Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 14 Temmuz 2021 09:00 Bir insan neden ölmek ister? Sevgisizlikten mi? Parasızlıktan mı? Yoksa toplumun belirlemiş olduğu güzellik ölçütlerine kendini uygun bulamadığından mı? Peki tüm bunlara sahip bir insan yine de ölmek ister mi? Veronika'nın hikâyesini tam da burada başlatır Paulo Coelho. Kitap kendini bulamamışlığın, kendini gerçekleştirememişliğin verdiği o acı hissiyatla karşılıyor okuru. Daha en başta okurun kendisine dönüp bakmasını istercesine, kitabın bir arayış olduğunu sezdirircesine...
Sayfalar akıp gittikçe Veronika'yı; mutluluğu hep dışta arayan, iç aleminden belki de korkan günümüz insanına benzetmek çok da zor olmayacaktır. Coelho'nun ailesi tarafından aklî dengesi bozuk sanılarak üç kere akıl hastanesine gönderilmiş olması kitabın gerçek yaşamla bağını daha da güçlendirmiş. Bu nedenle okurken kitapla bütünleşmemek imkansız hale gelecektir. Öyle ki bazı yerlerde "Hayır Veronika ölmemeli" ya da "Veronika ölmek istemekte gayet de haklı" dedirterek okuru empatiye yönelten cinsten. Belki de hepimiz tattık Veronika'nın duygularını. Ne dersiniz?
Kitap insan psikolojisi üzerine kurulu olsa da bir olay örgüsü barındırdığından durağan olmaktan kendini kurtarmış. Ayrıca her paragrafta okurun kafasını kurcalayan sorular yaratmakta gayet başarılı. Eleştiren, sorgulayan, sorgulatan bir kitap.
Kitabı kapak tasarımından etkilenerek okumaya başladım. Pişman mıyım? Kesinlikle hayır.
Bu kitabı okumamak belki size bir şey fark ettirmeyecek ama okursanız bir şeyler mutlaka değişecek. Okuyun ki değiştirebilin :))
"Herkesin ne olursa olsun hayatta kalmak için savaşım verdiği bir dünyada, ölmeye karar verenleri anlamak kolay mı?"
Kitapla kalın.