Puan vermedi·406 syf.····Okunma: 20 Temmuz 2021 20:00 Suç ve Ceza ile Kumarbaz kitaplarını okuduktan sonra Dostoyevski hayranlığım tavan yapmıştı. Ama galiba okuduğum ilk kitabı Ezilenler olsaydı bu kadar hayran kalmazdım. Kitap kötü demiyorum ama diğer kitaplarının biraz gerisinde kalmış bana göre. Kitap genelde, toplumda hep aşağılanan ve hor görülen insanların, zengin ve nüfuzlu kişiler tarafından ezilişlerini anlatıyor. Özelde ise karmaşık aşk hikayeleri ve aile ilişkilerine vurgu yapıyor.
Konuyu kabaca özetlersek; Vanya fakir bir yazardır. Anne babası ölünce Nikolay Sergeyiç kendisine bakmış ve büyütmüştür. Vanya, Sergeyiç' in kızı Nataşa'ya aşık olmuştur. Nataşa ise kötü kalpli Prens'in oğlu Alyoşa' ya aşıktır. Alyoşa da sözde Nataşa'yı sever ama babasının etkisinde kalınca aşkları çıkmaza girer. Ana olaylar bunun üzerinden ilerlese de Vanya'nın ölümüne şahit olduğu yaşlı bir adamın torunu olan Nelly ile yollarının kesişmesiyle yan olaylar devam eder.
Bir kitabı okuduktan sonra şöyle bir 15-20 dakika beni düşündürmüyor, bazı şeyleri sorgulatmıyorsa genelde beğenmemiş oluyorum. Ezilenleri yaklaşık bir iki saattir okudum ve hala düşünmeme neden oluyor. Bir insan gerçekten aklını, mantığını tamamen devre dışı bırakıp birine kör kütük aşık olabilir mi? Hele ki bu kişi gayet aklı başında, zeki, olgun bir kız ve aşık olduğu kişi ise bir çocuktan farksız, bencil, saf, iradesiz, çabucak başkalarının etkisi altında kalan biriyse? Bana sorsalar böyle bir şey mümkün değil derim ama işte Nataşa, tüm olumsuz yönlerine rağmen Alyoşa' ya aşık oluyor. Zaten sırf bu saçma aşk yüzünden kitaba bir türlü odaklanamadım başlarda. Çünkü ben Alyoşa gibi birini asla sevemem diye düşündüğüm için Nataşa'yı bir türlü anlayamıyorum. Neyse galiba kalp ipleri ele alınca akıl ve mantık susup bir köşeye çekiliyor. Çünkü öyle olmasa Vanya da karşılıksız bir aşkı bu kadar vefa ve sabırla sürdüremezdi. Vanya kitapta Nelly'den sonra en sevdiğim karakter. Vanya çocukluğundan beri Nataşa' ya aşık ve ölünceye kadar da ondan yardımını esirgemeyen biri. Nataşa gözünün önünde Alyoşa ile beraberken Vanya onlara yardımcı oluyor, mutlu olmaları için elinden geleni yapıyor. Kısacası sevdiği için aşkından vazgeçiyor.
Sürekli "nasıl Vanya gibi birini bırakıp Alyoşa' ya aşık olabilirsin Nataşa" diye sitem ederek okudum kitabı. Zira kitap tam olarak "aşkın gözü kördür" deyiminin karşılığı bana göre.
Ayrıca tüm karakterler bir yana Nelly bir yana. O kadar güzel işlenmiş ki en sevdiğim o oldu. Hayat hikayesi beni çok etkiledi, zaman zaman ağlamama neden oldu. Nelly'yi anlatmaya çalışmayacağım, çünkü küçük, hasta, gururlu, dik başlı Nelly'yi ancak okuyarak anlayabiliriz.
İlk defa Dostoyevski okuyacak olanlara önermesem de okunmaya değer bir kitap. Keyifli okumalar.