Gerçek Yaşam (Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
337
Gösterim
Adı:
Gerçek Yaşam
Alt başlık:
Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708843
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La vraie vie: Appel à la corruption de la jeunesse
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Çağdaş kapitalizm gençlere, kimi zaman iç içe geçen iki seçenek sunar: Gününü gün et ve/veya düzenin basamaklarında hızla yükselmeye çalış!
Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam - Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.
Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, “ebedi ergen” kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.
Her yaştan “gençler” için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı...
90 syf.
Beklentimin çok çok altında bir kitaptı:( Zaten yoldan çıkmış biri olarak daha fazla yoldan çıkacağımı sanmıştım ama hiç te öyle olmadı. 10 üzerinden en fazla 5 puan verebilirim
%47 (42/90)
·2/10
Kitap hakkında olumsuz yazıları hepiniz görmüşsünüzdür diye düşünüyorum. Kendi kendime ‘Neden Böyle?’ sorusunu sordum bende. Hadi buna cevap bakalım.
Yazarın daha ilk cümlesinden kafalar karışık. Kendisinin konuşmalarından derlenen bu kitapta gençlerle yaptığı söyleşilerin biri ilk sayfada kendine yer ediniyor ve yazarımız bunu yaparken 79 yaşında olması ve gençlere gençlikten söz etmesinin yanlış olduğunu vurguluyor. Bunun seyirci dikkati çekmek mi, alçak gönüllü olmak mı yoksa farklı bir durum mu olduğunu sizlerin yorumuna bırakarak sözlerime başlıyorum.
Yazarın Sokrates üzerinde durması ve Platon değerlendirmeleri oldukça karmaşık bir yapıya sahip, aynı zamanda da akılcı. Bakıldığı zaman öyle cümleler var ki daha ilk birkaç sayfayı geri dönerek okumak bile ne kadar zorlandığımın göstergesi. Oradaki dinleyici çocuklar ne yapsın?
Bir Felsefecinin/Filozofun tam olarak ne manaya geldiği ve sanılanın aksine yoldan çıkarıcı olmadığını kanıtlama çabaları o kadar karmaşık ki, okurken hak verip aynı zamanda bu adam ne dedi şimdi dercesine ikilemde de kalmak mümkün. Tabi ki bunu beğenmedim demiyorum. Öyle bir şey de demem. Felsefecilere hakaret etmek olur ki bu da oldukça ayıp olsa gerek!
Kitabın içinde bir başka kitap örneği de bize sunuluyor. Platon’un Devlet kitabından bir bölüm. Yazarın da benzer şekilde yayınladığı bir kitaptan alıntı şeklinde. Bunun akabinde bir takım kavramlar üzerinde duruluyor. Mahvetmek ve İnşa Etmek veya İnşa Etmek ve İmha Etmek kavramları.
Bunun yanında çevirmene de buradan birkaç laf söylemek istiyorum. Hatta laf atacağım, hatta ve hatta yerin dibine sokacağım. Kardeşim ‘Temerküz Etmek’ nedir ya? Sen bu kitabı çevireli 1 sene olmamış. Artık hangi devirde yaşıyorsun? Bu dile uygun kelimeler kullansana! Tamam kelime yanlış değil yahut Türkçe buna itirazımız yok ama zaten dili ağır bir kitabı neden ağırlaştırıyorsun? Bakın size açıklayayım: Kitap sonuçta İngilizce’den çevirildi değil mi? Tamam o halde bakalım. ‘To Concentration’ kelimesinin çeviri haliyle karşılaşıyoruz. Kendisi de bizim dilimizde ‘Derişim’ demek. E sen kullansana bunu. Temerküz nedir? Yani bu kitabı 20. yüzyıl adamları okumayacak bu kitabı bizim yaş grubu okuyacak. Buna göre yazmak zorundasın, senin çevirin rezil olursa hem sen hem de yazarın rezil olması var. Üstüne yediğin eleştiriler var. He belki senin umrunda değil ama yazarı neden olumsuzluk altında bırakasın? İşte böyle arkadaşlar. Kitaptan çok çeviri yapan kişiye karşı içimde bir sıkıntı vardı. Onu da az biraz atmaya çalıştım.
Ben bu yazıyı sadece 41 sayfada ve 2 saate yakın bir zamanda yazdım. Bu kitap gerçekten farklı bir çeviri altında yeniden incelenebilir. Ancak şuan bu kitabı okumak tamamen zaman kaybı olacaktır. Günlük ortalama 300 sayfa kitap okuyan biri olarak 2 saatte 40 sayfa okumak gerçekten benim için başarısızlık ve zaman kaybından öte bir durum değil. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama durum bu dostlar. Yukarıdaki fikirlerime de katılırsınız katılmazsınız tamamen sizin bileceğiniz bir durum. Hepinize mutlu akşamlar diliyorum..
90 syf.
·1 günde·Beğendi·5/10
Badiou'nun küçük kitapçığının bir tür çağdaş toplumsal ilişkiler sorunsalınin temelendigi nokta, kanımca " Ideasız Yaşama " düsturudur. Kitabın isminin de gerçek yaşam olmasını, olabilirliği açısından, kapitalizmin dayattığı ıdeasız yasa muhtevasının bir tür karşıt eğilimi olan " Ideaya, gerçekliğe sahip ol " mottosu ile karşılık verir. Ne var ki kanımca Badiou'nun neredeyse ortodoksi Platonculugunun varmış olduğu nokta , Badiou'yu düşsel bir tür idealist kılmıştır. Çünkü düsturun açıkça belirtilmese de gizil bir idealist irade istenci barındırdığı neredeyse acıktır. Ben bunu onun marksist dizgeden bir tür kopuşunu temsil ettiğini dusunmekteyim.

Önemli noktalara değinmesi açısından Badiou'nun fikirlerinin vuku bulmasının nesnel bir zemininin aynı şekilde bir tür alternatif çıkış yarattığını da tekilsel bağlamlarda ifade edebiliriz. Platon'un homo politicus'unun Marx ile buluştuğu idea kısmının dışında, nesnellige içkin bir idea manivelasi oluşturduğu söylenebilir belki. Açıkçası konu Badiou olunca benim gibi bu konuda yetkin olmayan siradan bir insanin ciddi elestiriler getirmesi olanaksızdır. Yine de bir okuyucu özne olmam bağlamında bazı eleştirilerin de kendi acımdan dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyim. Platonculuk ile Marxizmin bagdasmaz olduğunu- ki her ne kadar Badiou bunu reddetse de gizil olarak bulunduğu aşikardır - düşünmekteyim. Kitabın başlarında Platon'un ideasini neredeyse puri pak bir düşünceimiscesine anti iktidar olarak genç nesillere bir tür çıkış yolu gösteriyormuş gibi sunulması tamamıyla politik bir sınıfsal temelden yoksun, filozofi bir körlüktür. Badiou'nun Lanetli Payı da idealizmin kılık değiştirmiş bir tür marksist platonculuk olduğu net şekilde aşikardır.
90 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yaşayan en büyük filozoflardan biri olarak adlandırılan Alain Badio'yu keşfettiğim kitap oldu. Topu topu 90 sayfa bir kitap ama bence ağırlık olarak 900 sayfa.
Kapitalist toplumun bireye belli bir prototipi dayattığını, muazzam gücünün etkisiyle bireylerin gerçek yaşamdan koparıp, onları biçtiği rolü oynama eğilimine soktuğunu, ancak bu yolun mutlak olmayıp insanlığın bu "alternatifsizliği" de yenebileceğini işlemiş kitapta.
Badiou, bireyin üç tür savrulma yaşadığını, bunların
1- sapkın beden-hazza yönelme
2- cilekeşlik- dini ya da bazı tasavvurlarla bedeni ve hazzı engelleme
3- kariyer peşinde koşup kapitalizmin tüketim toplumuyla uyum ve düzene mutlak itaat
Yazar bu üç tehlikenin dışında kişinin kendini sanat, düşünce, eylem, entelektüel haz gibi karşılık beklemeden adanabilecek şeyler vasıtası ile farklı bir kulvara taşıyabilecegini ifade ediyor. Bu sahlanışta 30 yaş altı gençlikle 65 yaş üstü bilgelerin ittifak kuracağını ortaya koyuyor.
Kitapta hem oğlan çocukları hem de kız çocuklarının durumu ayrı ayrı incelenmiş ve Freud'u da temel alarak güzel bir analiz ortaya konulmuş.
90 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Felsefenin yeniden demesi için, dünyanın bu hızlılığı ve iletişimsizliği karşısında, bu öznelliğin saçılması ve türlülüğün etiksizliğinden kurtulmak adına hakikat kategorisinin aktarılabilirliğinin yani evrenselliğinin kabulünü şart koşan -kanımızda bunda sonuna kadar haklıdır- düşünürdür ve daha önemlisi kendisi son dönem felsefe ilgilerinin tersine, bir isyanın anlamını derinleştirmekte; bu iletişimsizlik hızlılığına karşı olarak felsefenin türeyimsel koşullarını "yavaşlık" kategorisini onlara eklemleyerek öne çıkartmaktadır. Hakikatin kendisiyle birlikte bir nefes alıp verme, dünya karşısında anlamlı bir tavır, genel geçer saçılma karşısında bir süreksizlik ve delik yaratmak, felsefenin yazgısını sanata ve edebiyata yapışmış olmaktan kurtarmak,,,
Vaktiyle, eğer yanlış hatırlamıyorsam, bir şölendi yaşamım; bütün kalplerin açıldığı, bütün şarapların aktığı.
“Yaşam” diye adlandırılan şey, az çok iyi, az çok kötü anlara bölünmüş bir zamandır ve sonuçta, aşağı yukarı iyi kabul edilebilir olası en fazla âna sahip olmak; işte, hayattan beklenebilecek tek şey budur.
... büyük şehirlerimizdeki gençliğin çok geniş bir bölümüne ciddi bir sorun gözüyle bakılmaktadır.
... eğer kişi yaşamını gelecekte gerçekleştireceği şeye, başarıya, paraya, toplumsal mevkiye, kârlı bir mesleğe, aile huzuruna, güney denizlerindeki adalarda tatillere yöneltirse, bunun sonucu, mevcut iktidar yapısını koruma kültü olur, çünkü kişi yaşamını bu yapının içine olası en iyi konuma yerleştirmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gerçek Yaşam
Alt başlık:
Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708843
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La vraie vie: Appel à la corruption de la jeunesse
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Çağdaş kapitalizm gençlere, kimi zaman iç içe geçen iki seçenek sunar: Gününü gün et ve/veya düzenin basamaklarında hızla yükselmeye çalış!
Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam - Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.
Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, “ebedi ergen” kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.
Her yaştan “gençler” için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı...

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Homeless
  • Alper Koç
  • Hüseyin usta
  • SANÇAR
  • Muhammed Enes Yaşar
  • Mahirali Aladoğan
  • AHMEDLÍ9420
  • Hüseyinlui
  • Enes Yılmaz
  • Wicapi Wakan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (2)
9
%11.1 (1)
8
%11.1 (1)
7
%11.1 (1)
6
%0
5
%22.2 (2)
4
%0
3
%11.1 (1)
2
%11.1 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları