Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Öncelikle çok derin bir tarih ve edebi bilgim bulunduğunu söyleyemem ama kitap okumayı seven ve kıyaslamalar yapabilen biri olarak size kitabı biraz anlatabilirim. Ezilenler benim için diğer Dostoyevski kitapları kadar ağır ve süslü değildi kitabın akan bir dili vardı ve sayfalarca sürüklendiğimi söyleyebilirim . Kitap iki farklı hayatın ve hikayenin birbirini etkilemesi ile birleşiyor. Kitabın orta sayfalarına kadar iki aşığın hikayesini okurken yarısından sonra hayatını gururuna adamış bir kızın hikayesini okuyorsunuz ve kitabın sonunda bu iki farklı hayat bir şekilde birbirini etkiliyor. Kitabın bana çok derin duygular hissettirdiğini söylemeden geçemem. Bana kalırsa kitabın müthiş bir karakter sentezi var. Konuşmalar olsun karakterin davranışları olsun herkes özümseyebileceğiniz yapıda. Böylesine özümsediğiniz bir kitapta da etkilenmemek olağan değil . Herkese tavsiye ederim.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
Puan vermedi·406 syf.··
2021 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2021 20:00
Suç ve Ceza ile Kumarbaz kitaplarını okuduktan sonra Dostoyevski hayranlığım tavan yapmıştı. Ama galiba okuduğum ilk kitabı Ezilenler olsaydı bu kadar hayran kalmazdım. Kitap kötü demiyorum ama diğer kitaplarının biraz gerisinde kalmış bana göre. Kitap genelde, toplumda hep aşağılanan ve hor görülen insanların, zengin ve nüfuzlu kişiler tarafından ezilişlerini anlatıyor. Özelde ise karmaşık aşk hikayeleri ve aile ilişkilerine vurgu yapıyor. Konuyu kabaca özetlersek; Vanya fakir bir yazardır. Anne babası ölünce Nikolay Sergeyiç kendisine bakmış ve büyütmüştür. Vanya, Sergeyiç' in kızı Nataşa'ya aşık olmuştur. Nataşa ise kötü kalpli Prens'in oğlu Alyoşa' ya aşıktır. Alyoşa da sözde Nataşa'yı sever ama babasının etkisinde kalınca aşkları çıkmaza girer. Ana olaylar bunun üzerinden ilerlese de Vanya'nın ölümüne şahit olduğu yaşlı bir adamın torunu olan Nelly ile yollarının kesişmesiyle yan olaylar devam eder. Bir kitabı okuduktan sonra şöyle bir 15-20 dakika beni düşündürmüyor, bazı şeyleri sorgulatmıyorsa genelde beğenmemiş oluyorum. Ezilenleri yaklaşık bir iki saattir okudum ve hala düşünmeme neden oluyor. Bir insan gerçekten aklını, mantığını tamamen devre dışı bırakıp birine kör kütük aşık olabilir mi? Hele ki bu kişi gayet aklı başında, zeki, olgun bir kız ve aşık olduğu kişi ise bir çocuktan farksız, bencil, saf, iradesiz, çabucak başkalarının etkisi altında kalan biriyse? Bana sorsalar böyle bir şey mümkün değil derim ama işte Nataşa, tüm olumsuz yönlerine rağmen Alyoşa' ya aşık oluyor. Zaten sırf bu saçma aşk yüzünden kitaba bir türlü odaklanamadım başlarda. Çünkü ben Alyoşa gibi birini asla sevemem diye düşündüğüm için Nataşa'yı bir türlü anlayamıyorum. Neyse galiba kalp ipleri ele alınca akıl ve mantık susup bir köşeye çekiliyor. Çünkü öyle olmasa Vanya da
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
Ezilenler
7/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2020 03:16
Eserlerimi tasarlayıp, nasıl kaleme alacağım konusunda hayaller kurmak, oturup onlara yazmaya başlamaktan daha çok hoşuma gidiyordu. İleri ki mutluluğumu şimdi acı çekerek haketmem gerek. Zaten geçmiş insana hep hoş görünür.
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
YAANİ...
6/10
·406 syf.·
2021 37. kitabı
Eveeeet, işte muhteşem bir Dostoyevski eseri...diyemem. Sanki biraz “yazmam gerekiyordu, yazdım” gibi olmuş. Öngörülebilir kurgu, sona bırakılan asıl sürpriz ile beklentiyi tam vermiyor. Üstelik yazım dili de beklentinin altında. Yani Ezilenler’i tipik bir Dostoyevski romanı (kalemi) olarak betimlemem doğru olmaz. Fakat; sizi sıkmıyor, akıcılığı (her şeye rağmen) gayet başarılı ve sıradan değil. Dediğim gibi eleştiri; Dostoyevski’den oluşan beklentiden kaynaklı. Dostoyevski’yi ilk defa okuyanların, onun yeteneğini yanlış yorumlamasına neden olabilir. Diğer eserlerine göre nispeten yüzeyde kalmış ana kahraman, olayların etrafında dönüp dönüp durmakta hatta çok kere de bir “kurtarıcı” olarak kurguyu birbirine bağlama işini de üstlenmekte. Velhasıl, “iyi ki okumuşum” tadında değil. Tekrar okur muyum?...zannetmiyorum.
1000Kitap
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
10/10
·406 syf.··
2021 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2021 20:30
Ezilenler kitabını Dostoyevski sürgün dönüşünde yazmıştır . Kitap yaşlı ve yoksul bir adamın ısınmak için girdiği bir dükkanda ölmesi ile başlıyor. Çok ilginç bir yazar Dostoyevski, bir işi yapıyorsa tam yapıyor cidden. Bir gün St. Petersbur'a gittiğimde uğrayacağım ilk 3 yerin arasına girer Dostoyevski müzesi, tabii ki sonra da Ermitaj müzesi geliyor. St. Petersburg sokaklarında yazarın kaleminden çıkan yerlerdeymişim gibi düşünüp bir yürüyüş yapmayı çok isterdim... Kitaba gelirsek, oldukça akıcı olan bu eseri merakıma yenik düşerek okumaya devam ettim ve mutlu ayrıldım. Kitabın son sayfaları oldukça etkileyiciydi, özellikle Nelly'nin ismi geçen her yer üzücüydü. Mutlaka okunması gereken bir eser.
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
Ön yargıyla başlayıp ilerleyemediğim sonrasında ise bir oturuşta okuyup bitirdiğim bir kitaptın. Etkileyiciydin ve beni üzdün sevgili romanım .. Ahh Nelly....
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
10/10
·406 syf.··
2021 6. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2021 16:11
spoiler içerir. Kitap bende sanki bir dizide ya da bir tanıdığımın başından geçmiş izlenimi bıraktı. Karakterlerin acıları, ızdırapları ve sevinçleri çok içten ve gerçekçiydi Vanya, kitapta en sevdiğim karakterdi. Nataşa'ya olan düşkünlüğünü, ona iyi bir dost olmasını taktir ettim. Vanya'nın yeri bende apayrı kalacak. Vanya'nın olgun ve karakterli biri olduğunu düşünüyorum. Nataşa ile Vanya olsaydı keşke :) Sürekli Nataşa için çırpındı resmen ❤ Çok etkilendim. ⚘ Nataşa ise Alyoşa'yı -tıpkı Vanya gibi güçlü bir bağ ile- seviyordu. Ama Alyoşa bana saf olsa bile bazı zamanlar çok sinir bozucu geldi. Örneğin, Nataşa'nın yanına 4 gün uğramıyor ve bunu akıl edemiyor olması. Alyoşa kitapta denildiği gibi biraz havai. Her şeye rağmen sayfa 207 de babasına ilişkilerini savunmasını taktir ettim. Hatta bu hareketine şaşırdım bile. Ama yine de Nataşa'ya olan hisleri gerçek olsa bile sadakate sahip değil. Prens, nedense bana Kardeşlerim dizisindeki Akif Atakul karakterini hatırlatıyor. Dizi olsa bu karakter olurdu bence :) Böyle bir adamın Alyoşa gibi saf bir oğlu olması ancak bir imtihan olsa gerek :D Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste :)) Gerçekten paragöz ve zevk düşkünü. Zaten kitapta kendisini yeterince güzel tanımlıyor; benim kimsenin hatırı için çıkarından vazgeçmeyen bir adam olduğumu herhalde anladınız. Nataşa da kimi zaman kendimi buldum. Özellikle Vanya ile konuşma biçimi ve içe dönük olması beni bu karaktere daha çok yaklaştırdı. Alyoşa için ailesini hiçe sayması ve babasının tutumu çok güzel işlenmiş diye düşünüyorum. Bu olayı bir Türk ailesi yaşamış gibi hissettim. Akıcı ve okunmaya değer güzel bir kitap
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
Puan vermedi·406 syf.··
2020 1. kitabı
Kitabı anlamak için okumaya gerek yok bence. Günümüz Türkiye adelet sistemini anlatmış, etrafınıza yada gazetelere bakın görürsünüz. Kızı canice katledilen babaya, davadan vazgeç diyen milletvekili. Arabayla polise çarparak şehit eden, zengin oğlunun hapse girmemesi vs.. Maddi olarak fakirsen, millet vekili yada bakan akraban tanıdığın yoksa, haklı olsan bile ezilirsin bu adelet sisteminde.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 202023,8bin okunma
KALBE ZARARLI BİR ADAM DOSTOYEVSKİ ve EZİLENLER'i
8/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2021 02:09
Bir yazar 1861 yılında, sürgünde hapis olarak geçirdiği senelerin ardından bir kitap yazıyor; bense yazıldıktan 160 sene sonra bu eseri okuyup diyorum ki ''sen nasıl bir psikoloji içindesin, sen gerçek bir hastasın Dostoyevski'' Değerli arkadaşlar, kitabı gece 02.30'da bitirdim ve uyumak için yattığımda yarım saat kitabı düşündüğümü fark ettim , uyuyamadım. Bir konuda anlaşalım; şu an çok mutluysanız, hiçbir sorununuz yoksa sakın Dostoyevski okumayın , zaten anlayamazsınız. Dostoyevski okumak, bile bile göre göre mutsuzluğu hissetme çabasıdır, karamsarlığı içine almaktır, depresyon uçurumunun kenarlarında gezmektir. O'nu okumak istiyorsanız bir şeye hazır olun; kalbinizin kırılmasına. Kalbim çok kırıldı, Dostoyevski kalbimi çok kırdı. Uzun bir inceleme olacak arkadaşlar, çünkü söylemek istediğim o kadar çok şey var ki, nasıl toparlayacağımı bilemiyorum ama yine de deneyeceğim. Dostoyevski hakkında az çok bilgi sahibi olanlar siyasi söylevleri nedeniyle bir dönem sürgüne gönderildiğini bilirler, orada yaklaşık on sene kalıp cezası bitince tekrar yazarlığa devam etmek isteyen Dostoyevski, ben daha ölmedim dercesine bir kitap yazıyor. Şimdi bu kitap klasik bir Dostoyevski kitabı. Peki klasik bir Dostoyevski kitabı nedir? En basit tanımla, psikolojiyi alt etmektir . Kitapta kötü olan bir karakterin betimlemesi, tahlili öyle bir kalemle yazılmış ki o kötü karakterin içinde kendimizi bulabiliriz, çünkü Dostoyevski çok dürüst bir yazar, iç hesaplaşmasını, iyi-kötü özellik olarak farkı gözetmeksizin karakterlerine yüklüyor ve hem kendisiyle bir karakteri üzerinden hesaplaşıyor, hem de bize olduğumuz, içimizde gizli saklı kalan kötü yerlerimizi tokat gibi yüzümüze vuruyor. İşte bu sebeple Dostoyevski okumak zordur, çünkü kendisiyle yüzleşmekten korkan, kendisini kandıran
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
8/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2019 96. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2019 09:36
Dostoyevski' nin 1861 yılında yayımlanan, elli sayfası haricinde eserin tamamını beğenmediğini belirttiği, kendisine çıkış yaptıran, çıktığı dönemde oldukça fazla eleştiriler alan ancak devamında en çok okunan eserlerinden biridir. Zıt kutuplardaki insan karakterlerini ele alarak, çoklu aşk denkleminde bu zıt kutuplardaki insanların sergiledikleri tutum ve davranışları size yansıtır. Okuduğum her kitapta mutlaka kendime bir karakter seçer ve bununla özdeşleşir kitap bitinceye kadar kurgunun içerisinde o karakterle varolmaya çalışırım. Lakin bu kitapta sevgili Dosto' cuğum bana seçme şansı bırakmadı. Her bir karakter öyle güzel işlenmiş ki romanın içerisinde, bende resmen çoklu kişilik bozukluğu yarattı... Kör aşık Nataşa, aptal aşık Alyoşa, gereksiz sabırlı ve vefalı aşık Vanya, saf, sadık, istemem yan cebime koy modunda ki aşık Katya, hilekâr, kötülüğün bilincinde, bilinçli olarak kötülüğü tercih etmiş, sistematik bencil, hedonizmin zirvesinde ki karakter Prens Valkovski, dürüst, iyi bir baba, güvenilir ve sadakat denilince parmakla gösterilen adamlardan olan Nikolay Sergeyiç, zavallı, hastalıklı, küçük yaşta feleğin sillesini yemiş Nelly, aşık olacağı adamı tanıyamamış, kandırılmış ama aptal aşık olmayan Nelly'nin annesi, çok sevip güvendiği evladı tarafından ihanete uğramış Nelly' nin dedisi yaşlı adam... Bu karakterlerden hangisinin yerine koyarsanız koyun kendinizi onu anlayıp onunla özdeşleşeceğiniz mükemmel anlatımı olan enfes bir kitap... Dostoyevski' nin eserlerinde en sevdiğim yan romanın içinde mutlaka kendisine rastlama şansımın olmasıdır. Burada da Vanya olarak karşımıza çıkar. Bu kitapta beni en çok etkileyen içine ana hikayeyi destekler nitelikte yerleştirilmiş olan sonrasında ana hikaye ile bir şekilde bağlantı kurulan ikinci hikaye Nelly'
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.