alanda etkin oldu, SFIO Sosyalist Partinin bir uzantısı olan Birleşik Sosyalist Partinin(PSU) kurucularındandı. PSU özellikle Cezayir'in sömürge olmaktan kurtulması için etkin bir mücadele içindeydi. İlk romanı Almagestes'i 1964'te yazdı. 1967'de Louis Althusser tarafından oluşturulan ve Jacques Lacan 'ın etkisinde hızla büyüyen bir çalışma grubuna katıldı. Mayıs 1968'de öğrenci ayaklanmaları Badiou'nun aşırı sola geçmesine neden oldu ve UCFML gibi aşırı radikal komünist ve Maoist gruplara katıldı. 1969'da karşı-kültür düşüncesinin kalesi olan 8. Paris Üniversitesi fakültesine (Vincennes-Saint Denis), girdi. Burada, felsefe çalışmalarını Althusserci 'bilimsel' Marksizm programından sağlıksız sapmalar olarak gördüğü profesör Gilles Deleuze ve Jean-François Lyotard ile ateşli entelektüel tartışmalar yaptı. 1980'lerde hem Althusserci Marksizm hem de Lacan'cı psikanaliz bir düşüşe geçince (Lacan'ın ölümü ve Althusser'in akıl hastanesine yatırlması ile), Badiou, Théorie du sujet (1982) ve en büyük eseri, Being and Event (1988) gibi daha teknik ve soyut felsefe çalışmalarını yayınladı. Bununla birlikte, Badiou, son çalışmalarında da kullandığı, Althusser veya Lacan'ı ve Marksizm'e ve psikanalize dönük sempatik başvurularını, hiç bir zaman elden bırakmadı. ENS'deki şimdiki pozisyonunu 1999'da aldı. Aynı zamanda başka birçok kurumda da çalışmaktadır; College International de Philosophie (Uluslararası Felsefe Okulu) gibi. Kendisi şimdi, 1985'te Maoist UCFML'den bazı yoldaşlarıyla kurduğu "L'Organisation Politique"'in bir üyesidir. Badiou aynı zamanda bir tiyatro yazarı olarak Ahmed le Subtil gibi yazdığı oyunlarla büyük başarılar kazanmıştır. Son on yılda , artan sayıda eseri Deleuze, Manifesto for Philosophy (Felsefe için Manifesto), Metapolitics (Meta Politikalar), ve Being and Event gibi İngilizce'ye çevrilmiştir. İngilizce yayınlanan New Left Review ve Cabinet Magazine gibi dergilerde Badiou'dan kısa metinler yayınlanmaktadır. Badiou felsefesinde birçok düşüncenin tekrar kullanımını gerçekleştirir. Onun amaçlarından biri gerçeğin bu kategorilerinin her türlü felsefe eleştirisi için kullanışlı olduğunu göstermektir. Bu nedenle, bunları sanat ve tarih kadar ontoloji ve bilimsel keşifler için de kullanır. Badiou'ya göre, felsefe, felsefi gerçekleri üretmesi açısından kendisinin gerçek prosedürler olarak kabul ettiği dört durum (Sanat, Aşk, Politika ve Bilim) içinde yapılabilir. Badiou çalışmalarında sürekli olarak, kendisinin felsefik bir 'hastalık' olarak nitelendirdiği, bu diskurlardan her hangi birine kendi gerçeğini dayatmaktan felsefenin sakınması gerektiğini dile getirir. Badiou sıklıkla 'birleşme noktalarını' veya farklı diskurlar tarafından üretilen gerçekler arasındaki istisnai bağlantı sahalarını bulmaya çalışmıştır. Badiou'nun gerçeklik prosedür içeriğinin dış gerçekliğin inkarı imasını içermediği akılda tutulmalıdır. Badiou, Lacan'ı takip ederek, 'gerçeği', gerçeklik prosedürleri çerçevesinde etkide bulunacaklar üzerinde tekrar etkide bulunacak şekilde öğretilebilecek varolanın hacmini ancak sembolize edilemeyecek gerçekliği tasarlamak için kullanmaktadır. Böylece, bir gerçeklik prosedürüne gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulduğunda , 'gerçek' aynı zamanda onların gerçeği üretimi olasılığında bir dış sınır olarak iş görür. "the Handbook of Inaesthetics"(Estetik Dışının El Kitabı) kitabında Badiou, 'inestetik' ifadesini 'yansıma/nesne ilişkisi'ni inkar eden artistik yaratıcılık içeriğine gönderme yapmak için uydurmuştur. Mimesis düşüncesine veya 'tabiatın' şiirsel yansımasına karşı bir tepki göstermek adına, Badiou sanatın 'içkin' ve 'biricik' olduğunu iddia eder. Bir sanat eserindeki aracısızlıkta sunulan gerçeklik duygusuyla, içkin ve sanat ve sadece sanatta bulunan gerçeklik duygusuyla, biricik. Felsefe ve sanat arasındaki bağ hakkındaki görüşü, kendisinin işlevlerini 'bilginin biçimlerini onların içinde bazı gerçeğin bir delik açabilecek şekilde düzenlendiği' biçiminde iddia ettiği pedogoji motifine bağlıdır. Bu fikirlerini Samuel Beckett'in düz yazıları, Stephane Mallarme'in ve Fernando Pessoa'nun (bunlar O'na göre felsefenin şimdilik nüfuz edemediği eserler meydana getirdiklerini iddia ettiği sanatçılardır) şiirleri ve diğerlerinin eserlerinden oluşan örneklerle geliştirmektedir.