Gönderi

9/10
·482 syf.··
2021 92. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2021 10:29
O’Flaherty’nin pek çok romanı İrlanda halkının acıları hakkındadır. Bu acılar özellikle İngiliz sömürüsünün ve kendi ulusal kimlik ve bağımsızlık mücadelelerin bir sonucudur. 1845 ila 49 yılları arasında meydana gelen kıtlık İrlanda tarihinde en büyük felaket olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak bu felaket İngiliz Hükümeti uygun tedbirleri almış olsaydı büyük oranda önlenebilirdi. Bir buçuk milyon insanın açlıktan ve hastalıktan ölümüne ve bir o kadarının da Amerika, Büyük Britanya ve dünyanın çeşitli yerlerine göç etmesine sebep olan kıtlık Liam O'Flaherty’ın romanında çok canlı bir şekilde tasvir ediliyor. Bu rakamlar o yıllarda ülke nüfusunun yaklaşık yüzde yirmisine tekabül ediyordu. Kıtlık özellikle patates hastalığından meydana gelse de bu trajedide ekonomik, sosyal ve siyasi olaylar da rol oynamıştır. Yazarın romanında vermek istediği mesaj sadece insanların kıtlık karşısında çektikleriyle sınırlı değil kesinlikle, bilakis burada daha önemli bir husus varsa o da İrlanda halkının küllerinden doğarak yeni bir İrlanda’nın oluşum sürecidir, insanların İngiliz hükümetin karşısında bağımsızlık ve adalet savaşıdır. Bir yandan bir halkın yok oluşuna şahit olurken diğer yandan aynı halkın yükselişini okuyoruz. Bu roman da kıtlığın en yoğun olduğu 1940’lı yılların ortalarında bir köyün ve bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Liam O'Flaherty'nin romanındaki gerçek kahramanlar hiç kuşkusuz köylüler ve Kilmartin ailesidir. Romanda yer alan yan karakterler aracılığıyla yazar İrlanda toplumu ve genel olarak kıtlık üzerine olan düşüncelerini okura aktarıyor. Yazar bu kıtlığın İrlanda halkının İngiliz Hükümeti tarafından bir soykırım olarak algılanmasına karşı. Yazara göre bu kıtlığın sebeplerini İrlanda toplumunun kendi içinde aramak gerekiyor. Öncelikle toprak ağalarını (Chadwick karakteri) suçlamakla başlıyor, çünkü bu kişiler para kazanmak dışında çevrelerinde olup bitenlerden bir haber yaşarlar. Aynı şekilde yazar Katolik Kilisesi’ni de eleştirmekten geri kalmıyor. Özellikle Rahip Roche karakterinin düzen ve kanuna karşı her türlü tehdidi reddetmesi fazlasıyla eleştiriyor. Yazarın kendisi açıkça baskıcı bir güç karşısında fiziksel müdahalenin kaçınılmaz olduğu görüşünü savunuyor. Kıtlık zamanında kitaptaki Rahip Geeland ve genç İrlandalılar bu görüşü destekler nitelikte hareket ediyorlar. Yazar bir dereceye kadar İrlanda köylüsünün birçoğunun sefil yaşamlarını değiştirmek konusunda istekli olmadığı görüşünün ortaya koyuyor. Burada İrlanda köylüsüne olan kızgınlığını açıkça dile getirmekten geri kalmıyor. Kilmartin ailesi romanın merkezinde olup roman boyunca yazarın mesajını bize taşıyor. Kilmartinler küçük bir çiftçi ailesidir. Birkaç dönüm topraklarıyla birlikte domuzları, koyunları, tavukları ve bir inekleri vardı. Bu durum onları pek çok aileden ayırıyor. Çünkü vadideki pek çok ailenin temel besini patatestir. Kilmartinlerin de başlıca besinleri patates olsa da kendileri toprağı ekip biçer, hayvancılık yaparlar. Arazilerini kiraya verirler, sebzelerini markete satarak para kazanırlar. Diğer ailelere kıyasla Kilmartinlerin durumu son derece iyidir. Kıtlık öncesi İrlanda köylüsünün tek besin kaynağı patates oluşturuyordu. Bu yüzden kıtlığın en yoğun hissedildiği dönemde bu aileler ellerindeki tek yiyecek kaynağını kaybedince doğal olarak varlıklarının temeli de sarsılmış oldu. Yazarın diğer insanlara göre nispeten hali vakti bir aileyi seçmiş olması oldukça manidardır. Kilmartin ailesinden daha yoksul insanların sefil durumlarını değiştirme gibi bir fırsatı yoktur. Hepsi dışarıdan gelecek yardıma bel bağlamış durumdadırlar. İrlanda halkının kendi kaderini değiştirebilecek kadar cesur olmalarını göstermek adına yazar böyle bir aileyi seçmiş olabilir. Çünkü Kilmartin ailesinin her üyesi çalışkan, cesur ve akılcıdır. Büyük Kıtlık İrlanda tarihinde çok önemli bir olay olarak görülür. Kıtlık öncesi toplum kıtlıktan sonra modern hale gelmiştir. Kilmartin ailesi de eski ve yeni düzenin arasındaki mücadelenin vücut bulmuş halidir. Aile de iki kutba ayrlmıştı. Bir yandan yaşlı kuşağı oluşturan Brian, Maggie and Thomsy varken diğer yandan ailenin genç üyeleri Mary, Martin and Michael vardır. Bu iki kutbun en önemli karakterleri evin yetmiş bir yaşındaki babası Brian ve ailenin gelini Mary’dir. Brian ve Mary arasındaki çekişme, eskiyle yeninin, gelenekle modernitenin bir mücadelesidir. Her iki karakter de çok güçlüdür. Brian çok çalışkandır, ömrünü ailesinin refahı için harcamış, yaptıkları için saygı beklemektedir ve sahip oldukları her şeyi kaybetme korkusuyla yaşamaktadır. Gelini Mary ise değişen düzene ayak uydurmaktan yanadır, evin idaresini eline almaya çabalar, çünkü ona göre yaşlıların gittikleri yol yol değildir. Şahsen ben her iki karaktere hak vermekle birlikte Mary’nin eylemlerini daha rasyonel buldum. Roman bu iki karakterin eylemleri ve düşünceleri arasına sıkışmış durumdadır, ama her ikisi de çok güçlü karakterlerdir. Öyle ki Mary evin idaresini üzerine aldıktan sonra Brian bile bu durumdan hoşnut kalır. Kilmartin hanesindeki bu değişiklik elbette ki İrlanda’nın yeniden doğuşunun bir simgesidir. Yazar belki İrlanda’nın Mary gibi bulunduğu durumu değiştirebilecek hırslı ve enerji dolu karakterlere ihtiyacı olduğunu göstermek istiyordu. Yaşlı adam ve Mary arasındaki ilişki romanın ana temasını oluşturuyor. Bu ilişki roman boyunca değişir. Brian kendi düzeni, yani eski düzenin yok olacağını ve yeni düzenin yani Mary’nin düzeninin galip geleceğini anladıkça Mary’yi takdir eder. Bu durumda Mary yeni bir İrlanda’nın, kendisini ezenlere karşı savaşabilecek güçlü bir İrlanda’nın vücut bulmuş haline gelir. Neticede bu roman her ne kadar Büyük Kıtlık üzerine olsa da ben kıtlıktan daha önemli bir meselenin ele alındığı kanaatindeyim. Çünkü kıtlığın olduğu sırada köyde yeterince yiyecek bulunuyordu, ancak insanlarda yiyeceği elde edecek para yoktu. Kıtlık herkesi eşit şekilde etkilemedi. Sıradan halk açlıktan ölüyorken rahiplerin ya da arazi sahiplerinin durumları gayet iyiydi. Yazarın bence asıl vermek istediği mesaj İrlanda halkı için. Yazar, İrlanda’nın güçlü bir ulus olabilmesinin tek yolunun eski alışkanlık ve gelenekleri bırakıp idareyi yeni fikir ve hırslarla dolu gençlerin eline vermekten geçtiğini tezini savunuyor. Yazar bunu da yukarıda bahsettiğim Brian ve Mary karakterinde çok güzel hikâyeleştiriyor. Okumaktan kesinlikle pişmanlık duyulmayacak, son derece akıcı ve sade bir dille yazılmış bu kitabı sahaflarda görürseniz kaçırmayın derim.
Edebiyat
KıtlıkLiam O'Flaherty · E Yayınları · 1973184 okunma
··
1.670 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yine ilgi çekici bir romanla tanıştırmış oldunuz, emeğinize sağlık olsun Necmettin Bey.
n
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Sibel Hanım, var olun🙏🌼