·140 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Temmuz 2021 12:26 On binlerce yıl önce de zamanının "batısı" sayılan medeniyet beşiğinde Avrupa kıtasına mecburi göçler okunur tarih sayfalarının artta kalan buluntularından.
Tarihçilere göre göç gömleğini sırtına geçirip buradan ayrılan insanlar bugünkü batıda, evlilikler yapıp uygarlıklar kurmuşlar.
Yüzlerce asır önce insanları mecburi göçe zorlayan etkenlerin çok azını biliyoruz.
Günümüz göçlerine de siyasi veya politik gözlerimizle bakıyoruz sadece. Duymuyor, hissetmiyoruz yüreğimizle. Talibandan kaçıp geleni gönderebiliyoruz "dinin koruyucu cihatçılarının"(!) kan damlayan kılıçlarının, silahlarının gölgesine. Diğer yandan Avrupa'dan yardım beklentisi ile başka bir millet olan Suriyelileri eşit vatandaş statüsünde değerlendirebiliyoruz.
Toplumsal yaraların içinde didinen bir ülkede göç olaylarını, işgal, yıkım, kesilen ağaçlar, tahrip edilen deniz ve doğal kaynakların yok edilmesi ile birlikte sunmuş eseri Livaneli.
Bana göre; göç yolunun bugünkü sahipleri gün gelecek kaynakların tükenmesi ile yeni göç güzergahlarında taban tepecek olmalarıdır eserden çıkarılması gereken. Bugün Afgan, Pakistan, Suriyeli ,yarın Anadolu insanı.
Livaneli sosyal konuların bir çoğunu birlikte ele alıp "nasıl denir" uyandırmayı düşünmüş zihinleri diye düşünüyorum.
Konunun aşinası bir okur olarak severek okudum kitabı.
Keyifli okumalar..