Herkesin çok okunan kitaplarda gördüğü ve çok okunduğu için kesin güzel bir kitaptır diye okuduğum ama fiyasko çıkan kitaplar serisinin 2. Kitabı ile başlamak istiyorum. Bilinmeyen bir kadının mektubu....
Kitap adından da anlaşılacağı üzere okuyan kişinin yazan kişi hakkında hiçbir şey hatırlamadığı bilmediği bir kadını ele alıyor.Yani kitabın adı ne olsun diye düşünseler düşünseler bunun kadar cuk oturan bir isim bulamazlardı. Bu kitap nefretimi kazanan ikinci kitap olmayı sürdürürken neden nefret ettiğime de kısaca degineyim. Bir insan düşünün bir yerde ya da birkaç farklı yerde gördüğünüzde bile size aşinalık yaratan bir yüz olarak beyninize kaydediliyor. Bu yüzü uzun zaman görmeseniz bile yaa bunu nereden tanıyorum hissine kapılıyorsunuz en kötü ihtimalle. Ama bu erkek karakterimiz beyni bir kuşunkinden bile kötü olmakla beraber sanki beyninin 3 GB saklama alanı varmış gibi komşusunu, karşısına sürekli çıkan gittiği çoğu yere giden , evine aldığı, seviştiği hatta çocuk yaptığı kadını hatırlamıyor. Ve maalesef ki mektubu yazan zavallı kadın kitap boyunca kim olduğunu anlatmaya çalışa çalışa kendini parçalıyor, belirli triplere girerek ona duygularını yazıyor.. Adamın giydiği ceketten pantolona her şeyi kafasında tutmuş saniye saniye olayları anlatırken ve yine adama sen sana şunu yapan başkasını bulamazsın tripleri atarken adam mektubun sonunda bu kadın da kim diye düşünüyor. Yani kolay sinirlenen bir yapınız varsa bu kitap sizin için zaman kaybıdır. Gerçi buna sinirlenmek için sinir hastası olmaya da gerek yok ama neyse.