Son Mektup (Bir Aşk Hikayesi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1381
Gösterim
Adı:
Son Mektup
Alt başlık:
Bir Aşk Hikayesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
61
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755395210
Orijinal adı:
Lettre à D. Histoire d'un amour
Çeviri:
Alev Özgüner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
"Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum."

Andre Gorz sevgilisi, hayat arkadaşı, hayatının anlamı Dorine'e yazdığı mektuba bu sözlerle başlar. Anlamını tümüyle kavramak için aşklarının hikâyesini yeniden kurması gerektiğini söylerken, bunun bir "vaat", "ömür boyu sürecek bir sözleşme" olduğunun altını çizmeye özen gösterir. Heyecanları, mutlulukları ve sıkıntılarıyla elli sekiz yıl süren bir beraberliğin, birlikte varoluş mücadelesinin hikâyesini duygusal olduğu kadar da düşünsel bir platforma oturtmaktadır. Evliliği bir burjuva kurumu, aşkı da "iki kişinin en az toplumsal olan alanda bir araya gelmesi" olarak değerlendirirken, aşkında bir dinamiği olduğu, değişken koşullara göre yönlendirip uyarlanabileceği gerçeğini keşfeder Dorine'le birlikte....

Gorz, Marksizmi varoluşçu bir yaklaşımla benimsemiş, kuramsal çalışmalarında özellikle yabancılaşma ve özgürlük konularına eğilmiştir. Kapitalizme özgü işbölümünü, dünya kaynaklarının akıldışı kullanımını eleştirerek siyasi ekolojinin ve özgürlükçü sosyalizmin en önemli düşünürlerinden biri haline gelmiştir.

Hayatları boyunca yer yüzündeki haksızlıklar karşısında sessiz kalmayıp, mücadele etmeyi seçen Gorz ve Dorine, Dorine'in uzun yıllar süren acı verici, onulmaz hastalığının ardından radikal bir karar almak zorunda kalırlar: kendi hayatlarına son verme haklarını kullanmak... Böylece, yaşamda olduğu gibi ölümde de ayrılmayacak, "diğerinin ölümünden sonra yaşamak" zorunda kalmayacaklardır...

Her şey gibi aşk, sevgi kavramlarının da içinin boşaltıldığı, çabucak tüketildiği günümüzde bir umut, hatta bir isyan çığlığı gibi karşımıza çıkıyor Gorz'un bu mektubu. Sarsıcı ve hatta yüreğimize işleyen bir çığlık...
(Arka Kapak)
61 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ahh öyle güzel bir kitap okudum ki, inanın aslında ne yazacağımı bilmiyorum.Kitabın sonuna doğru önüne geçilmez gözyaşlarına boğuldum bittiğinde kitabı göğsüme bastırmış ağlıyordum… Aslında hala ağlamaklı yazıyorum bunları… Kitabın bitiminin ardından yazarın hayat hikayesine göz gezdirmemin de payı büyük elbet. Gelin size ne okuduğumu anlatayım…

*Kitabın içeriğinden bahsederken biraz da spoiler vereceğim, bilginize!*

Andre Gorz bir filozof. Sosyalizmin önemli düşünürlerinden. Aslında diğer kitaplarına baktığımda benim tarzıma göre sıkıcı sayılabilecek kitapları olduğunu gördüm, ta ki bu kitaba dek… Bu kitap diğerlerinden çok başka. Hatta bambaşka! Nefes kesici bir içtenlikte…
Gorz, kitapta 58 yılını birlikte geçirdiği eşi Dorine ile tanışmalarından başlayıp ölümlerinden bir yıl öncesine kadar olan bölümü konu alıyor. Aslında Andre genel olarak neler yaşadıklarını, ne işlerde çalıştıklarını, hangi dönem hangi kitabını yazmakta olduğunu söylerken aynı zamanda iç hesaplaşmalarını ve Dorine’e olan özrünü dile getiriyor. Burada bir parantez açmalı… Dorine birlikte oldukları süre boyunca Andre’yi desteklemiş, onun içsel bunalımlarında yanında olmaya çalışmış tam anlamıyla “eşi” olmuş bir kadın. Andre ise bir yazısında Dorine’i Kay adında biri olarak yazmış ve ondan küçümseyerek bahsetmiş. Yazdığı yazılarda aşık olmanın aslında gereksiz olduğu gibi bir düşünceyi geçirmeye çalışmıştır. Yazdığı yazılar yayımlandıktan sonra kendi yazdığını okumaya başlayan Andre “beni bu kadar desteklemiş, kendim olmam için bu denli uğraşmış olan sevdiğim kadını nasıl bu şekilde anlattım?” diyerek yazdıklarını derince düşünmeye ve büyük pişmanlıklar duymaya başlamıştır…

https://i.hizliresim.com/yG2NZy.jpg

Dorine çalışkan, zeki, hayat dolu, neşeli bir kadındır. Bir zorluk karşısında hemen harekete geçer ancak Andre ise tam tersi çöker. Belki de bu şekilde yazmasında kendini yetersiz hissedişinin payı vardır. Belki de Dorine’in onda çocuk masumiyetini görmesinden kaynaklı bir çocuk nazıdır:) kim bilir…

https://i.hizliresim.com/odn04k.jpg

Birlikte tam bir takımdırlar… Birçok kuruluşta çalışmış ve ses getirmişlerdir. Gıpta edilecek bir hayatları vardır. Ancak 1973lerde Dorine’de açıklanamaz kasılmalar ve şiddetli baş ağrıları başlar. Dorine’de beyin ve omurilik zarı iltihabı hastalığı olduğunu öğrenirler. Dorine ilaç almayı reddettiği için çok zorlanırlar. Andre’nin kitapta söylediği bir cümle beni dakikalaca ağlatmaya ve düşünmeye itti. “Her şeyi paylaştığımıza inanmak istemiştim; ama sen yaşadığın acıda tek başınaydın.” (s. 54)
Derin bir kesik gibi. Acı dolu, sessiz bir çığlık… Kimsenin duyamadığı.

Hastalığı atlatırlar. Birlikte.. mücadeleyle. Andre’nin Dorine’nin çektiği acıları tek başına sırtlanmayı ne kadar çok istediğini hissettim yazılan cümlelerde. Bunlar geçmiyor, aslında Andre hissettiklerini kısa cümlerle dökerek çok farklı bir tesir bırakıyor üstünüzde…

Kitap 2006’da yazılmış. Beraber yaşamak onlar için ne kadar önemliyse ölmek de onlar için önemli olmuş. Yazarken bile tüylerim ürperiyor bu bağlılık karşısında. Rüyasında eşinin öldüğünü görüyor Andre. Uyandığında Dorine’in nefesini dinleyip onu okşuyor.. Ve diyor ki “Ben sen öldükten sonra ellerime senin küllerinin olduğu kavanozun verildiği adam olmak istemiyorum…” Aslında bu kitabın yazıldığı yıl olan 2006’dan beri belki de daha önceden beri, yaşlılığın getirdiği hislerle bunu düşünmüş Andre… Belki de Dorine de. Yani birbirleri olmadan yaşamak istemediklerini. Ve bu yüzdendir ki beraber aldıkları bir kararla 2007 yılında hayatlarına son verirler…

Bir türlü anlam veremedim insanlar birbirlerini sevdiklerinde tüm dünyanın güzelleştiği hissederken aynı insanla birkaç yıl geçirdikten sonra nasıl birbirlerine zehir edebiliyorlar hayatı? Neden bu kadar uç değişiklikler? Neden bunu yapıyoruz birbirimize? Tüm ömrümüzün ne kadarını hatırlayabiliriz ki zaten sona geldiğimizde, hatırlayabileceğimiz şeylerin sayısı bu kadar azken, neden kötü şeyleri hatırlayıp kötü bir hayat geçsin gözümüzün önünden? Neden güzelleştirmek yerine yıkıp parçalamayı tercih ediyoruz biz? Hayat bu kadar mı değersiz gözümüzde? İnsan kadar yıkıcı bir varlık yok doğada. Yok!
Bakın bahsettiğim insanlar şu an yok hayatta. Yakında biz de olmayacağız. Size bir örnek vereyim… Aralık ayında babamın teyzesini kaybettik. Kanserdi ancak son safhasına geldiğinde öğrendik. Teyzemiz bunu bilmeden öldü, eşi bunu öldükten sonra öğrendi. Kadıncağız hastaneye düştüğünde elini tutup çocuk gibi ağlıyordu eniştemiz. Biliyorum ki sadece hasta oluşuna ağlamadı teyzemin, yaşattığı ağır olayları hatırladı, ailesinin karşısında karısını savunamadığı için ağladı, onu el üstünde tutmadığı için ağladı, tüm bunları telafi edememe ihtimaline ağladı… Çocuktan farksız ağladı yetmiş yaşındaki koskoca adam… Ben teyzemin yanında kaldığımda bana sarılıp ağladı, gerçekten bir çocuk gibiydi. En çok ağrıma gidense kapıdan çıkarken eşine son bakışıydı.
4 ay dayanabildi eşi olmadan yaşamaya… Sadece 4 ay… 4 ayın sonunda kalp krizinden kaybettik onu da… Nisan sonunda…
Bu kadar işte hayat. Son nefesten sonrakini alamamak. Uzun gibi görünen dakika gibi hissedilen bir nefesler bütünü… Sonrası derin uyku...

Dorine’in kendini ve hayatını tam anlamıyla ona verdiğini ama yaşadıkları hayatı çok daha dolu dolu geçiremediğinin pişmanlığını duymaktadır Andre…
Çok nahif ve derin bir ilişki olduğunu görüyorum. Hayatlarını hiç boş tüketmemişler, dolu dolu okuyarak öğrenerek ve birbirlerine öğreterek geçirmişler… Her anlamda birbirlerini tamamlamış ve bütünleşmişler… Huzurla uyuyun Gorz çifti… Sevgiyle uyuyun...


“İkimizin de dileği, diğerinin ölümünden sonra yaşamak zorunda kalmamaktı.Birbirimize sık sık söylediğimiz gibi, olmaz ya eğer ikinci bir hayatımız olursa o hayatı da birlikte geçirmek isterdik.”

https://i.hizliresim.com/EOQr48.png

Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Yüreğinize böyle bir aşkın yerleşmesi temennisiyle…

https://youtu.be/zK4bNftf0A0 *

*Kitapta bu senfoninin Andre tarafından Dorine hastayken defalarca dinlediği geçer. Sevdiğim bir senfonidir. Size de tanıtmak istedim.

Müziğin renkleri ruhunuzu boyasın ..
61 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bir adamın dile kolay 58 yıldır beraber olduğu eşine, hayat arkadaşına, sevgilisine, aşık olduğu kadına 82 yaşındayken hastalığından dolayı radikal bir karar alarak hayatlarına son verme kararı almasından sonra ilişkilerinin en başından son ayrılıklarına kadar geçen süre içerisinde erkek tarafından kendi iç dünyasında yaşadıkları, hissettikleri, yaptıkları, yapamadıklarına dair korkusuzca tüm içtenliği ile sarsıcı bir şekilde anlattığı bir itiraf mektubu gibi görünse de aslında kitap bundan çok daha fazlasını içinde barındıran siyasi, toplumsal, varoluşculuk, sosyolizm ile ilgili birçok konuda yetişkinlerin dünyasında varolmaya çalışırken iki sevgilinin yaşamda olduğu gibi ölümde de ayrılmamak için yaşadıkları zor süreci çarpıcı, şaşırtıcı bir şekilde okuyucunun gözlerinin önüne süren bir eser.
61 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitap incelememe üzüntüyle başlıyorum çünkü hem kitap hem de kitabın bu kadar az okunmuş olması beni üzdü.Kısacık ama her sayfası duygu dolu çok naif çok güzel bir eser. Daha çok okunmalı daha çok tanınmalı bence.

André Gorz bu son mektubunda elli sekiz yıldır beraber yaşadığı, hayatında ilk kez aşık olduğu eşine veda tadında bir mektup yazıyor. Karısına olan hislerini tam olarak hiç anlatamamasından duyduğu hüznü bu mektubuyla biraz olsun gideriyor.

Gorz; varolmak istemeyen, aşkın felsefesini anlamayan yalnızca yazma ruhuna sahip bir adamken, karısıyla tanışmasından sonra nasıl kendini bulduğunu ve nasıl aşık olabilecek bir adam olduğunu anlamış oluyor. Karısı her konuda her zaman yanında güçlü bir şekilde destekçi. Ve hatta "Yaz öyleyse" diyerek Gorz'un karısından önce kalemine sarılmasını sorun etmeyecek kadar anlayışlı bir kadın... Ben okurken Dorine'ye gerçekten hayran oldum ve kendisini çok şanslı buldum. Çünkü gerçekten onu çok iyi tanıyan çok seven bir eşe sahip. Elli sekiz yıllık vefakar ve fedakar bir ilişkiyi altmış sayfada okumak bile yetti yaşamak nasıldı kim bilir :) Ben çok yoğun duygularla okudum belli ki Gorz çok yoğun duygularla yazmış. Okuyun derim gerçekten çok seveceksiniz. İyi okumalar:)
61 syf.
·8/10
Kitabın ismine bakıp da aldanmamak lazım. Yazarın biyografisi göz önüne alındığında yazılan mektubun dili ve içeriği anlam kazanıyor, hüzünlü bitecek olan hayat hikayelerinde çiftimizin (erkek bakış açısıyla) ilişkilerinin derinliği ve iç hesaplaşmaları sizin de içinize dönmenize yol açıyor. Kitabı bitirdikten sonra Fatma Barbarasoğlu' nun köşe yazısını da okumanızı tavsiye ederim.
61 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sevgi kaç kişiliktir? Tek taraflı yaşanan gerçek bir sevgi ise diğer tarafın yaşadığı nedir? Hep tek taraftan beslenen sevgi nasıl ayakta durur? Ve en önemlisi sevgiyi ayakta tutan taraf değil de "diğeri" nasıl bu kadar güzel bir özeleştiri de bulunabilir.
Sevdim, çok sevdim...
Okuyun derim ;)
Sevgi'yle
61 syf.
·Puan vermedi
Karısı için onu ne kadar sevdiğini söylemek için mektup şeklinde yazılmış bu kısacık roman çok etkileyici iki insan arasında geçen ömrün en sade ama aynı zamanda en can alıcı şeklinde ki aktarımı beni çok duygulandirdi.
61 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Aktif, dışa dönük, yaşamayı seven hristiyan bir İngiliz kadını ile çekingen yahudi bir Avusturyalı adamın aşkının ürünü bu mektup.
Yazının tamamı için: https://kitapmagarasi.blogspot.com/...ktup-andre-gorz.html
İstediğimiz kadar farklı olalım,
Doğuştan gelen bir tür yara gibi ortak bir yanımızın olduğunu hissediyorum.
Seninleyken beni çeken şey, beni başka bir dünyaya sokmandı. Çocukluğuma damgasını vuran değerler orda geçerli değildi. Bu dünya beni büyülüyordu. Ne mecburiyet ne aidiyet olmaksızın oraya girdiğimde her şeyden kaçabiliyordum. Seninle başka bir yerdeydim, yabancı, kendime bile yabancı bir mekanda. Tamamlayıcı bir başkasılık boyutuna girişi sunuyordun bana - ben ki tüm kimlikleri reddetmiş ve hiçbiri benim olmayan kimlikleri birbirine eklemiştim daima.
Kafka’nın Günce’sindeki bir saptama o zamanki anlayışımı özetleyebilir:

“Sana duyduğum aşk kendinden hoşnut değil.
Seni sevdiğim için kendimden hoşnut değildim.”
“Ben başarının ve kabul görmenin güzelliğinde değil, başarısızlığın ve yıkılışın güzelliğinde rahat ediyordum.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son Mektup
Alt başlık:
Bir Aşk Hikayesi
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
61
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755395210
Orijinal adı:
Lettre à D. Histoire d'un amour
Çeviri:
Alev Özgüner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
"Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum."

Andre Gorz sevgilisi, hayat arkadaşı, hayatının anlamı Dorine'e yazdığı mektuba bu sözlerle başlar. Anlamını tümüyle kavramak için aşklarının hikâyesini yeniden kurması gerektiğini söylerken, bunun bir "vaat", "ömür boyu sürecek bir sözleşme" olduğunun altını çizmeye özen gösterir. Heyecanları, mutlulukları ve sıkıntılarıyla elli sekiz yıl süren bir beraberliğin, birlikte varoluş mücadelesinin hikâyesini duygusal olduğu kadar da düşünsel bir platforma oturtmaktadır. Evliliği bir burjuva kurumu, aşkı da "iki kişinin en az toplumsal olan alanda bir araya gelmesi" olarak değerlendirirken, aşkında bir dinamiği olduğu, değişken koşullara göre yönlendirip uyarlanabileceği gerçeğini keşfeder Dorine'le birlikte....

Gorz, Marksizmi varoluşçu bir yaklaşımla benimsemiş, kuramsal çalışmalarında özellikle yabancılaşma ve özgürlük konularına eğilmiştir. Kapitalizme özgü işbölümünü, dünya kaynaklarının akıldışı kullanımını eleştirerek siyasi ekolojinin ve özgürlükçü sosyalizmin en önemli düşünürlerinden biri haline gelmiştir.

Hayatları boyunca yer yüzündeki haksızlıklar karşısında sessiz kalmayıp, mücadele etmeyi seçen Gorz ve Dorine, Dorine'in uzun yıllar süren acı verici, onulmaz hastalığının ardından radikal bir karar almak zorunda kalırlar: kendi hayatlarına son verme haklarını kullanmak... Böylece, yaşamda olduğu gibi ölümde de ayrılmayacak, "diğerinin ölümünden sonra yaşamak" zorunda kalmayacaklardır...

Her şey gibi aşk, sevgi kavramlarının da içinin boşaltıldığı, çabucak tüketildiği günümüzde bir umut, hatta bir isyan çığlığı gibi karşımıza çıkıyor Gorz'un bu mektubu. Sarsıcı ve hatta yüreğimize işleyen bir çığlık...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 104 okur

  • Simay Ecem UÇAR
  • Atlas~
  • Sema Öztürk
  • Özlem Uçar
  • Tûba
  • Dilan altuğ
  • Tuba Alkıș
  • Elif Nazlıgül
  • Sir Gawain
  • Daisy Yasuo

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%4.3
25-34 Yaş
%65.2
35-44 Yaş
%17.4
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.5
Erkek
%20.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (8)
9
%25 (7)
8
%28.6 (8)
7
%3.6 (1)
6
%3.6 (1)
5
%3.6 (1)
4
%7.1 (2)
3
%0
2
%0
1
%0