Beyefendi kitabına başlamadan önce kendi kendime yarattığım beklentiyi başka hiçbir kitapta yaratmamıştım. Kitap 530 sayfa ama her şey o kadar hızlı oldu ki sanki... Maxim ve Alessia birbirlerine bir anda kapıldılar, bir anda beraber olmaya karar verdiler, bir anda güvendiler ve bir anda birbirlerinden şüphe ettiler... Aralarındaki aşkı o kadar çabuk tükettiler ki ne kitabı ne de karakterleri benimseyebildim.
Ayrıca yazarın Grinin Elli Tonu serisini yakalamaya çalıştığı o kadar belliydi ki... Yani kitapta FSOG serisine ait birçok şey bulunuyordu ve Maxim bir yönüyle tamamen Christian'dı... Yazarın bahsettiğim serisi gibi bu kitap da yetişkin içerikli ama FSOG serisinin beğenilmesinin ve satılmasının sebebi bence bu değildi. Tamamen Christian'dı. Onun gelişimini, zaaflarından vazgeçmeye çalışmasını okurken bir sahnede ağladığımı bile hatırlıyorum ama Beyefendi'de bir karakterin kendini geliştirmesini ya da değiştirmesini görememek beni hayal kırıklığına uğrattı.
Grinin Elli Tonu kitabının onu Grinin Elli Tonu yapan yerleri zımparalanmış, sivri yerleri yontulmuş, erkek karakteri daha normalleştirilmiş ve kadın karakterine daha zor bir hayat verilmiş hali gibiydi bence Beyefendi.
Yalan yok, okurken keyif aldım, çok da kolay okunuyor zaten ama dediğim gibi FSOG serisini okuduktan sonra daha farklı bir kitap beklemiştim sanırım. Grinin Elli Tonu serisini okumadıysanız ya da kıyaslama yapmayacağınıza eminseniz bu kitabı sevme ihtimalinizin daha yüksek olacağını düşünüyorum.