Gerçek Yaşam (Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
806
Gösterim
Adı:
Gerçek Yaşam
Alt başlık:
Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708843
Orijinal adı:
La vraie vie: Appel à la corruption de la jeunesse
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Çağdaş kapitalizm gençlere, kimi zaman iç içe geçen iki seçenek sunar: Gününü gün et ve/veya düzenin basamaklarında hızla yükselmeye çalış!
Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam - Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.
Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, “ebedi ergen” kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.
Her yaştan “gençler” için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı...
90 syf.
Zahmet etmeye değecek ne yaptınız hayatınızda?

Zahmet ettiğiniz, uğruna zamanınızı harcadığınız, emek verdiğiniz, uğruna derdini tasasını çektiğiniz ve buna gerçekten değer dediğiniz ne var?

Gelin bu soruyu Nietzsche'nin bakış açısıyla soralım, Kendinizi aşmanızı sağlayacak olan şey zahmete değer midir? para, haz, iktidar size kendinizi aşma noktasında yardım edebilir mi? ve bunlara zahmet etmeye değer mi?

Badiou bu eserinde gençliği yoldan çıkarmaya yönelik ciddi atılımlarda bulunuyor. Bu yoldan çıkarma eylemi tabii ki para, haz ve iktidarın çok ötesinde bir şeyde, Gerçek Yaşamda...

Gerçek Yaşam denilen şey, sistemin toplumlara ezbere öğrettiği tamamen refleksif nitelikleri olan yaşam şekilleri ve sınırlarının dışında kontrol edilemez ve bilinemez bir formdadır.

Bilinmez olanı araştırmak, bilinmez olanın üzerine düşünmek insanoğlunun genel refleksidir. Çünkü insan, bilinmeyenden/bilinemeyenden korkar. Öngörülemez olanı Badiou, insan yaşamı içerisinde gençlik dönemi olarak yorumlar. ve para, haz ve iktidarı elinde bulunduranların bunu devamını sağlamak adına toplumu kontrol edilebilir ve öngörülebilir pozisyonda tutmalarının nedeni de bilinmezliğin korkusudur aslında der. Bu noktada Badiou, gençleri gerçek yaşamın peşine düşürmek adına felsefe gibi bilinmezlik noktasına çekmek istemektedir.

Az bilinen mükemmel kitaplar diye tabir edilebilecek nadir eserlerden.
90 syf.
·2 günde·8/10
Kitap fazlasıyla spesifik konulardan bahsediyor bu yüzden felsefe, psikanaliz, sosyoloji, din, iktidar, kapitalizm, feminizm gibi konulara ilginiz yoksa sizi biraz sıkacaktır. Ama eğer ilgiliyseniz sizin için akıp giden ve kafanızda dağınık kalan düşünceleri toplamanıza yardımcı bir kitap olabilir.

Öncelikle ele aldığı konuları her yönüyle inceleyip bütünlüklü ele almış olması çok güzel. Eleştirilen durumu hem geleneksel yönden hem günümüz kapitalist sistemi üzerinden hem de gelişen bilimsel teknolojiler ışığında yeniden yorumluyor.

Kitabı 3 bölüm üzerinden ele almak mümkün. Özellikle böyle yapıldığını düşünüyorum çünkü kitabı okurken çok fazla üçlemelerden bahsedildiğini göreceksiniz. İlk bölümde çağrıda bulunulan gençlik kimdir, yetiskinlikle farkı nedir, toplum ve erk gençligi nasil yönlendiriyor bunların üzerinde duruyor. İkinci bölümde erkek cinsiyetinin oğul-baba kavramları üzerinden toplumsal biçimlendirilmelerini okuyoruz. Bu bölümde çok fazla din ve iktidar eleştirisi mevcut. Dinsel ögelerdeki baba-oğul figürleri ve toplumsal hayatta erkekten beklenen rol sorgulanıyor. Son bölüm ise kızlara ayrılmış. Kadını; kadın-kız, anne-kız, geleneksel toplumlarda kadın, dinsel açıdan kadın gibi bir çok konuda ele alıyor. Yapılan okumaya göre feminizm yüklü bir metin olarak da görülebilir.

Değişik güzel bir deneyimdi. Bu tarz kurgu dışı ağır kitaplar genelde yavaş okunur ama bu kitap benim için hızlı akan bir kitap oldu. Yazarın kalemi ve çeviri kalitesi de bunda etkili tabiki. Dediğim gibi ilginiz varsa önerebilirim. Keyifli okumalar.

Alain Badiou
Işık Ergüden
Gerçek Yaşam
90 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Alain Badiou, oldukça çekici şeyler yazan bir adam, evet, çekici şeyler. Bundan kastım, onu okumaya başladığınızda, yazdıklarını soluksuzca okumaya devam edebiliyor oluşunuz. Belki ağır, anlaşılması güç şeylerden bahsediyor gibi görünebilir, ancak aslında, birkaç temel fikre sahip olduğunuzda bahsettiklerini algılayıp bunlardan çıkarımlar yapmak o kadar da güç değil. Üstelik bu kitap, "Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı" olduğundan, çok daha anlaşılır, çok daha akıcı -bir diğer kitabı Etik ile kıyaslarsak şayet-. Bir kez daha evet, akıcı. Yazdıklarını bir romandan söz ediyormuşçasına nitelemem tuhaf geliyor olabilir, fakat, bana kalırsa, bu türden kitapların, tıpkı romanlar gibi nitelenebiliyor oluşu önemli. Zira bu özellikler, onların anlaşılma ve sindirilme sürecini hızlandırıyor. Dolayısıyla, bahsettiklerini çekici bir kalıba büründürüp akıcı bir dille aktarması Badiou'yü akılda kalıcı ve en önemlisi "baştan çıkarıcı" yapan. :)

Ayrıca, sözünü ettiği hiçbir şey öyle gökten zembille inen şeyler değil. Zaten birçoğumuzun farkında olduğu olgular bunlar. Yalnız, özellikle ayrı ayrı kız ve oğlan çocukları üzerine bölümler oluşturup bu hayli çılgın dünyada oluş(turul)muş ve oluş(turul)makta olan farklı farklı sorunlarımız üzerine eğilmesi ve bunun üzerine çıkar yollar üretmesi onu diğerlerinden ayıran.

Amacına da ulaşmış Badiou, bundan daha baştan çıkarıcı bir metin okuduğumu sanmıyorum. Tabii ne denli etkili olduğu, bundan sonrasında da ne dereceye kadar etkili olacağı oldukça tartışmalı. Ancak halihazırda ısınmakta olanı kaynama noktasına getirdiği bir gerçek.

Hepsinin haricinde, şunu da eklemek isterim -ekleyeceğim şey, onun yapmak istediğinden epeyce uzaklaşmama neden olacaksa da-, bu kitabı sadece adamın ideolojisi üzerinden okumamak isabetli olacaktır. Sadece onun izlediği ya da önerdiği yoldan gitmek, gidiyor olmak gerekmiyor, bu doğrultuda okumaya çalışmak da yersiz olmasa bile, bir kısmımız için adım atmak adına önleyici. Bu nedenle, görüşlerinizden veya onun görüşlerinden bağımsız olarak da olsa okumalı ve içerikteki haklı eleştirileri ve mühim önerileri ciddiye almalı.

Gerçek yaşama ulaşmak dileğiyle, dikkatli okumalar.
90 syf.
·3 günde·7/10
Kitabımız benim için sosyoloji-psikoloji-kişisel gelişim-felsefe hepsinden biraz biraz karıştırılarak oluşturulmuştu.Yani içinde size yeni bilgiler katabilcek,genel olarak anlamlıydı.Yazarın dil ve üslubu akıcıydı.Felsefeyi ele aldığı kısımlar beni biraz yordu.Katılmadığım noktalar tabii ki oldu ama genellikle hayatın gerçekleri ve günümüzün gençliğini geçmişle karşılaştırarak anlatım sağlanmıştı.Evet okunması gereken kitaplar arasına girecek,okuduğunuzda size yeni bilgiler öğretecek,keyifli bir kitap oldu.
90 syf.
Beklentimin çok çok altında bir kitaptı:( Zaten yoldan çıkmış biri olarak daha fazla yoldan çıkacağımı sanmıştım ama hiç te öyle olmadı. 10 üzerinden en fazla 5 puan verebilirim
Kitap hakkında olumsuz yazıları hepiniz görmüşsünüzdür diye düşünüyorum. Kendi kendime ‘Neden Böyle?’ sorusunu sordum bende. Hadi buna cevap bakalım.
Yazarın daha ilk cümlesinden kafalar karışık. Kendisinin konuşmalarından derlenen bu kitapta gençlerle yaptığı söyleşilerin biri ilk sayfada kendine yer ediniyor ve yazarımız bunu yaparken 79 yaşında olması ve gençlere gençlikten söz etmesinin yanlış olduğunu vurguluyor. Bunun seyirci dikkati çekmek mi, alçak gönüllü olmak mı yoksa farklı bir durum mu olduğunu sizlerin yorumuna bırakarak sözlerime başlıyorum.
Yazarın Sokrates üzerinde durması ve Platon değerlendirmeleri oldukça karmaşık bir yapıya sahip, aynı zamanda da akılcı. Bakıldığı zaman öyle cümleler var ki daha ilk birkaç sayfayı geri dönerek okumak bile ne kadar zorlandığımın göstergesi. Oradaki dinleyici çocuklar ne yapsın?
Bir Felsefecinin/Filozofun tam olarak ne manaya geldiği ve sanılanın aksine yoldan çıkarıcı olmadığını kanıtlama çabaları o kadar karmaşık ki, okurken hak verip aynı zamanda bu adam ne dedi şimdi dercesine ikilemde de kalmak mümkün. Tabi ki bunu beğenmedim demiyorum. Öyle bir şey de demem. Felsefecilere hakaret etmek olur ki bu da oldukça ayıp olsa gerek!
Kitabın içinde bir başka kitap örneği de bize sunuluyor. Platon’un Devlet kitabından bir bölüm. Yazarın da benzer şekilde yayınladığı bir kitaptan alıntı şeklinde. Bunun akabinde bir takım kavramlar üzerinde duruluyor. Mahvetmek ve İnşa Etmek veya İnşa Etmek ve İmha Etmek kavramları.
Bunun yanında çevirmene de buradan birkaç laf söylemek istiyorum. Hatta laf atacağım, hatta ve hatta yerin dibine sokacağım. Kardeşim ‘Temerküz Etmek’ nedir ya? Sen bu kitabı çevireli 1 sene olmamış. Artık hangi devirde yaşıyorsun? Bu dile uygun kelimeler kullansana! Tamam kelime yanlış değil yahut Türkçe buna itirazımız yok ama zaten dili ağır bir kitabı neden ağırlaştırıyorsun? Bakın size açıklayayım: Kitap sonuçta İngilizce’den çevirildi değil mi? Tamam o halde bakalım. ‘To Concentration’ kelimesinin çeviri haliyle karşılaşıyoruz. Kendisi de bizim dilimizde ‘Derişim’ demek. E sen kullansana bunu. Temerküz nedir? Yani bu kitabı 20. yüzyıl adamları okumayacak bu kitabı bizim yaş grubu okuyacak. Buna göre yazmak zorundasın, senin çevirin rezil olursa hem sen hem de yazarın rezil olması var. Üstüne yediğin eleştiriler var. He belki senin umrunda değil ama yazarı neden olumsuzluk altında bırakasın? İşte böyle arkadaşlar. Kitaptan çok çeviri yapan kişiye karşı içimde bir sıkıntı vardı. Onu da az biraz atmaya çalıştım.
Ben bu yazıyı sadece 41 sayfada ve 2 saate yakın bir zamanda yazdım. Bu kitap gerçekten farklı bir çeviri altında yeniden incelenebilir. Ancak şuan bu kitabı okumak tamamen zaman kaybı olacaktır. Günlük ortalama 300 sayfa kitap okuyan biri olarak 2 saatte 40 sayfa okumak gerçekten benim için başarısızlık ve zaman kaybından öte bir durum değil. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama durum bu dostlar. Yukarıdaki fikirlerime de katılırsınız katılmazsınız tamamen sizin bileceğiniz bir durum. Hepinize mutlu akşamlar diliyorum..
90 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yaşayan en büyük filozoflardan biri olarak adlandırılan Alain Badio'yu keşfettiğim kitap oldu. Topu topu 90 sayfa bir kitap ama bence ağırlık olarak 900 sayfa.
Kapitalist toplumun bireye belli bir prototipi dayattığını, muazzam gücünün etkisiyle bireylerin gerçek yaşamdan koparıp, onları biçtiği rolü oynama eğilimine soktuğunu, ancak bu yolun mutlak olmayıp insanlığın bu "alternatifsizliği" de yenebileceğini işlemiş kitapta.
Badiou, bireyin üç tür savrulma yaşadığını, bunların
1- sapkın beden-hazza yönelme
2- cilekeşlik- dini ya da bazı tasavvurlarla bedeni ve hazzı engelleme
3- kariyer peşinde koşup kapitalizmin tüketim toplumuyla uyum ve düzene mutlak itaat
Yazar bu üç tehlikenin dışında kişinin kendini sanat, düşünce, eylem, entelektüel haz gibi karşılık beklemeden adanabilecek şeyler vasıtası ile farklı bir kulvara taşıyabilecegini ifade ediyor. Bu sahlanışta 30 yaş altı gençlikle 65 yaş üstü bilgelerin ittifak kuracağını ortaya koyuyor.
Kitapta hem oğlan çocukları hem de kız çocuklarının durumu ayrı ayrı incelenmiş ve Freud'u da temel alarak güzel bir analiz ortaya konulmuş.
90 syf.
·10 günde·7/10
Bu değerli düşünsel kitabın hakkını verebilmek için farklı demlerde birkaç kez okumalı.Öncelikle gençlerin geniş,yoğun,gerekli-gereksiz bilgilerle dolu günümüz anlam dünyasında ki samanlıkta iğne aramaya benzeyen anlam arayışları,ardından oğlan çocukların günümüz ve gelecek dünyasında ki rolleri ve yazgısına dair son olarak da kız çocuklarının günümüz ve gelecek dünyasında edindikleri ve edinebilecekleri rolleri ve yazgıları ile toplumsal tabuların nasıl yavaş yavaş ama kesin olarak yok olduğuyla ilgili ince bir kitap.Keyifli okumalar..
90 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Felsefenin yeniden demesi için, dünyanın bu hızlılığı ve iletişimsizliği karşısında, bu öznelliğin saçılması ve türlülüğün etiksizliğinden kurtulmak adına hakikat kategorisinin aktarılabilirliğinin yani evrenselliğinin kabulünü şart koşan -kanımızda bunda sonuna kadar haklıdır- düşünürdür ve daha önemlisi kendisi son dönem felsefe ilgilerinin tersine, bir isyanın anlamını derinleştirmekte; bu iletişimsizlik hızlılığına karşı olarak felsefenin türeyimsel koşullarını "yavaşlık" kategorisini onlara eklemleyerek öne çıkartmaktadır. Hakikatin kendisiyle birlikte bir nefes alıp verme, dünya karşısında anlamlı bir tavır, genel geçer saçılma karşısında bir süreksizlik ve delik yaratmak, felsefenin yazgısını sanata ve edebiyata yapışmış olmaktan kurtarmak,,,
Kapitalizmin gerektirdiği şey, çalışma, ihtiyaç ve tatminlerden oluşan bir yaşamdır. Kısacası, hayvani bir yaşam.
Kapitalist canavara teslim edilmiş çağdaş toplum ne istemektedir? İki şey ister: Eğer mümkünse pazardaki ürünleri satın almalıyız, ama bu mümkün değilse uslu durmalıyız.
Bir kural ifade edildiğinde karşılaşılan sorun, Kant’ın dediği gibi, onun genelleştirilmesinin sonuçlarını her zaman dikkate alma gereğidir.
Ergenler pazarın kalbidir. Ergenlik, ticari rekabetin hizmetindeki temel koşullanma dönemidir, pazar inisiyasyonunun zamanıdır.
“Felsefenin bize öğrettiği, en azından öğretmeye çalıştığı şey, gerçek yaşamın her zaman mevcut olmasa da, asla tamamen namevcut da olmadığıdır. Felsefenin göstermek istediği şey, gerçek yaşamın belli ölçülerde mevcut olduğudur.”
Alain Badiou
Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gerçek Yaşam
Alt başlık:
Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708843
Orijinal adı:
La vraie vie: Appel à la corruption de la jeunesse
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Çağdaş kapitalizm gençlere, kimi zaman iç içe geçen iki seçenek sunar: Gününü gün et ve/veya düzenin basamaklarında hızla yükselmeye çalış!
Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam - Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.
Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, “ebedi ergen” kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.
Her yaştan “gençler” için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı...

Kitabı okuyanlar 85 okur

  • Magoa de Nemesis
  • nevermore
  • Berkay
  • Hietzsche
  • Serhat Akarsu
  • Peter GAUTHIER
  • Ayşe Şahin
  • Yaşar Erdoğan
  • Adnan Mete Darboğaz
  • Oğuz Albayrak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.5 (3)
9
%11.5 (3)
8
%23.1 (6)
7
%23.1 (6)
6
%7.7 (2)
5
%11.5 (3)
4
%0
3
%3.8 (1)
2
%7.7 (2)
1
%0