Yorumlar ve İncelemeler

"Aşk bir insanı olduğu gibi kabullenmek değil de nedir?"
Puan vermedi·368 syf.··
2019 64. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2019 02:01
(Spoiler içerir) Bu kitap, Dostoyevski’nin okuduğum dördüncü kitabı. Beni derinden etkileyen bu hikaye ile ilgili içimden geçenleri, bu müthiş hikayenin uyandırdıklarını sizinle paylaşmak istiyorum. Romanın isminden de anlaşıldığı üzere maddi zorluklar ile mücadele eden, sağlık ile ilgili problemleri bulunan, zengin ve “üst kesim” diye nitelendirilen kişiler tarafından, hakları yenen, ezilen insanların hikayesi bu. O kadar gerçek bir hikaye ile karşı karşıyasınız ki, sanki birisi size biyografisini anlatıyor da onu dinliyorsunuz gibi. Zaten Dostoyevski’nin kendi yaşamından, yaşadıkları birtakım olaylardan da izler taşıyor gibi bu hikaye. (Belki de tamamen öyle, bilemiyorum). Kitapta, insanlığı, hem nasıl böyle yüce gönüllü ve muhteşem varlıklar olabileceğini hem de ne derece alçalabildiğini gördüğümüz, üzerinde çokça düşünülmesi, konuşulması, kafa yorulması gereken o kadar fazla şey var ki, muhtemelen bir incelemeye sığmaz :) Bunun için benim daha çok üzerinde duracağım konu, hikayemizdeki kahramanların farklı farklı aşkları olacak. Nasıl başlayacağımı bilemiyorum, çocukluktan beri aynı evde yetişen Vanya ve Nataşa’mız var ilk olarak. Nataşa çok kibar, güzel ve bilgili bir kız, Vanya’yı kardeşi gibi seviyor, yakın bir dostu gibi. Vanya’nın onu kardeş gibi sevmediğinin farkında, ama gönlü babası ile büyük bir kavga sonucu yolları ayrılan Prens’in oğlunda. Üstelik onu öylesine seviyor ki, gözünü karartıp, ailesini karşısına alıp ona kaçacak kadar. Tabi böyle çok sevdiği Prens’in oğlu Alyoşa’sı onu ne kadar seviyor, aşkına ne derece layık göreceğiz… Alyoşa, genç bir delikanlı, Nataşa’yı deliler gibi sevdiğini iddia eden onsuz yaşayamayacağını sürekli dile getiren, babasının ve babasının onu evlendirmek istediği kızın karşısına çıkarak, Nataşa ile evleneceğini
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 78. kitabı
Aşk uğrunda maşuktan vazgeçilir mi? Aşk için nelere katlanıyor ve neleri göze alıyor insan? Evet bu kitapta aşk üzerinden birçok konuyu muazzam bir tarzda satır aralarını işlemiş yazar. Birçok yerinde duygularınıza hakim olamayacaksınız. Ve birçok yerinde sorgulama yapacağınız harika bir eser... Dostoyevski burada ahlaki çürümüşlüğü, ezan ve ezilenin duygusunu, toplumsal sınıf farkını aşk duygusu üzerinde kaleme almıştır. Daha öncesinde okumuş olduğum ve favorim olarak seçtiğim Karamazov Kardeşler kitabındaki Alyoşa karakteri iken. Bu kitapta sevmediğim bir karakter olarak başka bir Alyoşa çıktı karşıma. Her kitapta olduğu gibi Ezilenler kitabında da favori karakterlerim Vanya ve Nataşa olmuştur. Kitap hakkında, içerik noktasında, pek bilgi vermeyerek burda düşüncelerimi sonlandırmak istiyorum. Ne ezilenler olun ne de ezen olun. Kitapla kalın :)
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 20:12
Güzel bir Dostoyevski klasiği. Hikayeyi beğenerek okudum. Hep keyifle okumuşumdur Dostoyevski’yi. Bu kitaptaki hikaye belki tanıdık gelebilir, belki çok farklı bir konu gibi gelmeyebilir fakat yazarın sanatı burada kitabı çekici hale getiriyor. Aşkın, zengin fakir diye ayırmadığı her dönemde yaşanırken prens oğlu Alyoşa ile çiftlik kahyasının kızı Nataşa’nın aşkı da kitapta yaşanıyor. Kitabın sonuna doğru biriken duygu yükünü hissedebiliyor insan. Aşk mı, para mı diye sorulmadan yaşanılan aşklar her zaman kazanır. Keyifli okumalar.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2020 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 17:13
Kulak verin Dostoyevski ye ezilenlerin sesini duyacaksınız çünkü yüreğinizi burkan ruhunuzu ezen tellere dokunuyor. O tepeden bakanlara bir daha nefret duyacak ama ezilenlerin ruhunu yücelten acılardan onların ucuz mutluluklarına beslenecek kini bile çok göreceksiniz . Aah Vanya önünde aşk , acı , merhamet diz çöktü . Sahi Vanya sen gerçek misin ?
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
9/10
·368 syf.·
2019 7. kitabı
Ah Dostoyevski, biz seni değil sen bizi okuyorsun. İnceleme yapmayacağım, kitabın etkisi altındayım, beğendiğim bir incelemeyi paylaşmak isterim, güzel olmuş kalemine sağlık. #36658145
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
Puan vermedi·368 syf.·
2020 178. kitabı
Daha en başından, bütün merakları üstüne çektiği karakteri hemen harcadı. Klasik Dostoyevski. Yazarken çekinmiyor. Şaşırtmayı seviyor. Ve yine Dostoyevski bu ; kitabı okurken ya ezen ya ezilen olarak -kaldı ki iki taraf da ona göre masum ve günahsız değil! - çok ağır ithamlarla kendinize rastlayıp pay biçeceksiniz. Bi alıntı vardı " Bazı insanları makamları yüceltir. Bazıları ise bulundukları makamı yüceltir. " Ezenler, yoksulun sırtından geçinenler bizim çok bilinen Şairimiz Nazım'la aynı görüşte değerlendiriliyor kitapta : Bu dünyada bu zulüm senin sayende” Ve hala açsak, yorgunsak, al kan içindeysek Ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak -kabahat senin demeye de dilim varmıyor ama- Kabahatin çoğu senin canım kardeşim. " Evet öyle. Kabahatin çoğu ezilenin. Ezilmek dokunmuyor çünkü ona , bu ezilme zorlarına da gitmiyor... Ezildikçe sevgi anlayışları bile değişiyor. Bakış açıları. Dostonun en sevdiğim yanı şu ; binlerce pisliği yüzümüze vururken, evet evet binlerce pisliğimizi. Bize bu pisliği nasıl temizleyeceğimizi de, adeta hastaya reçete verir gibi veriyor yine bu kitapta. kalp diyor. Kalbim rahatsa ben de rahatım. İnsanlar bir kalbi olduğunu unuttu. Ya da "insanların da birer kalbe sahip olduğunu". Bize o kalbi hatırlatıyor. Kitabın tam da derebeyliğinin kalktığı dönemde yazılmış olması da asla bi tesadüf değil. Kitabın etkisinden hala çıkamadım. Yazdıklarım uçuk kaçık şeylermiş gibi gelirse diye bu açıklama. Siz de okuyup bitirdikten sonra bana hak vereceksinizdir.. Şüphem yok. Çok heyecanlı başlayıp, ortalara doğru sakinleşen, sonlara doğru yine heyecanın doruğa ulaştığı, ama nasıl oluyorsa merağın asla dinmediği, yine yazılanların en iyilerinden bi kitaptı. Ha bu arada bunları yazdım diye konu zenginlik fakirlik Yönetim vs. sanmayın sadece. Aşk,
1000Kitap
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
Puan vermedi
Bir tarafta geçimini makalelerle, gazete yazılarıyla sağlayan, aşkın bir anlamda özveri olduğuna inanan bir genç; diğer tarafta yeni bir dünya kurmayı amaçlarken elindekileri de kaybeden, imkansızın peşinden koşan, daha da kötüsü babasını üzen bir kız. Yoksulluk içinde bir ömür süren, annesini kaybeden, yürekleri yakacak bir şekilde hayata gözlerini yuman bir yavru... Gözünü bürüyen para hırsı için iki gencin geleceğini karartan, entrika, dalavere ve ayak oyunlarını kendine meslek edinen, iki yüzlü, tehlikeli bir tip... Ayakları üzerinde duramayan, kararsızlık içinde kıvranan, labirentteki fare misali koşturan, şıpsevdi bir zavallı... Evet, "Ezilenler", zıtlıkların uyumu, Romantizm’le Realizm’in bir potada eritildiği bir roman. Teori ve pratiğin çok farklı kavramlar olduğunu gözler önüne seren canlı bir örnek. "Ezilenler"i okurken, bir yandan gözleriniz yaşaracak, diğer yandan hayatın acı gerçekleriyle yüzleşeceksiniz. "Ezilenler", her insanın ayrı bir dünya olduğunu gözler önüne seren bir şaheser, sayfaları heyecanla çevireceğiniz bir klasik.
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
Ezilenleri okurken; sefaleti, açlığı, yalnızlık korkusunu, aile bağlarını, sınıf farkını ve fedakarlığı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bana göre üst tabaka ve alt tabakanın meselesinin ön tarafta olduğu ancak perde arkasındada yine klasik Dostoyevski tarzında başka psikolojik analizleri barındıran Ezilenler eseri vicdanınız daki ezilip olgunlaşmamış toprakları fethetmek için okunması gereken en başarılı eserlerden biri.
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2020 00:19
Çok guzel bir kitap, konusu gercekten ilgi cekici. Benim bu kitapla ilgili dusuncem sadece cok asiri masalcı anlatmis olması, olayları cok uzatmis ama yinede super :)
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2019 20:05
Insanın duygularına hakim olamayacağı bir kitap heralde;benim için öyle oldu.Yazar naratörü çok güzel bir şekilde kullanmış ki kitabın son fazlarına doğru ağlama sekanslarım başladı.Tek üzüldüğüm şey yaşanması gereken bir olayın anlatılmadan sonlandırılması oldu. Çok beğendim,üstad yine yapacağını yapmış.Ruhu şad olsun...
Edebiyat
EzilenlerFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 201823,8bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.