Aşka Övgü

Alain Badiou
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı:
88
Basım Tarihi:
Şubat 2017
İlk Yayın Tarihi:
2011
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Eloge de I`amour
ISBN:
9789750713507
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

4/10
·88 syf.··
2020 2. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2020 19:11
Muhafazakar ve aşkı beden dışında yaşamayı uygun bulanların beğenecek olduğu bir tarz. Ben beğenmedim çünkü cinsellik benim için ilişkinin ana kaynağı, omurgası hatta daha ileri gidersem şah damarıdır. Belli başlı fikirleri üstün körü geçmiş ve işin ilginç yanı Freud gibi bir psikolojik deha 'dan söz dahi etmemiş aşk üzerine. Ben kitaba 3 verecektim ama ayıptır o kadar alıntı paylaştık diye bu puanı uygun gördüm. Okumayın diyemem ama çok basit bir dil ve aşırı popülist bir düşünce var. Keşke bilimsel olarak da kanıtlasaymış dedirtiyor. Altı çok boş savlarının. Daha önce aşk konusunu bu kadar kötü inceleyen başka bir kitaba rastgelmemiştim. Zaten konuyu da hiç sevmem ya belki de ondandır. Kısaca tavsiye etmiyorum benim gibi düşünenlere, hiç bir şey katmaz. Ama aşkın duygusal olgusuna önem verenler elbette okusunlar.
İlişkiler
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
10/10
·88 syf.··
2025 114. kitabı
Çok beğendim :) Özellikle “Seni seviyorum” demek hiç öyle kolay bir şey değildir. Bu küçük tümce genelde bayatlamış ve anlamsız görülür.” demesine hak verdim. Sevginin ne olduğu sorusunun da, sevginin kendisinin de hiçbir zaman bayatlamayacağını düşünüyorum. Tarih okumak çok zordur, spesifik alanların tarihlerini de okumak çok zordur, dolayısıyla tüm tarihine vâkıf değilim ama yine özellikle günümüzde diyebilirim, rollerin iç içe geçtiği, kimsenin kimseyi istemediği bu zamanda aşkın yeniden icat edilmesi gerektiği ifadesine hak verdim. Aşkı yeniden icat edelim. Ve alıntılarım; Felsefe onunla ilgilenen kişiden bilgin, sanatçı, militan ve âşık olmasını bekler. Sayfa 11 “İşe aşkla başlamayan felsefenin ne olduğunu aslâ bilemez.” Sayfa 12 Dünya gerçek anlamda yeniliklerle dolu, aşk da bu yenilenmenin içinde yerini almalı. Güvenliğe ve rahatlığa karlu riski ve serüveni yeniden icat etmeli. Sayfa 18 Aşk her zaman dünyânın doğuşuna tanık olmal olasılığıdır. Kaldı ki bir çocuğun doğuşu da, aşkta gerçekleştiyse, bu olasılığın örneklerinden biridir. Sayfa 28 Aşk yalnızca iki birey arasındaki karşılaşma ve kapalı ilişkiler değildir, o bir kurma işlemidir, artık Bir’in değil, İki’nin bakış açısından bir yaşam oluşur. Ben buna İki’nin sahnesi diyorum. Sayfa 32 Karşımıza çıkan ilk engelde, ilk ciddî görüş ayrılığında, ilk sıkıntılarda vazgeçmek aşkın bozulmuş bir halini yansıtır. Gerçek aşk uzamın, dünyanın ve zamanın yarattığı engelleri kalıcı biçimde, kimi zaman acı çekerek alt eden aşktır. Sayfa 33 Kuşkusuz, o zaman gibi konuşursak, aşk aynı zamanda “yaman devam arzusu”dur. Sayfa 34 … her gerçek aşk ne kadar gösterişsiz görünse de, gizli olsa da tüm insanlığı ilgilendirir. Sayfa 39
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
Bilgiye aç ~ aşka muhtaç
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2023 335. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2023 16:06
“Aşk ölüme bile yol açabilir. Aşk cinayetleri, aşk yüzünden intihar edenler vardır. Doğrusunu isterseniz, aşk kendi ölçeğin­de devrimci siyasetten çok da barışçı değildir. Bir gerçek­lik güllük gülistanlık ortamda oluşmaz. Asla!” İşte! Aşkı yeniden tanımlamak değil de nedir bu? Öyle bir mercekten ele almış ki aşkı, hayran kalmamak elde değil. Aşka övgü derken oturupta aşkın salt güzelliklerini saymıyor yazarımız. Aşka yöneltilen eleştirileri, iyi kötü fark etmeksizin, tek tek analiz ediyor, doğruysa neden doğru yanlışsa da neden yanlış olduğunu güzelce anlatıyor. Hani sanki soruları siz soruyormuşsunuz da cevabı cidden ondan dinliyormuşsunuz gibi. Sohbetin ana karakterlerinden biri sizmişsiniz gibi. Aşkın normal tanımından tutun da, felsefeyle, sanatla hatta siyasetle bile ilişkisini incelemiş, komünizm ve devrimden bahsederek yer yer heyecanlanmanıza bile sebep olmuş olabilir. (Heyecan derken Nazım’dan ötürü..) Bazı insanlarla konuşmaktan keyif alırsınız ya, ne anlattığını bilir öyleleri, ikircikli konuşmaz, nettir, bilgilidir aynı zamanda kafanızı sadece bilgiyle doldurup sıkmaz da sizi. İşte tam da bu! Yeni yazarlar keşfetmeye bayılıyorum. Üstelik böylesini bulunca aldığım haz, hiçbir şeyde yok. Ha varsa da, bu ölçüde tatmin etmiyordur. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
7/10
·88 syf.··
2022 69. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2022 19:46
"Aşk beni göklere çıkarmaz, aşağı da çekmez." Eser Alain Badiou'nun söyleşisinin kitaba dönüştürülmüş hali. Aşkın sanatla, siyasetle, felsefeyle olan zıt ve benzer yönlerini dinliyoruz Badiou'dan. Aşkın tanımından çok aşkı tehlikeye götüren durumları ele alıyor. Aşk tehdit altında mı? "Aşk yeniden icat edilmeli. " diyor Rimbaud. Bu cümle üzerinde uzun uzun konuşuyor Badiou. Felsefecilerin aşkla ilgili düşüncelerini göreceğiniz güzel bir bölüm var. Platon, Kierkegaard, Schopenhauer.. Cinsellik aşkın doğurduğu bir şey miydi? İlla aşkla mı olmalıydı? "Dinleyin, cinsel arzularınız varsa, gerçekleştirin onları. Ama birini sevmek zorunda olduğunuz düşüncesine kapılıp gitmeyin. Bırakın tüm bunları, hedefe doğru yürüyün!" Siyaset ve aşk benziyor mu, yoksa birbirinin tam zıddı şeyler mi? "Öncelikle, siyasette, sevmediğimiz insanlar vardır. Bu kaçınılmaz. Bizden onları sevmemiz istenemez."
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
8/10
·88 syf.··
2020 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2020 12:51
Aşk soyut bir kavramdır. Düşüncesiyle özgün olan insan yaklaşımsal olarak aşkı her anlamda değerlendirebilir ve yargı üretebilir. Soyutluklardan determinist bir çözüm üretemezsiniz bu ancak pozitif bilimin yanıtlayacağı bir şey olabilirdi. Bu açıdan soyut kavramlar öznel yargılara mahkumdur. Binlerce yıllık insan neslinin ve milyonlarca yıllık canlılıktan buyana ve düşüncesiyle özgün olan insan için aşk kavramının genelgeçer bir kalıba sıkıştırılamaması bunun eseridir. Ve, canlılık yaşam bulduğu sürece soyut kavramların genellemeye tabi olmadan değer biçilme ve tatma süreci tazeliğini koruyacaktır. Aşka Övgü, filozofların aşkı yorumlayışından başlayarak, modern insanın geldiği günümüzdeki yaşayış biçiminine kadar süreci yine özgün insan aklının yaklaşımıyla değerlendiriyor. Bu eserde aşkın tanımından daha çok ki bu tanım görecelidir, aşk'ın doğasını tehtit eden unsurların ele alınmasıyla başlıyor. Toplumsal algı olarak aşk bir mecburiyettir, zorunluluktur hayatı idame ettirebilmek için gidilecek yegane yerdir. Aşk ikiliktir, tekin ikiye evrildiği aşamada herşey rastlantısaldır. Toplumsal bakış aşkın sıfır riskli yapıya sürüklemiştir fakat bu doğaya terstir. Rastlantısallığı, tesadüfiyeti ortadan kaldırdığınızda seçim şansınızın insiyatifini yok eder, aşkı yapılması gereken bir iş, statüsüne koyarsınız. Aşk bu bakıma tehtit altından kurtulamamıştır. Felsefecilerle aşk bölümünde kaliteli bilgi edinebilirsiniz, bakış açınız ve ufkunuzun derinlikleri genişleyebilir. Schopenhauer'den Platon'a, Kierkegaard'dan Bacan'a, felsefi görüşleriyle aşkı yorumlayışları değerli bilgiler sunuyor. Kitap içeriğinde Arthur Rimbaud'un şöyle bir sözü geçiyor “Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli.” Aşkı yeniden inşa edemezsiniz, ancak aşkı kavrayışınız değişebilir. Aşk icat edilemez,
Felsefe
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
Aşk Bir Düşüncedir
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2022 200. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2022 09:03
Alain Badiou' ya göre aşk , kendini ötekine adamaya ilişkin bir deneyim değildir ; aşk , kendini , ötekinin yararına unutmak değildir . Aşk , bir özne - nesne ilişkisi değildir ; tam tersine aşk , her kişinin sevgisiyle o tek 'özne'ye , aşkın öznesine katılma halidir." Aşk her zaman dünyanın doğuşuna tanık olma olasılığıdır. Alain Badiou ve Nicolas Truong'un aşkla ilgili söyleşisinden oluşan, keyifle ve ilgiyle okuduğum bir kitap Aşka Övgü. Alain Badiou Rimbaud'nun meşhur ''aşkı yeniden icat etmeli, besbelli sözünün ışığında ve onu içselleştiren Aşka Övgü; Platon'dan Kierkegaard'a, Simon de Beauvoir ve Proust'a göndermelerde bulunarak yeni bir aşk anlatısı ortaya koyuyor. Günümüz teknoloji ve ekran çağında çevrimiçi ilişkinin haline odaklanan Badiou, sevginin sadece arzu ve hedonizme indirgendiği tüketimci bir dünyada aşkın tehdit altında olduğuna inanıyor. Felsefe onunla ilgilenen kişiden bilgin, sanatçı, militan ve aşık olmasını bekler, diyor Alain Badiou Aşka Övgü kitabının sunuş yazısında. Alain Badiou’ya göre aşk; tiyatroda, arkadaşlıkta, siyasette var olması gereken dünyayı diriltme enerjisine sahip bir olgudur. Direnişlerin tarihinde de aşkı yok saymaz diyor. Badiou aşkın kıskançlıkla ölçülemeyeceğini anlatıyor. Kıskançlık sadece bir şey, önemli bir şey belki ama aşk için bir ölçüt değil. Aşk ne tutku ne de kıskançlık, bu duygular belirleyici olamaz, tüm bu ufak kaygıların daha ötesinde bir şey. “Aşk bir inşadır, hem de bir kişinin perspektifinden değil, iki kişinin perspektifinden yola çıkan bir hayatın kurulmasıdır” (s. 29)  Tam da böyle bir dönemde, tam da şimdi aşka inancımızı tamamen yitirdiğimiz bu şartlar içinde Aşka Övgü gözünüzden kaçmasın diyorum. Okuyun lütfen... Kitaptan bir kaç alıntı : "İşe aşkla başlamayan , felsefenin ne olduğunu asla
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2021 2. kitabı
Yazın tarihi, aşk hakkında yazılmış binlerce eserle dolu ve ne olduğu, ne olmadığı veya ne olması gerektiği konusunda her insanın az da olsa bir fikrinin olduğu soyut bir kavram. * Bu eserde ise Alain Badiou tarafından irdelenen aşk kavramının felsefe açısından tanımlanmasını okumak isterseniz başvurabileceğiniz bir kaynak eser. * Keyifli okumalar dilerim.
Aşk
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 93. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2022 01:07
Bu tarzda okuduğum ilk kitap olabilir. (Bir söyleşinin kitaplaştırılmış hali.) Su gibi akıp gidiyor ve Alain Badiou’nun söylemlerini çok yerinde bulmakla birlikte bir çoğuna da sonsuz katıldım. Düşünürlerin düşüncelerini okumaktan zevk alan herkese hitap edeceğini düşünüyorum. Özellikle “Aşk” kavramı üzerine kafanızda cevaplanmamış sorularınız varsa. Hatta günümüz aşklarına da çok iyi uyarlanabilecek olan Arthur Rimbaud’dan bir alıntıyla yola çıkıyor kitap; “Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli”
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2024 23. kitabı
"Aşk her zaman dünyanın doğuşuna tanık olma olasılığıdır. (S: 28) Aşka Övgü "Fransız Sol Kanat Düşünür" Alain Badiou "Badiou'ya göre, felsefe, felsefi gerçekleri üretmesi açısından kendisinin gerçek prosedürler olarak kabul ettiği dört durum (Sanat, Aşk, Politika ve Bilim) içinde yapılabilir .. "Ünlü yazar ve felsefeci Alain Badiou Nicolas Truong’la birlikte aşkı, o en olağanüstü duyguyu irdeliyor. Çıkarı, güvenliği her şeyin üstünde tutan günümüz dünyasında tehdit altında gördüğü aşkı “yeniden icat etmeye“ çağırıyor bizi... "Sevmek demek her türlü yalnızlığın ötesinde, dünyada yaşamı hareketlendiren her şeyle mücadele etmek demektir. (S: 77) Aşka Övgü Değil mi ki tüm dünyayı kapsayacak, ortaklaşa bir yaşamın savunma aracı, direnişi bu duygu. Badiou, tekbiçimliliğe, aynılığa karşı serüveni, rastlantıyı, farkı, demek ki aşkı yüceltiyor; sözü internetteki bir tanışma sitesinden açıp Schopenhauer’den Levinas’a aşkın dönüşümlerini sorguluyor." "Sayısız şiir, roman, film, oyun, hepsi aşk üstüne. Bir düşünür bunca insanın peşinde koştuğu bir güzelliğe karşı duyarsız kalabilir mi? Badiou bu yoğun tutkunun farklı yüzlerine tanımlar getiriyor, aşkla bir sahne, bir dünya kurmanın yollarını arıyor." "Aşk inatçı bir serüvendir. Serüven dolu tarafı gereklidir gerekli olmasına ama, inat da gerekir.“" Aşka Övgü Sevmeyi seviyorsak, sevilmkten korkmak niye?
Felsefe düşünce deneme inceleme edebiyat
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mart 2021 00:32
Bu kitap Alain Badiou'nun Nicolas Truong ile Avion Festivalinde 2008 yılında  halka açık bir söyleşinin bir etkinliğin kitap haline dönüştürülmüş şekli. Şöyle bir özelliği vardır Alain Badiou'nu tanıyanlar bilir çağımızın en ünlü filozoflarından çok sağlam bir felsefeci dir. Burda aşkın üzerine tanımlarda var ama özellikle hani Platondan başlayarak Lakam felsefesine gelecek şeklinde zaman zaman sizi de yorabilir ama temel mantığı çok rahat anlayacaksınız, iyi Türkçe kullanıldığı için anlayacaksınız. Aşk hallerine ilişkin, Aşk, Aşkla Seks, cinsellik olmadan aşk olur mu olmaz mı? Çok acayip sorular var içinde onlara Alain Badiou'nun verdiği cevaplar çok ilginç. Bunlardan bir tanesi bu tanımı ben ilk kez burda gördüm. Burda özellikle çok sık konuşulan, Aşkı bulmak yerine bir yerden sipariş etmeyi tercih ediyorlar mantığıyla başlıyor,çok dogru bir yerden. Devamında da Rimbaud ünlü Dizesi "Aşk yeniden icat edilmeli" sözü üzerinden o zaman yeniden tanımlayalım aşkı diye çıkıyorlar yola. Çok güzel bir tanım var burda kitabın içinde,benim acayip hoşuma gitti diyor ki ; Aşk bazı şeylere katlanmayı acı çekmeyi bile kabullenir hale getirmelidir, oysa bugünün dünyasında herkes kendi çıkarlarına göre hareket etmesi  kanısı büyük ölçüde yaygındır. Dolasıyla aşk bir karşı deneydir. Sadece karşılıklı olarak yarar sağlayacak bir değiş tokuş olarak düşünülmezse yada kar getiren bir yatırım gibi önceden uzun uzadıya hesaplanmazsa aşk gerçek anlamda rastlantıya duyulan güven halini alır. Çok begendim bu tanıyı rastlantıya duyulan güven. Şahane bir tanım tamda aşkı tanımlayan tanım. Zaten devamında anlatıyor. Kitabı tavsiye ederim incecik bir kitap zaten. İyi okumalar. 
Felsefe
Aşka ÖvgüAlain Badiou · Can Yayınları · 2017953 okunma

Yazar Hakkında

Alain BadiouYazar · 36 kitap
Alain Badiou, (doğ. 17 Ocak 1937, Rabat, Fas) önde gelen Fransız sol kanat düşünür, Êcole Normale Supérieure ENS'nin eski Felsefe bölüm başkanı. Badiou aynı zamanda Sorbonne 'da kurs aldığı bir süre olan 1956 ile 1961 arasında öğrencisi olduğu ENS'de bir felsefeci olmak üzere resmi eğitim aldı. Matematiğe yönelik her zaman canlı ve sürekli bir ilgisi vardı. Çok genç yaşlarda siyasal alanda etkin oldu, SFIO Sosyalist Partinin bir uzantısı olan Birleşik Sosyalist Partinin(PSU) kurucularındandı. PSU özellikle Cezayir'in sömürge olmaktan kurtulması için etkin bir mücadele içindeydi. İlk romanı Almagestes'i 1964'te yazdı. 1967'de Louis Althusser tarafından oluşturulan ve Jacques Lacan 'ın etkisinde hızla büyüyen bir çalışma grubuna katıldı. Mayıs 1968'de öğrenci ayaklanmaları Badiou'nun aşırı sola geçmesine neden oldu ve UCFML gibi aşırı radikal komünist ve Maoist gruplara katıldı. 1969'da karşı-kültür düşüncesinin kalesi olan 8. Paris Üniversitesi fakültesine (Vincennes-Saint Denis), girdi. Burada, felsefe çalışmalarını Althusserci 'bilimsel' Marksizm programından sağlıksız sapmalar olarak gördüğü profesör Gilles Deleuze ve Jean-François Lyotard ile ateşli entelektüel tartışmalar yaptı. 1980'lerde hem Althusserci Marksizm hem de Lacan'cı psikanaliz bir düşüşe geçince (Lacan'ın ölümü ve Althusser'in akıl hastanesine yatırlması ile), Badiou, Théorie du sujet (1982) ve en büyük eseri, Being and Event (1988) gibi daha teknik ve soyut felsefe çalışmalarını yayınladı. Bununla birlikte, Badiou, son çalışmalarında da kullandığı, Althusser veya Lacan'ı ve Marksizm'e ve psikanalize dönük sempatik başvurularını, hiç bir zaman elden bırakmadı. ENS'deki şimdiki pozisyonunu 1999'da aldı. Aynı zamanda başka birçok kurumda da çalışmaktadır; College International de Philosophie (Uluslararası Felsefe Okulu) gibi. Kendisi şimdi, 1985'te Maoist UCFML'den bazı yoldaşlarıyla kurduğu "L'Organisation Politique"'in bir üyesidir. Badiou aynı zamanda bir tiyatro yazarı olarak Ahmed le Subtil gibi yazdığı oyunlarla büyük başarılar kazanmıştır. Son on yılda , artan sayıda eseri Deleuze, Manifesto for Philosophy (Felsefe için Manifesto), Metapolitics (Meta Politikalar), ve Being and Event gibi İngilizce'ye çevrilmiştir. İngilizce yayınlanan New Left Review ve Cabinet Magazine gibi dergilerde Badiou'dan kısa metinler yayınlanmaktadır. Badiou felsefesinde birçok düşüncenin tekrar kullanımını gerçekleştirir. Onun amaçlarından biri gerçeğin bu kategorilerinin her türlü felsefe eleştirisi için kullanışlı olduğunu göstermektir. Bu nedenle, bunları sanat ve tarih kadar ontoloji ve bilimsel keşifler için de kullanır. Badiou'ya göre, felsefe, felsefi gerçekleri üretmesi açısından kendisinin gerçek prosedürler olarak kabul ettiği dört durum (Sanat, Aşk, Politika ve Bilim) içinde yapılabilir. Badiou çalışmalarında sürekli olarak, kendisinin felsefik bir 'hastalık' olarak nitelendirdiği, bu diskurlardan her hangi birine kendi gerçeğini dayatmaktan felsefenin sakınması gerektiğini dile getirir. Badiou sıklıkla 'birleşme noktalarını' veya farklı diskurlar tarafından üretilen gerçekler arasındaki istisnai bağlantı sahalarını bulmaya çalışmıştır. Badiou'nun gerçeklik prosedür içeriğinin dış gerçekliğin inkarı imasını içermediği akılda tutulmalıdır. Badiou, Lacan'ı takip ederek, 'gerçeği', gerçeklik prosedürleri çerçevesinde etkide bulunacaklar üzerinde tekrar etkide bulunacak şekilde öğretilebilecek varolanın hacmini ancak sembolize edilemeyecek gerçekliği tasarlamak için kullanmaktadır. Böylece, bir gerçeklik prosedürüne gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulduğunda , 'gerçek' aynı zamanda onların gerçeği üretimi olasılığında bir dış sınır olarak iş görür. "the Handbook of Inaesthetics"(Estetik Dışının El Kitabı) kitabında Badiou, 'inestetik' ifadesini 'yansıma/nesne ilişkisi'ni inkar eden artistik yaratıcılık içeriğine gönderme yapmak için uydurmuştur. Mimesis düşüncesine veya 'tabiatın' şiirsel yansımasına karşı bir tepki göstermek adına, Badiou sanatın 'içkin' ve 'biricik' olduğunu iddia eder. Bir sanat eserindeki aracısızlıkta sunulan gerçeklik duygusuyla, içkin ve sanat ve sadece sanatta bulunan gerçeklik duygusuyla, biricik. Felsefe ve sanat arasındaki bağ hakkındaki görüşü, kendisinin işlevlerini 'bilginin biçimlerini onların içinde bazı gerçeğin bir delik açabilecek şekilde düzenlendiği' biçiminde iddia ettiği pedogoji motifine bağlıdır. Bu fikirlerini Samuel Beckett'in düz yazıları, Stephane Mallarme'in ve Fernando Pessoa'nun (bunlar O'na göre felsefenin şimdilik nüfuz edemediği eserler meydana getirdiklerini iddia ettiği sanatçılardır) şiirleri ve diğerlerinin eserlerinden oluşan örneklerle geliştirmektedir.